Uzman Klinik Psikolog Burcu Gerdaneri Eker

Directions

Uzman Klinik Psikolog Burcu Gerdaneri Eker Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Uzman Klinik Psikolog Burcu Gerdaneri Eker, Medical Service, Ataköy 9. Kısım A14.A D.13 Bakırköy (Ataköy/Şirinevler Metrobüs durağı, Istanbul.

28/09/2026

📌Travmayı atlattık diye düşünürüz ama bastırdıysak hayatımızı farkında olmadan kontrol ediyor olabilir.

📌Beynimizin travmayla başa çıkmak için en sık kullandığı sağlıksız başa çıkma yoludur bastırma.

📌Travmayı bastırmak, unutmak değildir. Sadece yerini değiştirmektir.

📌Çünkü bastırdığımız şey bilinçten çıkar ama bedenden çıkmaz. Sonra küçük bir şeyde beklenmediğimiz kadar öfkelenebiliriz ya da aslında üzülmemiz gereken bir yerde hiçbir şey hissetmeyebiliriz. Bazı insanlara gereğinden fazla tepki verir, bazılarından ise sebepsiz uzaklaşırız.

📌Ve çoğu zaman kendimize şunu sorarız: “Ben neden böyle tepki verdim?”

📌Aslında o tepki bugüne değil, geçmişte bastırılmış bir şeye aittir. Bastırmak bizi korumaya çalışır ama aynı zamanda bizi sıkıştırır.

Peki ne yapmalı?,

📌O duygunun güvenli bir şekilde ortaya çıkmasına izin vermeli, yüklenebildiğimiz kadarını taşıyarak o duyguyla başa çıkmayı sağlamalıyız.

📌Bu bizi duyguları yönetmeyi bilen böylece sağlıklı tepkiler verebilen dengeli bir kişiye dönüştürür.

21/09/2026

📌İlişkinizde neden sürekli bir taraf kovalarken diğeri kaçıyor?
📌Sürekli ‘Beni neden ihmal ediyorsun?’ diyen kişi siz misiniz, yoksa ‘Üstüme gelme, biraz nefes alayım’ diyerek uzaklaşan mı?
📌Bu bir oyun değil, bu sizin ‘bağlanma stiliniz’. Kaygılı bağlananlar sevildiklerinden emin olmak için sürekli yakınlık ister; kaçıngan bağlananlar ise baskı hissettiklerinde kendilerini güvende hissetmek için kaçarlar. Ve tabi ki, bu ikili birbirini mıknatıs gibi çeker ama aynı zamanda birbirini en çok tüketen de yine bu ikilidir.
📌Buradaki asıl mesele, partnerinizin sizi sevip sevmediği değil, geçmişten gelen çocukluk yaralarınızın o anki tartışmada tetiklenmesidir.
📌Yani aslında birbirimizle değil, kendi geçmişimizdeki o korkularla savaşıyoruz.
📌Peki, bu kovalama-kaçma döngüsünü nasıl durdururuz? İlk adım, kendi bağlanma stilinizin farkına varmak. Siz hangisisiniz? İlişkinizde daha çok kovalayan mı, yoksa kaçan taraf mı?

14/09/2026

📌Sürekli olumsuz düşüncelerden şikayetçi misin? O zaman sana kötü ama aslında oldukça özgürleştirici bir haberim var: Düşüncelerini kontrol edemezsin.
📌Zihnimiz tıpkı kalbimizin atması gibi, durmaksızın düşünce üretir. Bu onun doğasıdır. Ve bunların hepsi hoşumuza giden düşünceler olmayabilir; bazen saçma, bazen rahatsız edici, hatta bazen bizi korkutan düşünceler de zihnimizden geçer.
📌Peki sorun bu düşüncelerin gelmesi mi? Hayır. Sorun, onlara yüklediğimiz anlam. Bir düşünceye ‘Bu çok kötü, neden böyle düşünüyorum?’ diye takılıp kaldığımızda, ona daha fazla dikkat kesiliriz. Dikkat verdiğimiz şey ise zihnimizde daha görünür hale gelir ve döngü başlar.
📌Peki bu kısır döngüden nasıl çıkarız? Kontrol etmeye çalışmak yerine ne yapmalıyız?

07/09/2026

📌Her insan sınır ihlalini açık şekilde yapmaz.
📌Daha örtülü şekilde, pasif agresif dediğimiz bir davranış şekliyle durumu yönetmeye çalışabilir
📌Doğrudan söylemek yerine
ima etmek…
trip atmak…
sessizleşmek…
geri çekilmek…
📌Sınır koyduğumuzda bazı insanlar açıkça öfkelenmez ama davranışları değişir; mesafe koyar, soğur, suçlu hissettirmeye çalışır.
“Ben bir şey demiyorum zaten…”
“Sen nasıl istiyorsan…”
“Ben kötü oldum yine…”
📌Böyle durumlarda kendimizden şüphe etmeye başlayabiliriz.
“Acaba fazla mı abarttım?”
“Yanlış mı yaptım?”
📌Oysa pasif agresif davranışın amacı çoğu zaman problemi çözmek değil, duyguyu dolaylı yoldan karşı tarafa aktarmaktır.
📌Şunu tekrar hatırlayalım; karşımızdaki kişinin rahatsız olması, bizim sınırımızın yanlış olduğu anlamına gelmez.
📌Bazen insanlar açıkça kontrol edemedikleri yerde suçluluk oluşturarak kontrol etmeye çalışır.
📌Bu yüzden pasif agresif davranışlarla karşılaştığımızda her duyguyu üstlenmek yerine şunu sormak gerekir:
“Bu gerçekten benim sorumluluğum mu?”
📌Çünkü sağlıklı iletişim ima ile değil, netlikle kurulur.

31/08/2026

📌Farklı insanlar, farklı ortamlar ama sonunda aynı hayal kırıklıkları...
📌Ben neden hep aynı şeyleri yaşıyorum!
📌Çünkü mesele çoğu zaman dışarıdaki insanlar değil,
zihnin tanıdık olana yönelme şekli. Beyin için tanıdık olan iyi ya da sağlıklı olmak zorunda değil. Sadece bilindik olması yeterli.
Bu yüzden, bizi yoran ilişkilere çekiliriz.
Kendimizi sürekli açıklamak zorunda kaldığımız insanlara…
Değer görmek için çabaladığımız ortamlara…
Ya da hep aynı şekilde kırıldığımız döngülere.
📌Çünkü zihnimiz:
“Bunu biliyorum”
“Burada nasıl davranacağımı biliyorum.”
der.
📌Aslında tekrar ettiğimiz şey, acı değil, alışılmış olanın verdiği “sahte güven” hissidir. Değişim bu yüzden kolay hissettirmez. Çünkü yeni olan belirsiz hissettirir.
Sınır koymak garip gelir.
Sessiz kalmamak riskli hissettirir.
Farklı davranmak bile bazen suçluluk yaratır.
📌Yani tekrar ettiğimiz mutsuz olduğumuz şeyler değil, alışık olduğumuz şeylerdir.
📌Bu döngüleri kırmak için,
bazen sadece bunu farketmek bile yeterli olur.

08/08/2026

📌İlişkinizin yavaş yavaş zehirlendiğini fark ediyor musunuz?
📌Birbirinizi çok sevseniz bile, farkında olmadan ilişkinizi içeriden çürüten dört gizli katil var; ‘Mahşerin Dört Atlısı’ 📌Bu iletişim hatalarından birini bile yapıyorsanız, tehlike çanları çalıyor demektir.
📌İlk sırada “eleştiri” var; yani partnerinizin kişiliğine, ‘Sen hep böylesin’ diyerek doğrudan saldırmak.
📌İkincisi, belki de en yıkıcı olan “hor görme”; alaycı bir gülüş, o küçümseyen göz devirmeler... Bu, sevginin antitezidir.
📌Üçüncü olarak, hata yaptığınızda hemen kalkanlarınızı kaldırıp “savunmaya geçmek”; asla sorumluluk almamak.
📌Ve sonuncusu, “duvar örme”; tartışma anında iletişimi tamamen kesip ‘ben yokum’ diyerek o görünmez duvarların ardına saklanmak.
Peki, bu zehirli döngüden kurtulup ilişkiyi nasıl kurtarabilirsiniz?
📌İşin püf noktası ‘tamir etme’ becerisinde saklı. Yani, gerginliği fark ettiğiniz anda ‘dur’ diyebilmek, savunmaya geçmek yerine partnerinizin ihtiyacını duymaya çalışmak ve bir hata yaptıysanız bunu sahiplenip özür dileyebilmek.

01/08/2026

İlişkilerde yaşanan sorunlarda en sık sorulan sorulardan biri şudur: "Önce bireysel terapiye mi başlamalıyım, yoksa çift terapisi mi daha doğru olur?"

Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur. Çünkü hangi terapi yönteminin daha uygun olduğu, yaşanan sorunun kaynağına göre değişir.

Bireysel terapi, kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını anlamasına odaklanır. Kaygı, depresyon, travma, öfke kontrolü, özgüven sorunları veya geçmiş yaşantıların bugünkü ilişkileri nasıl etkilediğini çalışmak için uygun bir seçenektir.

Çift terapisi ise ilişkinin kendisini merkeze alır. Amaç, kimin haklı olduğunu bulmak değil; iletişim biçimlerini, çatışma döngülerini, beklentileri ve duygusal ihtiyaçları birlikte anlamaktır.

Bazı durumlarda yalnızca bireysel terapi yeterli olabilir. Bazı durumlarda ise hem bireysel hem de çift terapisi birlikte yürütülebilir. Örneğin geçmiş travmalar ilişkiyi etkiliyorsa, kişinin kendi terapi süreci ile çift terapisinin eş zamanlı ilerlemesi faydalı olabilir.

Önemli olan terapiyi bir "son çare" olarak görmek yerine, ilişkiyi güçlendiren ve kişisel gelişimi destekleyen bir süreç olarak değerlendirmektir.

📌 Terapi seçiminin doğru ya da yanlışından çok, ihtiyaca uygun olması önemlidir. Bazen ilişkiyi iyileştirmek için önce bireyin kendisini anlaması gerekir; bazen de ilişkinin dinamiklerini birlikte çalışmak en doğru adımdır.

"Gün içinde hiç boş vaktim olmadı.""Çok yoğunum.""Dinlenmeye fırsat bulamıyorum."Bu cümleler günümüzde çoğu zaman bir şi...
25/07/2026

"Gün içinde hiç boş vaktim olmadı."

"Çok yoğunum."

"Dinlenmeye fırsat bulamıyorum."

Bu cümleler günümüzde çoğu zaman bir şikâyetten çok, fark edilmeden bir başarı göstergesi gibi sunulabiliyor. Psikolojide bu durum "conspicuous busyness" (gösterişçi meşguliyet) olarak tanımlanır. Yani kişinin sürekli meşgul olmasını yalnızca bir yaşam biçimi değil, aynı zamanda değerinin ve statüsünün kanıtı olarak görmesi.

Modern toplumda üretken olmak çoğu zaman "değerli olmak" ile eş anlamlı hale gelebiliyor. Bu nedenle birçok insan, dinlendiğinde suçluluk hissediyor; boş kaldığında ise kendisini yetersiz veya başarısız hissetmeye başlayabiliyor.

Bu döngü zamanla şu inançlara dönüşebilir:

• "Boş oturuyorsam yeterince çalışmıyorum."
• "Dinlenmek zaman kaybıdır."
• "Ne kadar meşgulsem o kadar önemliyim."
• "Sürekli üretmeliyim."

Bu düşünce yapısı kısa vadede başarıyı artırıyor gibi görünse de uzun vadede tükenmişlik, kronik stres, kaygı ve yaşam doyumunda azalmaya neden olabilir. Çünkü kişi artık yaptığı işi değil, meşgul olma halini kimliğinin bir parçası haline getirmeye başlar.

Gerçek üretkenlik, sürekli çalışabilmek değil; çalışmakla dinlenmek arasında sağlıklı bir denge kurabilmektir. Dinlenmek, tembellik değil; zihnin ve bedenin yeniden güç toplama sürecidir.

📌 Sürekli meşgul olmak, her zaman verimli olduğunuz anlamına gelmez. Bazen en büyük ihtiyaç, biraz yavaşlayabilmektir.

18/07/2026

📍Sınır koyduğumuzda çevremizdeki çoğu kişi bunu hemen kabul etmez.
📍Çünkü bize değil bizim onlarla kurduğumuz düzene alışırlar.
📍Biz değişmeye başladığımızda
ilişkinin dengesi de değişir.
📍Özellikle bize çok yakın sosyal çevremiz, ailemiz bundan rahatsız olur.
“Abartıyorsun.”
“Eskiden böyle değildin.”
“Çok değiştin.” gibi ifadeleri sık sık duymaya başlarız.
📍Bu iyi hissettirmez ama doğru yolda olduğumuzun da iyi bir sağlamasıdır.
📍Bunlar sınırımıza değil,
bizim değişimimize verilen tepkilerdir.
📍Burada hemen şu hataya düşebiliyoruz:
Karşı taraf anlamayınca
kendi sınırımızdan şüphe etmek.
📍Oysa, bir sınırın doğru olup olmadığını
karşı tarafın verdiği tepki belirlemez.
📍Sınır koyduğumuzda, herkesin hoşuna da gitmez.
📍Ve bazen insanlar bizim sınırımıza bir kez değil, birkaç kez temas eder.
📍Bu yüzden sınır koymak tek seferlik bir konuşma değil, tutarlılık gerektiren bir süreçtir.
📍Aynı noktayı sakin, net ve kararlı şekilde tekrar edebilmek gerekir.
📍Çünkü sağlıklı sınırlar öfkeyle değil, netlikle korunur.
📍Bize sadece sınırsız erişebildiğinde yakın duran insanlar, gerçek yakınlığa değil; erişime alışmıştır.

Overthinking, düşünmek değildir; düşüncenin içinde sıkışmaktır.Zihin bir konuyu analiz etmeye çalışırken çözüm üretmek y...
29/06/2026

Overthinking, düşünmek değildir; düşüncenin içinde sıkışmaktır.
Zihin bir konuyu analiz etmeye çalışırken çözüm üretmek yerine sürekli yeni ihtimaller yaratır.

Beyin aşırı düşünürken:
• Tehdit algısı artar
• Kaygı yükselir
• Karar verme zorlaşır
• Uyku bölünür
• Duygular sağlıklı işlenemez

Overthinking genellikle şunlardan beslenir:
• Belirsizlik korkusu
• Hata yapmaktan aşırı kaçınma
• Geçmiş travmalar
• Onay ihtiyacı
• Mükemmeliyetçilik

Aşırı düşünmenin panzehri daha fazla düşünmek değil; düşünceyi durdurmayı öğrenmek değil…
Düşünceyi başka bir düşünceyle değil, bedenle düzenlemektir: nefes, hareket, yavaşlama, anda kalma.

Address

Ataköy 9. Kısım A14.A D.13 Bakırköy (Ataköy/Şirinevler Metrobüs Durağı
Istanbul
34740

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Klinik Psikolog Burcu Gerdaneri Eker posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Sponsored

Share