BiR ADIM AT

Call Directions Website Contact the practice

BiR ADIM AT Whatsapp 05324740636
🔅Sosyolog
🔅Aile Danışmanı
🔅ICF ACC Profesyonel Koç
🔅Kişilerarası İlişki Mimarı
🔅Power Codes ve Sun Codes Uygulayıcısı
🔅Theta Healing

29/08/2026

30 Ağustos Zafer Bayramı, bir milletin bağımsızlık ve özgürlük uğruna gösterdiği eşsiz iradenin, azmin ve kahramanlığın simgesidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Milli Mücadele, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile taçlanmış; Türk milleti kendi geleceğine tek bir pranga dahi vurulamayacağını tüm dünyaya ilan etmiştir.

Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk; Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti’ni, ilim, akıl ve cumhuriyet değerleri ışığında sonsuza dek yaşatmak ve hep daha ileriye taşımaktır.

Bağımsızlığımızın mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, tüm silah arkadaşlarını ve vatan toprağı uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun🇹🇷🇹🇷🇹🇷





Selma Ergin

Karşınızdaki insanın duygularını onun yerine yaşamaya çalışmayın; kendi duygunuzu dürüstçe ifade edin.“Onu kırmaktan çok...
27/08/2026

Karşınızdaki insanın duygularını onun yerine yaşamaya çalışmayın; kendi duygunuzu dürüstçe ifade edin.

“Onu kırmaktan çok korkuyorum. Zamanında çok kırdım, daha fazla kırmak istemiyorum. Çünkü o çok alıngan, çok narin bir insan.”

Peki gerçekten öyle mi?
Yoksa karşınızdaki insanın ne hissedeceğini siz mi tahmin ediyorsunuz?

Bazen ilişkilerde niyet okumaya başlarız.
“Bunu söylersem üzülür.”
“Bunu yaparsam kırılır.”
“Derdimi anlatırsam beni yanlış anlar.”
“Şimdi bunu söylemenin sırası değil.”

Sonra kendi sıkıntılarımızı, ihtiyaçlarımızı, öfkemizi, kırgınlıklarımızı içimize atarız.
Karşımızdaki insan üzülmesin diye kendimizi sustururuz.

Ama burada çok önemli bir şey gözden kaçar;
Bir insanın ne hissedeceğini önceden bilemezsiniz.
Onun adına karar veremezsiniz.
Onun adına üzülüp onun adına susamazsınız.

Belki de siz “Onu koruyorum” zannederken, ilişkinin içinde görünmeyen bir mesafe yaratıyorsunuz.

Çünkü söylemediğiniz her şey birikir.
İçinize attığınız her kırgınlık büyür.
Söylemediğiniz her ihtiyaç, zamanla beklentiye dönüşür.

Ve bir gün karşınızdaki insan, neden uzaklaştığınızı bile anlamadan sizden uzaklaşmış olabilir.

Bu yüzden niyet okumayı bırakın.
“Bunu söylersem ne olur?” diye onun yerine karar vermek yerine kendinize sorun:

“Ben ne hissediyorum?”
“Benim ihtiyacım ne?”
“Bunu sağlıklı bir şekilde ifade etmek için ne yapabilirim?”

Çünkü ilişkinin kaderini, varsayımlar değil iletişim belirler.

Karşınızdakinin ne hissedeceğini kontrol edemezsiniz.

Ama nasıl konuşacağınızı, neyi ifade edeceğinizi ve kendi sınırlarınızı nasıl koruyacağınızı seçebilirsiniz.

Ve unutmayın:
Güç sizde.

Çözümü de başkasının zihninde değil, kendi içinizde bulacaksınız.

Bazen bir ilişkiyi korumanın yolu susmak değil;
kırmadan, saklamadan ve varsaymadan konuşabilmektir.


özfarkındalık
SelmaErgin
Selma Ergin

21/08/2026

Pek çoğumuz “Bu yıl kesinlikle hedefime ulaşacağım” cümlesini kurarız ama birkaç hafta sonra aynı rutinlerimize geri döneriz.

Sorun hedeflerin kendisinde değil; istek ile hedef arasındaki farkın belirsizleşmesinde.
İstekler arzu yaratır, hedefler ise sistem ve disiplin kurar.

Gerçekten bir hedefin mi var, yoksa sadece temennide mi bulunuyorsun?

Herkes başarılı olmak, daha iyi yaşamak ya da hayallerine ulaşmak ister.
Ancak “istemek” tek başına bir eylem planı değildir. Bir şeyleri sadece istemek lafta kalırken, onu somut bir hedefe dönüştürmek hayatı değiştirir.

İstek ile Hedef Arasındaki 3 Temel Fark
* İstekler Somut Değildir, Hedeflerin Takvimi Vardır: “Daha sağlıklı olmak istiyorum” bir istektir. “Haftada 3 gün 40 dakika yürüyüş yapacağım” ise net bir hedeftir.

* İstekler Duyguya, Hedefler Disipline Dayanır: İstek, motivasyon varken hareket eder. Hedef ise motivasyon bittiğinde sistemin devreye girmesini sağlar.

* İstekler Sonuca, Hedefler Sürece Odaklanır: Sadece sonuca odaklandığında erteleme başlar. Süreci tasarladığında ise her gün küçük bir adım atarsın.

Lafta kalan hedefler, genellikle nasıl adım atılacağı düşünülmemiş ham hayallerdir.

Bir hedefi lafta kalmaktan kurtarmanın tek yolu, onu bugün atabileceğin en küçük, en önemsiz görünen adıma kadar indirgemektir.

Bugün lafta kalan bir isteğini, takvimi olan somut bir adıma dönüştürmeye var mısın?
Ertelenen o tek adımı belirle ve harekete geç.


Farkındalık
Selma Ergin

31/07/2026

Çocukken Sizi Koruyan Zırhlar, Bugün Yükünüz Mü Oldu?

“Hayır” diyememek, sürekli insanları memnun etmeye çalışmak, aşırı kontrol ihtiyacı, kimseye güvenememek, kaygı ya da derin bir yetersizlik hissi...

Bunların çoğu zaman kendimizde sevmediğimiz, kurtulmak istediğimiz “zorlayıcı kişilik özellikleri” olarak görürüz.
Peki ya size bunların bir zamanlar sizi korumak için ortaya çıkmış kalkanlar olduğunu söylesem?

🌱 İçinizdeki Küçük Çocuğun Hayatta Kalma Rehberi
Çocuk yaştaki çaresizliğinizle güvende kalmak, sevgiyi ve kabulü kaybetmemek, hayati bir ihtiyaçtı. Ve siz de o küçük çocuğu korumak için farkında olmadan bu zırhları kuşandınız:

❣️Eleştirilmekten korunmak için mükemmeliyetçi oldunuz.
📍Reddedilme korkusuyla “hayır” diyemeyip, herkesi memnun etmeye çalıştınız.
❣️Belirsizlikten duyduğunuz korkuyla her şeyi kontrol etmek istediniz.
📍Güvenilmez bir dünyada kimseye güvenemeyen o tetikte halinizi korudunuz.

O dönemde bu davranışlar birer zırhtı ve içinizdeki küçük çocuğu gerçekten de korudu.

📍Ama Artık O Çaresiz Çocuk Değilsiniz🧬

Bugün yetişkin halinizle hâlâ aynı zırhları giymeye devam ettiğinizde, o zırhlar sizi korumak yerine hareket etmenizi engellemeye, sizi ruhsal olarak yormaya başlar.

Çünkü artık çaresiz değilsiniz🤩

Kendi sınırlarınızı çizebilecek, kendi güvenliğinizi sağlayabilecek ve kendi ihtiyaçlarınızı gözetebilecek güce sahipsiniz🌀

Artık o eski savunma mekanizmalarına ihtiyacınız kalmadı.

Unutmayın:
Bu saydıklarımız sizin karakteriniz ya da değişmez kaderiniz değil; sadece geçmişte işe yaramış ama artık ihtiyacınız olmayan öğrenilmiş davranış kalıplarınız.

Bir şeyin nedenini anladığınızda, onu değiştirme gücünü de elinize alırsınız.

Farkına vardığınız her kalıbı, yetişkin aklınızla ve özşefkatle dönüştürmek sizin elinizde💝

✨ Bugün kendinize sorun:

“Hangi davranışım geçmişte beni koruyordu ama bugün taşımakta zorlandığım bir yüküm olmaya başladı?”

Düşüncelerinizi yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın.




Selma Ergin

15/07/2026

Güçlü enerjisi olan insanların yürüdükleri yollarda bıraktıkları çok belirgin ama adeta görünmez izler vardır.

Hiç dikkat ettiniz mi?
Bazı insanlar girdikleri ortama saniyeler içinde öyle bir güven ve sıcaklık yayarlar ki, etraflarındaki her şey bu görünmez güce çekilmeye başlar.

Örneğin, sokakta yürürken yabancıların adres sormak için kalabalığın arasından sadece onları seçmesi tesadüf değildir; sakin enerjileri insanlara doğal bir sığınak hissi verir.

Sadece yetişkinler de değil; sezgileri en saf olan varlıklar, yani çocuklar durup dururken onlara gülümser.
Hayvanlar ise o temiz frekansı hemen hissedip yanlarında olmak ister. Oturduklarında bir kedi gelip yanlarında yatar.

Bu yüksek frekans sadece çevreyle olan ilişkileri de etkilemez, doğrudan kişinin kendi varlığına yansır.
Ruhlarındaki o canlılık sayesinde, her zaman yaşlarından çok daha genç gösterirler.

Hatta girdikleri bomboş bir mağazanın, onlar adım attıktan hemen sonra adeta bir çekim merkezi gibi insanlarla dolup taşması da, bu yüksek enerjinin bolluk ve bereketi çekme gücüdür.
Esnaf, ilk siftahı onunla yapmak ister. Çünkü bilir ki, bereketli bir gün olacaktır.

En güzeli de, bu insanların üzerinde adeta görünmez bir koruma kalkanı olmasıdır; onlara kötülük yapmak isteyenler, o yüksek enerji duvarına çarpıp kendi kazdıkları kuyuya düşerler.

İşte tüm bu işaretleri hayatınızda sıkça yaşıyorsanız, enerjiniz sandığınızdan çok daha güçlü ve etrafınıza ışık saçıyorsunuz demektir.

Kendi gücünüzün ve ışığınızın farkına varın. Siz yürüdüğünüzde dünya sizin enerjinizle şekilleniyor ✨

Peki bu gizemli işaretlerden kaçını hayatınızda bizzat yaşıyorsunuz?
Yorumlarda buluşalım! 👇




Selma Ergin

30/06/2026

Power Codes, son derece güçlü enerji kodlarıdır. Ve en hızlı arınma tekniklerinden biridir.

Her şey titreşimdir yani tüm düşüncelerimiz, hayallerimiz, duygularımız, hepsinin benzersiz bir titreşimi vardır biliyorsunuz.

İçimizde ne tutarsak, dış dünyamızın da titreşimini bize yaratır.
Bir çeşit aynalar kanunu diyebiliriz.

Tutmadığımız şeyi de yansıtamıyoruz. Sadece iyi şeyleri değil, içimizde öfke, nefret ve kin, ne tutuyorsak, bunları yaşamımızda yaratacak olayları aynalamaya başlıyoruz kendimize.

Hayatımıza yansıttığımız o düşünceler ve içimizde tuttuklarımız, beden sağlığımıza etki eden tüm negatif duyguların, olumsuzlukların, bir anlamda anahtarı gibi.

İşte Power Codes’u bir yazılım programı gibi düşünün.
Bilgisayarı açtığınızda ilk önce windows açılıyor.
Ardından da word, Excel, PowerPoint gibi hangi programı çalıştıracaksak, onu seçip çalışmaya başlıyoruz.

Örneğin Word’e basıp kullanabildiğimiz gibi, enerji alanımızda o kodun ismini söylediğimizde o dosya açılıyor.
Size uyumlanmış şifreler gibi düşünün bu kelimeleri ve kodları.
O kelimeyi söylediğimizde yazılımın tamamını çalıştırıyor.

Power Codes seanslarıyla hayatınızın neşe, mutluluk, huzur ve sevgiye açılmasının tadını çıkarmanıza destek oluyorum.
Çünkü Power Codes 300’den fazla temizliyor.

Bu kodlar, bedeninizin doğal onarma gücünü açığa çıkarmak için dizayn edilmiş nazik fakat son derece güçlü enerjileri aktive ederek sizin için çalışır.

Power Codes ile ilgili detaylı bilgi almak, son derece hızlıca çözüme ulaştıran seanslar için randevu oluşturmak için, iletişime geçin.
Sevgiyle.



kişilerarasıilişki
Selma Ergin
Power Codes Healing Technique Başak Yaykın Pirtini | Temiz Bilinçaltı

28/06/2026

Hayatı Iskalamak

Hep söylenir ya; "hayatı ıskalamak" veya "hayata geç kalmak" diye...
Hiç düşündünüz mü, gerçekten nedir bu?

Birini düşünün; kadın ya da erkek, fark etmez.
Hep bir koşuşturma içinde...
Evliyse eşinin ve çocuklarının sorumlulukları, iş hayatında başarıya ulaşma çabası, daha rahat bir yaşam arzusu...
Evli değilse, çevresinde yaşayanların istekleri, hep kendi isteklerinden önce olmuş.

Neredeyse kendinden vazgeçerek bir amaç uğruna yaşarken, bir de bakmış ki yıllar akıp gitmiş.
İş hayatında belli bir kariyer yapmış, belki emekli de olmuş. Çocuklar büyümüş, okuldan mezun olup kendi hayatlarını kurmuş, hatta belki de evlenmişler.

Tam bu dönemde, eşiyle aslında hiçbir zaman gerçek bir uyum yakalayamadığını; bugüne kadar sadece
"Aman elalem ne der?" ya da
"Bu saatten sonra ayrılıkla uğraşamam" diyerek sürdürdüğü evliliğinin çoktan bittiği gerçeğiyle yüzleşir.
Ve “Bunca seneden sonra…” demeden, nihayet bu evliliği sonlandırır.

"Tamam, hayat şimdi başlıyor" diye düşündüğü sırada ise durumun hiç de öyle olmadığını görür. Allen Saunders’ın o meşhur sözündeki gibi olur her şey:
“Hayat, siz başka planlar yapmakla meşgulken, başınıza gelen şeydir.”

Evet; başkalarını memnun etmeye, onların hayatlarını güzelleştirmeye çalışırken kendinden vazgeçmemesi konusunda hayat ona defalarca küçük uyarılar yapmıştır aslında.

Ama o, tüm bu uyarıları göz ardı etmiştir. Hayat ise ona absürt bir sürpriz hazırlar ve adeta acı bir armağan vererek,
“Şimdi de kendinle uğraş” der.

📍Neden mi yazdım bunları?
Bir süre önce; bunca yıl başkalarını hep ön plana koyup kendinden vazgeçerek yaşamış birini dinledim.

Pişmanlığını ve geriye dönüp bu hayatı yeniden yaşama şansının olmamasından doğan o derin üzüntüsünü anlattı bana.
O, şu sıralar kendi hastalığıyla mücadele ediyor.
Ama toparlayacak, iyileşecek; inanıyorum.
Çünkü artık kendisi için gücünü eline aldı.
Başarmaya başladı bile.

Unuttuğumuz bir şeyi her zaman, yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var:
Hayatımızı şekillendiren kararlarda önceliğimiz kendimiz olmalıyız.

“Önce ben” demek, bencillik ya da egoistlik değil; aksine kendi değerinin farkında olmaktır.

Biz kendi değerimizi bilmediğimiz sürece, başkalarından değer görmeyi veya fark edilmeyi de bekleyemeyiz.

Hayatı ıskalamadan, kendinize geç kalmadan bugünü yaşayın. Kendi değerinizin farkında olarak...
Sevgiyle kalın.





̧iselgelişim

Selma Ergin

21/06/2026

Kelimelere sığmayacak kadar büyük bir sevgi, hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar güçlü bir güven: Baba

Hayatın her anında yolumu aydınlatan gölgen, içimi ısıtan sevgin için minnettarım canım babam.

İlk kahramanım, en büyük destekçim...

Babalar Günün kutlu olsun, iyi ki var oldun ve iyi ki babam oldun 🙏💜

Tüm babaların, baba adaylarının, evladına babalık yapan annelerin ve baba olmasa da babalığı sevgiyle yapanların, babalar günü kutlu olsun.

Canım babama kocaman bir sarılma bırakıyorum buraya...
En büyük şansım💫💜



Selma Ergin

18/06/2026

🎯 Beyninin İçindeki “Gizli GPS”i Nasıl Aktif Edersin?

Gideceğiniz yeri bilmeden yola çıksaydınız, navigasyonunuz size nasıl bir rota çizebilirdi?

Çizemezdi, değil mi? İşte hayat da tam olarak böyle işliyor.

Birçoğumuz hayatta körlemesine ilerlediğimizi, adımlarımızın bizi nereye götüreceğini bilmediğimizi hissederiz.

Oysa kaçırdığımız çok önemli bir sır var:
Hayatın boyunca öğrenebileceğin en önemli beceri, doğru hedef belirleme yeteneğidir.

🤖 Sibernetik Hedef Arama Mekanizması Nedir?

Bir kez net bir hedef belirlediğinde, beyninin derinliklerinde adeta bir sibernetik hedef arama mekanizmasını harekete geçirirsin.

Nörobilim buna Retiküler Aktivasyon Sistemi (RAG) diyor.

Bu sistem, beyninin filtreleme mekanizmasıdır. Sen neye odaklanırsan, beyin sana hayatta onu göstermeye başlar.

Sanki hedefin tam olarak nerede olduğunu, oraya nasıl varacağını henüz bilmesen bile; bu mekanizma devreye girdiğinde:

📍Karşına doğru insanlar çıkmaya başlar.

📍Daha önce fark etmediğin fırsatları görmeye başlarsın.

📍Seni hedefine hatasız bir şekilde götürecek bir dizi “kozmik” gücü (aslında kendi algı ve odak gücünü) serbest bırakırsın.

✨ Evren ODAĞINI Ödüllendirir.

Gözlerini kapatıp sadece “kırmızı” rengi düşünürsen, gözünü açtığında odadaki tüm kırmızı objeler sana doğru parlar.

İşte “hedef belirlemek” de böyledir.

Ne istediğini netleştirdiğinde, evren ve beynin el ele verir; seni o hedefe doğru kusursuz bir pusula gibi yönlendirir.

Yolunu kaybetmiş gibi hissettiğinde hatırla:
Sorun yeteneklerinde değil, pusulayı henüz ayarlamamış olmanda olabilir.

Peki senin bugün beyninin GPS’ine girdiğin o net hedef ne?

Yorumlarda paylaş, mekanizmayı başlatalım👇


Başarı
Selma Ergin

10/06/2026

Bir insanın ruhunu besleyecek o büyük güç, bazen sadece iki kelimelik içten bir takdirde saklıdır.

Bazen beklediğimiz tek şey, ruhumuza dokunan o iki kelimelik samimi bir onaydır.

Sevgi, bazen bir bakışta bazen de bir dokunuşta gizlidir; ama pek çoğumuz için sevginin asıl anahtarı kelimelerdir.

Sevdiğiniz kişinin kalbine giden yol, sizin içten ve yapıcı cümlelerinizden geçiyor olabilir.

Çünkü sözler, sadece sesler değil, ruhun en derinindeki duygusal sevgi deposunu dolduran can sularıdır.

Unutmayın ki dil ve sözler çok güçlü.

“Bugün çok şık görünüyorsun” demek ya da yaptığı bir iş için
“Bunu yapman beni gerçekten çok mutlu etti” diyerek teşekkür etmek, sadece birer nezaket ifadesi değildir.

Bu, karşıdaki kişiye,
“Seni görüyorum ve hayatımdaki varlığını takdir ediyorum” demenin en güçlü yoludur.

İçten gelen bir onayın iyileştiremeyeceği yara, cesaret veremeyeceği kalp yoktur:

❣️Cesaret Verin: Sevdiğinizin kendisini güvensiz hissettiği alanlarda gizli kalmış potansiyelini fark edin ve ona inandığınızı hissettirin. Sizin sözleriniz, onun bir hayalini gerçekleştirmesi için gereken o ilk adımı atmasını sağlayacak motivasyon kaynağı olabilir. 

❣️Sevecenlikle Konuşun: Ne söylediğiniz kadar, ses tonunuz ve ifade biçiminiz de önemlidir.
Sevgi dolu bir tonlama, en sert duyguları bile yumuşatabilir; çünkü gerçek sevgi geçmiş hataların kaydını tutmaz, bağışlamayı ve geleceğe odaklanmayı seçer.

❣️Rica Edin, Emretmeyin: Sevgi ricalarda bulunur, talep etmez. Bir ricada bulunmak, karşınızdakinin yeteneklerini ve değerini onaylamak demektir; çünkü sevgi, ancak özgür bir seçim olduğunda anlam kazanır.

Bugün sevdiğiniz insanın kalbine hayat veren, ruhunu besleyen o sevecen sözü söylemek için geç kalmayın.

Ve hep hatırlayın, küçük bir iltifat, bazen bir insanın ruhunu besleyecek kadar güçlü bir etkiye sahiptir.



kişilerarasıilişki
işbirliği

Address

Fenerbahçe/Kadıköy
Istanbul
34726

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 18:00

Telephone

+905526188437

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when BiR ADIM AT posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to BiR ADIM AT:

Shortcuts

Sponsored

Share