Smyrna Psikoloji

Smyrna Psikoloji Smyrna Psikoloji; birey, aile ve çift ve LGBTİ bireylere yönelik terapi uygulamaları gerçekleştiren bir psikoterapi merkezidir.

Hepimizin içinde, bir zamanlar duyulmamış, görülmemiş, anlaşılmamış bir çocuk vardır.Bu çocuk, yetişkinlikte tetiklendiğ...
01/06/2026

Hepimizin içinde, bir zamanlar duyulmamış, görülmemiş, anlaşılmamış bir çocuk vardır.
Bu çocuk, yetişkinlikte tetiklendiğinde suskunlukla, öfkeyle, kaygıyla, terk edilme korkusuyla veya aşırı hassasiyetle kendini gösterir.
İçindeki çocuğa ebeveynlik etmek, bu yaralı kısmı reddetmek değil; ona güvenli bir alan açmaktır:
“Üzülmen normal, ben senin yanındayım.”
“Artık yalnız değilsin.”

💗 İçsel ebeveynlik, kendine şefkat göstermenin en derin hâlidir.
Bu;
• Kendini suçlamak yerine anlamak,
• Hatalarını kırbaçlamak yerine öğretici görmek,
• Duygularını bastırmak yerine onlara alan açmak,
• Yetişkin olarak kendi sınırlarını koruyabilmek,
demektir.
İçindeki çocuğu iyileştirdiğinde, yetişkin yanın daha güçlü, daha dengeli ve daha huzurlu olur.

Hayat herkes için fırtınalı dönemler getirir.Krizler, hayal kırıklıkları, kayıplar, kırgınlıklar… Hiç kimse bunlardan mu...
29/05/2026

Hayat herkes için fırtınalı dönemler getirir.
Krizler, hayal kırıklıkları, kayıplar, kırgınlıklar… Hiç kimse bunlardan muaf değildir. Bizi güçlü yapan fırtınayı durdurmak değil, fırtınada esneyebilmektir.
Esneklik (rezilyans), duygularını bastırmak, “ben güçlüyüm” demek ya da gerçekleri yok saymak değildir.
Esneklik, duygunun ağırlığını kabul edip aynı anda devam edebilme kapasitesidir.

🌤️ Ruhsal esneklik, kırılganlığı reddetmek değil, kırılganlığı yönetebilmektir.
Bazen yavaşlarsın, bazen dinlenirsin, bazen ağlayarak hafiflersin. Bunlar güçsüzlük değil, insan olmaktır.
Esneyen insan kırılmaz; bükülür, uyum sağlar, yeniden şekillenir.
Hayatın zor anlarında ayakta kalmayı sağlayan şey “hiç düşmemek” değil, düştüğünde ayağa kalkacak içsel zemine sahip olmaktır.

Hayatta tekrar eden döngüler vardır: aynı tartışmalar, aynı ilişkiler, aynı hatalar, aynı çıkmazlar…Kimi insanlar neden ...
25/05/2026

Hayatta tekrar eden döngüler vardır: aynı tartışmalar, aynı ilişkiler, aynı hatalar, aynı çıkmazlar…
Kimi insanlar neden sürekli benzer insanlara çekilir? Neden aynı davranış biçimini sürdürür?
Çünkü beyin tanıdık olana tutunur—ister acı dolu olsun, ister rahatsız edici. Bilinmezlik tehlikedir; tanıdık acı bir “güvenlik hissi” yaratır. Bu yüzden döngüler kırılmadan yıllarca devam edebilir.

🌼 Döngüyü kırmak, bir davranışı değiştirmekten çok daha fazlasıdır.
Döngüyü kırmak, önce o döngüyü neyin oluşturduğunu fark etmektir.
Bu döngü:
• Bir çocukluk yarasının mı?
• Bir değersizlik inancının mı?
• Bir terk edilme korkusunun mu?
• Bir kontrol ihtiyacının mı?
Döngüler fark edildiğinde güç zaten değişmeye başlar.
Döngüyü kırmak, yeni bir benlik inşa etmek değil; eski benliğin zincirlerinden özgürleşmektir.

🌙 Zihin bazen hızlanır, bazen döner durur, bazen karanlık bir koridora girer ve geri dönemez gibi hissettirir.Ama önemli...
22/05/2026

🌙 Zihin bazen hızlanır, bazen döner durur, bazen karanlık bir koridora girer ve geri dönemez gibi hissettirir.
Ama önemli olan şudur: Düşünceler sen değilsin. Düşünceler, zihninin ürettiği içeriklerdir. Sen, düşünceleri gözlemleyen taraftasın. Kaygılı bir zihin “kötü senaryolar” üretir. Yorgun bir zihin “başaramayacaksın” der. Korkmuş bir zihin “tehlikedeyiz” diye bağırır.
Bu düşüncelerin varlığı, senin gerçeğin değildir; zihninin o anki duygusal durumunun ürünüdür.

🍃 Düşüncelerle özdeşleştiğimizde, onların esiri oluruz.
“Bu düşünce neden geldi?” diye sorguladıkça, düşünce daha da büyür.
Oysa düşünceyi bastırmak değil; gözlemlemek iyileştirir.
Zihnine şöyle diyebilirsin: “Bu bir düşünce. Gerçek değil. Geçiyor.”
Düşüncelerin sen olmadığını fark ettiğinde zihnin üzerindeki baskı hafifler, duygular düzenlenir ve kendini daha özgür hissedersin.

🌿 Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, insanın ruhunu sessizce tüketen bir yük haline gelir.Dışarıdan bakıldığında kontroll...
18/05/2026

🌿 Sürekli güçlü görünmeye çalışmak, insanın ruhunu sessizce tüketen bir yük haline gelir.
Dışarıdan bakıldığında kontrollü, çözüm odaklı, duygularını yönetebilen, her şeyi toparlayan biri gibi görünmek… Ama içeride kırılgan, yorulmuş, dinlenmeye ihtiyaç duyan, bazen sadece “biri beni anlasın” diyen bir taraf vardır. Güçlü görünme çabası çoğunlukla güçten değil; küçüklükte öğrenilen bir zorunluluktan gelir. “Güçlü olmalıyım, yoksa kimse beni sevmez”, “Dağılmamalıyım, yoksa kimse beni toparlamaz”, “Benim üzülmeye hakkım yok” gibi içsel kurallarla büyüyen biri, yetişkinlikte de duygusal yükünü tek başına taşımaya devam eder.

🍂 Güçlü görünmenin bedeli, içsel yalnızlık olabilir.
Herkes sana “çok güçlüsün” derken, bir tek sen gücünün tükenmiş olduğunu bilirsin. Destek istemek zayıflık değil; insan olmanın doğal hâlidir. Güçlü görünme yorgunluğu, içten içe “ben de yardım edilmeyi hak ediyorum” demenin fısıldayamadığı bir çağrıdır.
Gerçek güç, kimseye ihtiyaç duymamak değil; ihtiyaç duyduğunda bunu söyleyebilme cesaretidir.

Çocukluk, ilişkilerdeki en eski sahnedir.Orada öğrendiğimiz roller, yetişkinlikte partnerimize karşı davranışlarımızı şe...
09/05/2026

Çocukluk, ilişkilerdeki en eski sahnedir.
Orada öğrendiğimiz roller, yetişkinlikte partnerimize karşı davranışlarımızı şekillendirir—biz fark etmesek bile.

• Evde “arabulucu” olan çocuk, yetişkinlikte çatışmadan kaçar.
• “Anne/baba rolü yüklenen” çocuk, partnerini de kurtarmaya çalışır.
• “Görülmeyen” çocuk, yetişkinlikte aşırı ilgi arayabilir.
• “Eleştirilen” çocuk, ilişkilere temkinle yaklaşır ve kolay incinir.
• “Hep güçlü olmak zorunda kalan” çocuk, yetişkinlikte duygularını açamaz.
• “Fazla sorumluluk alan” çocuk, yetişkinlikte yük taşımaya devam eder.

Bu roller bilinçsizdir; ama ilişkiyi güçlü şekilde etkiler.
Bazen bir ilişki biter ama rol bitmez.
Rol, kişinin başka ilişkisine de taşınır.

İyileşme; partneri değil,
çocuklukta taşıdığın rolü fark etmekle başlar.

Çünkü yetişkin ilişkilerini iyileştirmenin yolu,
çocukluk sahnesine dönüp oradaki çocuğun ihtiyaçlarını görmekten geçer.

Bazı yorgunluklar ne kadar uyusan da geçmez.Çünkü sorun uykusuzluk değil, duygusal kapasitenin aşırı yüklenmesidir.Duygu...
02/05/2026

Bazı yorgunluklar ne kadar uyusan da geçmez.
Çünkü sorun uykusuzluk değil, duygusal kapasitenin aşırı yüklenmesidir.

Duygusal tükenmişlik, bedenin değil ruhun “artık bu kadar yük taşıyamıyorum” demesidir.

Belirtileri:
• Sabah uyanınca bitkin hissetmek
• Hiçbir şeye heves duyamamak
• Zorlanınca hemen sinirlenmek
• Kendini “boş” hissetmek
• İnsanlarla konuşmakta zorlanmak
• Düşünceleri toparlayamamak
• “Bir şeylerle başa çıkacak gücüm kalmadı” hissi

Duygusal tükenmişlik genellikle şunlardan beslenir:
• Hiç durmamak
• Hep güçlü kalmak zorunda olmak
• Duygularını bastırmak
• Herkes için koşmak, kendine sıra gelmemek
• Sürekli kaygı ve sorumluluk içinde yaşamak

Yorgunluğun bedenle değil, ruhla ilgili olduğunu anlamak iyileşmenin ilk adımıdır.
Dinlenmek sadece uzanmak değildir;
bazen sessizleşmek,
bazen duygularını dinlemek,
bazen yükleri bırakmak,
bazen “ben de yoruldum” diyebilmektir.

Duygusal tükenmişlik güçsüzlük değil;
çok uzun süre güçlü kalmaya çalışmanın doğal sonucudur.

Bazı insanlar için “güçlü olmak” bir tercih değil, bir zorunluktur.Çünkü çocukluklarında şöyle öğrenmişlerdir:• “Ağlama,...
27/04/2026

Bazı insanlar için “güçlü olmak” bir tercih değil, bir zorunluktur.
Çünkü çocukluklarında şöyle öğrenmişlerdir:
• “Ağlama, güçlü ol.”
• “Sorun çıkarma.”
• “Kimseye yük olma.”
• “Sen dayanırsın.”
• “Sen büyük olmak zorundasın.”

Bu yüzden yetişkin olduklarında da duygularını saklarlar.
Gözyaşlarını ertelerler.
Destek istemezler.
Kimseye yaslanmazlar.
Çünkü içten içe şu korku vardır:
“Bir kez bile gevşersem, tamamen dağılırım.”

Ama güçlü görünen insanların kalbinde en çok şu ihtiyaç vardır:
Birinin “Ben buradayım, dinliyorum” demesi.

Sürekli güçlü olmaya çalışan kişi, aslında en kırılgan kişidir.
Ve kırılganlık, zayıflık değil; insan olmanın en doğal hâlidir.

Gerçek güç, hiçbir zaman yıkılmamak değil;
yıkıldığında yeniden ayağa kalkabilmektir.

“İyiyim” demek çoğu zaman bir durum değil, bir savunmadır.İnsan kendini korumak için, kırılganlığını göstermemek için, d...
25/04/2026

“İyiyim” demek çoğu zaman bir durum değil, bir savunmadır.
İnsan kendini korumak için, kırılganlığını göstermemek için, duygularının ağırlığını taşımak istemediği için “iyiyim” der.

Bazen bu cümlenin arkasında şunlar saklanır:
• “Anlatırsam çökerim diye korkuyorum.”
• “Yük olmak istemiyorum.”
• “Kendim bile ne hissettiğimi bilmiyorum.”
• “Söylersem ciddi almak zorunda kalacaksınız, buna hazır değilim.”
• “Yıllarca güçlü olmam gerektiği öğretildi.”
• “Kırılganlığımı görmekten utanıyorum.”

“İyiyim” demek çoğu insanda “yardıma ihtiyacım var ama bunu söyleyemiyorum” anlamına gelir.
Bazen insan en çok yorulduğunda bile kimseyi üzmemek için kendini saklar.

Gerçek iyileşme ise şuradan başlar:
“Aslında iyi değilim ama anlatabilirim.”
Bu cümle, insanın kendine verdiği en büyük izinlerden biridir.

Dışarıdan kimse söylemese bile, insan kendine karşı en acımasız sesi kendi içinde duyar.“Daha iyi olmalıydın.”“Yine bece...
20/04/2026

Dışarıdan kimse söylemese bile, insan kendine karşı en acımasız sesi kendi içinde duyar.
“Daha iyi olmalıydın.”
“Yine beceremedin.”
“Senin suçun.”
“Yetersizsin.”
“Başaramayacaksın.”

Peki neden?

Çünkü o sert iç ses, çoğu zaman geçmişten gelen bir yankıdır.
Çocuklukta duyulan eleştirilerin, yüksek beklentilerin, sevgiyi hak etmek için “kusursuz” olman gerektiğini düşündüren koşulların yankısı.

Kendi kendine sert davranan insanların ortak noktası:
Sevgi ve değeri “hak etmek” için çabalamaya mecbur olduklarına inanmış olmaları.

Bu yüzden yetişkin olduğunda bile kendine şefkat göstermekte zorlanırlar.
Kendini eleştirerek “gelişeceğini” düşünür;
oysa içlerindeki yorgun çocuk şunu ister:
“Beni biraz da savun. Beni azarlama. Yanımda ol.”

İnsan kendine en sert davranan kişi olduğunda, hayat çok yorucu olur.
Ve iyileşme, o sert iç sesi yavaşça yumuşatmakla başlar.

Address

1807/2, No:9, D:4 Karşıyaka/Bostanlı
Izmir
35590

Opening Hours

Monday 09:00 - 21:00
Tuesday 09:00 - 21:00
Wednesday 09:00 - 21:00
Thursday 09:00 - 21:00
Friday 09:00 - 21:00
Saturday 09:00 - 21:00

Telephone

+905526300136

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Smyrna Psikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Smyrna Psikoloji:

Shortcuts

Share