23/01/2023
Dünyaya gözlerimizi açtığımız anda bize bakım verenlerle kurduğumuz bağların yetişkinlik döneminde geliştirdiğimiz ilişkilere etkisi olabileceğini biliyor musunuz? Eğer yakın bir ilişki kurmak istiyor ancak terk edileceğinize ya da sevilmeyeceğinize inanıyorsanız, zaten beni terk edecek, zaten ilişki yürümeyecek ben yalnız başıma daha iyiyim diye bir ilişkiye girmek istemiyorsanız, kimseye ihtiyaç duymadığınızı düşünerek tüm yakınlıkları reddediyorsanız, bu ilişkiye kendimi kaptırırım ve kendimi koruyamam diyerek kendinizi uzak tutuyorsanız, ilişkide olduğunuz kişiye bir türlü güvenmiyorsanız ya da bir türlü yakın ilişki kuramamaktan yakınıyorsanız istemeden de olsa ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek doyurucu ilişkiye girmenin önüne geçiyor ya da güzel gidecek bir ilişkiyi sabote ediyor olabilirsiniz. Erken dönemde oluşan ve yetişkin dönemdeki ilişkilere de yansıyan bu tekinsiz, aşırı korumacı ve kaçıngan tutum varsaydığınız acılardan sizi kurtarırken birçok duygusal ihtiyacınızın da karşılanmaması ile sonuçlanmaktadır. Diğer yandan, güvenli bağlanma şeklinde bilinen hem kendinizi hem de başkalarını olumlu olarak değerlendirdiğiniz, bir diğerini kabul edici, ulaşılabilir ve destekleyici olarak gördüğünüz ilişkiler duygusal ihtiyaçları karşılamak için önemlidir. Güvenli üs görevi üstlenen psikoterapi süreci bu yapıların yeniden inşası ve güvenli ilişkinin kurulması açısından önemli rol oynayabilir. Özellikle ilişkiyi sabote eden davranışların ve geçmişten gelen olumsuz duyguların fark edilmesi ve kişinin hem kendisini hem de ilişkilerini gözetebileceği sınırlarının belirlenmesi ile daha tatminkar ve yakın ilişkiler kurulması mümkündür.