24/03/2026
Çoğu zaman farkında olmadan bir zihinsel akışın içindeyiz.
Geçmişten gelen korkular, öğrenilmiş inançlar, otomatik düşünceler zihnimizde bir hikaye yazar. Bu hikaye bazen kaygı vericidir. Biz de bu hikayeyi gerçek sanırız.
Bu yüzden kendimizi yalnız hissederiz, tehlikede hissederiz, eksik hissederiz.
Oysa o an yaşadığımız şey, çoğu zaman zihnin inşa ettiği bir gerçekliktir. Şimdi ve burada olan biteni değil, zihninin ürettiği ‘’hikayeyi” yaşarız.
Ama bir kırılma noktası vardır. “Dur… bu bir film.” Sanki bir korku filmi izlerken kendimizi hikayeye kaptırdığımız ve sonra bir anda gerçekliğe döndüğümüz an gibi.
O anda altımızdaki koltuğu fark ederiz. Nefesimizi fark ederiz. Bedenimizin korkudan gergin olduğunu fark ederiz ve evimizde bir odada oturduğumuzu fark ederiz.
🛑Bu fark ediş, hikayeden uzaklaşmanın başlangıcıdır.
Hikayeye kapılmış haldeyken hikaye çok inandırıcıdır. Bedenle temas kopar. Kaygı daha da güçlenir. Ancak bu döngüyü kırabiliriz. Bunun için önce “hikayeyi” fark etmemiz gerekir.
Şu an dur.
-Hikayeyi fark et.
-Etrafına bak.
-Bedeninde neler oluyor?
-Nefesini fark et.
👉 Amaç:
hikayeyi çözmek değil → şimdi ve burada olana gelerek hikayeden uzaklaşmak
Kaygı dolu kendi hikayelerini düşün.
💭“Mesajıma cevap vermedi, kesin bana kırıldı.”
💭“Kalbim hızlı atıyor, galiba kötü bir şey olacak.”
💭 “Toplantıda rezil olacağım.”
💭 “Herkes benden daha iyi, ben yetersizim.”
💭 “Bir şeyler ters gidiyor, kesin kötü bir şey olacak.”
Bu hikayeler gerçek mi yoksa birer hikaye mi?