02/08/2026
Her karşılaşma yalnızca iki insanın buluşması değildir; aynı zamanda iki ayrı bilinçdışının da karşılaşmasıdır.
Bu karşılaşmada insan, nasıl bir ilişkinin içinde olduğunu, ne yaşadığını bilinç düzeyinde düşünüyor ve konuşuyor olsa da bu karşılaşmayı şekillendiren bilinçdışıdır.
📌Nasıl yani?
İnsan, geçmişini bugünde yeniden kurandır. Kişi, geçmiş dönemlerdeki bakışı, mimikleri, sesleri, duyguları bugünkü ilişkiye taşır. Yani, veda edilmemiş çocuksu arzular, karşılanmamış duygusal ihtiyaçlar, kişinin iç dünyasındaki içsel çatışmalar, yaşamın erken döneminde kurulan bağlar, yaşanan kayıplar, korkular, kaygılar ilişkileri şekillendirir.
İnsan, ilişkiyi iradesiyle yönettiğini sanabilir, ancak kişinin bireysel dinamikleri geçmiş dönemdeki eksik kalan sahneyi tamamlamak üzerine yön verir. Yani bugün kurduğu ilişki, geçmişin yarattığı eksikliği, boşluğu tamamlamak üzerine kurulur. Bir karşılaşmada nasıl bir ilişki içinde olduğunu, ne yaşayacağını bil-e-meyen insan, bil-e-meme hâlini, eksiklikten doğan aşkını düşlemleri ile doldurur.
Kişi, kendi gerçekliğiyle tanışmaya başladıkça karşılaştığı kişiyle de gerçekten tanışmaya başlar.
Yani kişinin kuracağı bağ, öncelikle kendisiyle kurduğu bağın niteliğine dayanır.
Kişi çatışmalarını tanımadığında ise, düşlemlerinin yarattığı hayal kırıklığıyla karşılaşır ve bir kez daha geçmişini tekrar etmiş olur.
➡️www.busradagdelen.com
➡️[email protected]