Uzm. Dr. Tuğba Didem Kuşcu

Uzm. Dr. Tuğba Didem Kuşcu Çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı

17/06/2026

Çocukluk döneminde inat davranışı düşünüldüğü kadar basit değildir. Bazen gelişimsel bir süreçtir; çocuk kendi benliğini, sınırını ve kontrol alanını keşfetmeye çalışıyordur. Bu doğal bir bağımsızlaşma çabasıdır. Ancak bazı durumlarda inat davranışı bir “kişilik özelliği” değil; çocuğun duygusal dünyasında bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteren güçlü bir sinyal olabilir.

Çocuk, kelimeler yerine davranışlarıyla konuşur.
Özellikle duygularını adlandırmakta zorlanan çocuklar;
• direnç,
• karşıt davranış,
• kurallara isyan,
• ani öfke patlamaları
ile duygusal yüklerini dışa vurabilir.

İnat bazen şunların habercisidir:
• aşırı kaygı,
• güven ihtiyacı,
• kontrol kaybı,
• duyulmama hissi,
• zorlayıcı yaşam olayları,
• kardeş kıskançlığı,
• okul uyum sorunları.

Çocuğun inadı “kötülük” değil, çoğu zaman “yardım çağrısıdır.”
Önemli olan davranışa değil, davranışın altındaki duyguya bakabilmektir.

🧠 Ergenlik dönemi, beynin kimlik gelişimiyle beden algısının çarpıştığı kritik bir evredir.Bu yaşlarda beyin; sosyal ger...
02/06/2026

🧠 Ergenlik dönemi, beynin kimlik gelişimiyle beden algısının çarpıştığı kritik bir evredir.
Bu yaşlarda beyin; sosyal geri bildirimlere, beden değişikliklerine ve toplumsal normlara karşı aşırı duyarlıdır. Hormonal değişimlerle birlikte beden hızla dönüşür: kilo artışı, sivilceler, boy uzaması, yağ dağılımı, cilt değişimi… Bu ani değişim, ergenin kendini “yabancı” hissetmesine neden olur.

🌍 Sosyal medyanın idealize edilmiş görüntüleri beden algısını daha da kırılganlaştırır.
Sürekli filtreli yüzler, mükemmel vücutlar, kusursuz pozlar gören ergen beyninde kıyas döngüsü oluşur. Çünkü ergen beyninin ödül sistemi, sosyal karşılaştırma karşısında daha yoğun tepki verir. Bu döngü, ergenlerde:
• Yetersizlik hissi
• Ayna karşısında takılı kalma
• Mükemmel olma baskısı
• Beden utancı
• Yeme bozukluğu riskinin artması
gibi sonuçlara yol açabilir.

Ergenlikte beden algısı sadece görünüşle ilgili değildir — değer, kabul, kimlik ve aidiyet alanlarını direkt etkiler.

Öfke, çocuklardaki en kolay çıkan ama en yanlış yorumlanan duygudur.Aslında öfke bir “üst duygu”dur; altındaki asıl duyg...
26/05/2026

Öfke, çocuklardaki en kolay çıkan ama en yanlış yorumlanan duygudur.
Aslında öfke bir “üst duygu”dur; altındaki asıl duygu genellikle daha kırılgan ve çocuğun ifade edemeyeceği kadar karmaşıktır.
Örneğin:
• Korku → “Ya beni bırakırsanız?”
• Kırgınlık → “Beni neden anlamıyorsun?”
• Yetersizlik → “Başaramayınca utanıyorum.”
• Utanç → “Hata yaptım ama nasıl söyleyeyim?”
• Ayrılık kaygısı → “Siz gidince kötü hissediyorum.”

🧠 Sinir sistemi açısından bakarsak:
Çocuklar duygularını sözel olarak düzenleyemediklerinde amigdala aşırı aktif hale gelir. Bu da öfke patlaması, itme–çekme, ağlama nöbetleri veya agresif davranışlar şeklinde dışa vurulur. Çocuğun öfkesine tepki vermek yerine altında yatan duyguyu fark etmek, çocuğu hızla sakinleştirir ve daha sağlıklı bağlanma sağlar.

Öfke bir davranış bozukluğu değil; yardım çağrısıdır. Çocuğun öfkesini anlamak, ebeveyn–çocuk ilişkisini dönüştüren en güçlü adımdır.

Ergen beyninde sosyal medya güçlü bir nörokimyasal uyarıcıdır.Ergenlikte dopamin sistemi çok aktiftir ama kontrol mekani...
22/05/2026

Ergen beyninde sosyal medya güçlü bir nörokimyasal uyarıcıdır.
Ergenlikte dopamin sistemi çok aktiftir ama kontrol mekanizması (prefrontal korteks) tam gelişmediği için sosyal medya beğenileri, mesajlar, takip bildirimleri yüksek dopamin patlamaları yaratır. Bu, ergenin zihninde “kendimi iyi hissetmek için buraya dönmeliyim” algısı oluşturur. Uzun süreli sosyal medya kullanımı bu nedenle çoğu zaman bir duygusal regülasyon stratejisidir.

🧠 Ergen sosyal medyada üç temel boşluğu doldurmaya çalışır:

Ait olma: Gruba dahil hissetme, yalnızlık duygusunu bastırma.
Onay: Değer görme, beğenilme, görünür olma ihtiyacı.
Kaçınma: Kaygı, öfke, sıkılma, başarısızlık hissi gibi zor duygulardan kaçma.

Ancak dopaminin hızlı yükselip hızlı düşmesi nedeniyle sosyal medya, ergenlerde bağımlılık döngüsü, kıyaslanma stresi, kendinden memnuniyetsizlik ve yetersizlik hissi yaratabilir.
Uzun süre kullanım, beynin haz eşiğini düşürür ve gerçek hayattaki aktiviteler “sıkıcı” gelmeye başlar.

Oyun, çocuğun bilinçdışının dili gibidir.Çocuklar duygularını yetişkinler gibi cümlelerle ifade edemedikleri için oyun s...
19/05/2026

Oyun, çocuğun bilinçdışının dili gibidir.
Çocuklar duygularını yetişkinler gibi cümlelerle ifade edemedikleri için oyun sırasında semboller, roller ve hikâyeler aracılığıyla iç dünyalarını dışa vururlar. Eğer bir çocuk oyunlarında aynı temayı tekrar tekrar sahneliyorsa —örneğin kurtarma, kaybolma, kavga, kontrol, cezalandırma, güç mücadelesi, kaçma— bu durum, çocuğun zihninde çözmeye çalıştığı bir çatışmanın işaretidir. Bu bir travma etkisi olabilir, kontrol kaybı hissi olabilir, kardeş kıskançlığı, okuldaki stres veya ebeveyn ayrılığı gibi bir durumun yansıması olabilir.

🔍 Tekrarlayan temalar, çocuğun sinir sistemi için bir “duygusal düzenleme çalışmasıdır.”
Nöropsikolojiye göre çocuklar yaşadıkları duyguyu oyun içinde tekrar ederek hem kontrol hissi kazanır hem de beyin bu duyguyu işlemeye başlar. Örneğin saldırgan oyunlar çoğu zaman bastırılmış öfkenin; kaybolma oyunları ayrılık kaygısının; sürekli kurtarma oyunları ise çocuğun kendini güvende hissetme ihtiyacının göstergesidir.
Bu nedenle ebeveynin oyunu “takip edebilmesi” çok kıymetlidir — çünkü oyun, çocuğun söyleyemediklerini anlatır.

15/05/2026

Ergenlikte “iyiyim” cümlesi çoğu zaman gerçek duygunun değil, sosyal maskenin ifadesidir.
Ergen beyni (özellikle prefrontal korteks) hâlâ gelişim aşamasında olduğu için duyguları düzenleme kapasitesi sınırlıdır. Bu dönemde mahremiyet ihtiyacı artar; ergen duygularını paylaşmanın zayıflık ya da kontrol kaybı yaratacağını düşünebilir. Bu nedenle “her şey yolunda” demesi çoğu zaman “Bilmiyorum nasıl anlatacağımı” veya “Kimse anlamayacak” anlamına gelebilir.

🔬 Uzmanlar ergeni değerlendirirken sözü değil, davranışı takip eder.
• Uyku–iştah değişimi
• Sosyal geri çekilme
• Akademik düşüş
• Öfke patlamaları
• Ani duygu iniş çıkışları
• Odasında uzun süre kapanma
• Aşırı sosyal medya kullanımı
bunlar ergenin “içsel alarm sistemini” gösteren davranışsal bulgulardır.

Ergenler çoğu zaman duygusal süreçlerini gizler çünkü reddedilme, yargılanma veya yanlış anlaşılma korkuları vardır. Bu nedenle “iyiyim” cümlesi her zaman güvenilir bir veri değildir; davranışsal ipuçları daha değerlidir.

12/05/2026

Çatışma yaratan çocuk “zor çocuk” değildir; düzenlemekte zorlandığı bir duyguyu davranış yoluyla dışa vuruyordur.
Çatışma çoğu zaman ihtiyaçların karşılanmaması, duyulmadığını hissetme, kaygı, güven arayışı, sınır test etme veya yoğun duygularla baş edememe hâlinin ifadesidir. Çocuk konuşamaz, tarif edemez ama davranışıyla “beni görün”, “biri beni duysun”, “yardıma ihtiyacım var” mesajı verir.

🧠 Nörobilim bize şunu gösterir:
Çocuk beyninin ön lobu henüz gelişmediği için duygularını düşünerek düzenleyemez. Bu nedenle çatışma yaratma; bir iletişim dili, duygu boşaltma yöntemi ya da bağlanma sinyali olabilir. Sık çatışma yaşayan çocukların çoğu:
• Sınırın nerede olduğunu anlamaya çalışıyordur,
• Duygusal yoğunluk yaşıyordur,
• Kontrolden korkuyordur,
• Güvende hissetmeye ihtiyaç duyuyordur.

Çatışmayı davranış olarak bastırmak değil; nedenini anlamak çocuğun davranış döngüsünü sağlıklı hâle getirir.

27/04/2026

Birçok ebeveyn, çocuğuna sınır koyduğunda onu kıracağını, üzebileceğini veya sevgisinin azalacağını düşünür.
Bu yüzden “hayır” demek zor gelir… istekler karşılanır, kurallar esnetilir, her şey çocuk üzülmesin diye yapılır.

Ama çocuklar için sınır; bir engel değil, güven duygusunun temelidir.
Sınır koyulmayan çocuklar, dünyanın nereye kadar güvenli olduğunu bilemez.
Ne kadar zorlayabileceklerini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu, hangi davranışlarının kendine ya da başkasına zarar verebileceğini fark edemezler.

Sınır koymamak:
• kısa vadede huzur verir,
• ama uzun vadede kaygıyı artırır.

Çünkü çocuk sınır görmediğinde kendini “yönetilmesi çok zor bir güç” gibi hisseder.
Bu duygu özgürlük değildir, kontrol kaybıdır.
Ve çocuk, içten içe şöyle düşünür:
“Demek ki beni koruyacak bir çerçeve yok…”

En sağlıklı büyüme “sıcaklık + sınır” dengesinde olur.
Sınır sevgiyi azaltmaz—sevgiyi güvenli yapar.

✨ Sınır koymak sevginin karşıtı değil; biçimidir.

20/04/2026

Bir çocuk “hayır” kelimesine aşırı tepki veriyorsa bu inatçılık değil, düzenlenemeyen duygu tepkisidir.
Çocuk için “hayır”:
• sınır,
• engellenme,
• kontrol kaybı
anlamına gelebilir.

Bu durumun altında genellikle şu dinamikler vardır:
• Küçükken çok fazla isteklerinin anında karşılanmış olması
• Sabır kasının zayıf olması
• Duygusal olarak sakinleşmeyi öğrenememiş olması
• Hayal kırıklığı toleransının düşük olması
• Ebeveynin sınır koymaktan kaçınması
• Çocuğun duygularına yer açılmaması

“Hayır” duymak, çocuğun duygusal kaslarını çalıştırır.
İlk başta öfke, ağlama, isyan olabilir—bu normaldir.
Ama süreç içinde çocuk şunu öğrenir:
“İsteklerim hemen olmayabilir ama bu sevildiğim gerçeğini değiştirmez.”

✨ “Hayır” bir ceza değil; duygusal dayanıklılık eğitimidir.

Kendine zarar vermek, bir “dikkat çekme” davranışı değildir.Bu çok yanlış ve tehlikeli bir inanıştır.Aslında bu davranış...
17/04/2026

Kendine zarar vermek, bir “dikkat çekme” davranışı değildir.
Bu çok yanlış ve tehlikeli bir inanıştır.

Aslında bu davranış, kişinin duygusal yükü kaldıramadığında bedenine yönelmesidir.
Bir tür “acıya çevirerek dayanma” yöntemidir.

Kendine zarar verme davranışı olan çocuk/ergen:
• yoğun duygularla başa çıkamaz,
• kendini ifade etmekte zorlanır,
• içsel bir boşluk hisseder,
• duygusal acıyı tanımlayıp yönetemez,
• kendini suçlar,
• kontrol duygusunu bedeninde arar.

Genellikle şu sinyaller görülür:
• uzun kollu giyme alışkanlığı,
• dürtüsel çıkışlar,
• ani duygu değişimleri,
• odasına kapanma,
• benlik değeri düşüklüğü,
• “kimse beni anlamıyor” hissi.

Bu davranış bir isyan değil, yardım çağrısıdır.
Kişi kelimelerle söyleyemediğini bedeniyle ifade etmeye çalışır.

✨ Kendine zarar verme bir sorun değil; acının dili olabilir.

Address

Fenerbahçe Mah Bağdat Caddesi Gündüz Apt No:160/1 D:9 Kadıköy
Istanbul

Opening Hours

Monday 10:00 - 18:00
Tuesday 10:00 - 18:00
Wednesday 18:00 - 17:00
Thursday 10:00 - 18:00
Friday 10:00 - 18:00
Saturday 11:00 - 15:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzm. Dr. Tuğba Didem Kuşcu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Featured

Share