Psikolog Yağız Oğuzhan

Psikolog Yağız Oğuzhan Kaygı, Fobi, Depresyon, Öfke
Sınav kaygısı, izmir, psikolog, psikoloji

Bir savaş filmi izleme beklentisiyle girdiğim salondan; insanın doğası, insan ilişkileri, değişim, başkalaşım ve liderli...
24/07/2026

Bir savaş filmi izleme beklentisiyle girdiğim salondan; insanın doğası, insan ilişkileri, değişim, başkalaşım ve liderlik üzerine saatlerce düşündüren felsefi ve psikolojik sorgulamalarla çıktım.
Film boyunca birçok güçlü diyalog vardı. Ama zihnime en çok kazınan, üzerine uzun süre düşündüğüm ve şimdi sizinle paylaşmak istediğim söz şu oldu:
"Bir insanın gerçek yüzünü ona aşağıdan bakınca görürsün."
İlk duyulduğunda sert bir ifade gibi gelebilir. Oysa bu söz, insan psikolojisinin en temel gerçeklerinden birini anlatıyor.
Bir insanın karakterini, fiziksel/psikolojik olarak üstün konumdayken nasıl davrandığıyla anlarsın.
Çünkü nezaket, çıkarın olduğu yerde kolaydır.
Asıl sınav; karşındaki sana muhtaçken, senden çekinirken ya da sana "hayır" diyemeyecek durumdayken başlar.
Güç, insanı değiştirmez. Güç, maskeleri düşürür.
Makam, para, ünvan ya da otorite... Bunların hiçbiri yeni bir karakter oluşturmaz. Sadece insanın zaten içinde taşıdığı karakteri görünür kılar.
Bu yüzden bir insanı tanımak istiyorsanız, onun kendisinden güçlü olanlara değil; kendisinden güçsüz olanlara nasıl davrandığına bakın.
Çünkü gerçek karakter, kimsenin karşı koyamayacağını düşündüğü anda ortaya çıkar.

☕️ Aynı Fincandan İki Kez Kahve İçilmez.Antik Yunan filozofu Herakleitos, o meşhur "Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz" söz...
30/06/2026

☕️ Aynı Fincandan İki Kez Kahve İçilmez.
Antik Yunan filozofu Herakleitos, o meşhur "Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz" sözünü söylediğinde, evrendeki her şeyin durmaksızın aktığını ve değiştiğini anlatıyordu. Çünkü nehir aynı nehir değildir artık; akıp giden suların yerine yenileri gelmiştir. Nehre adım atan insan da aynı insan değildir; zaman geçmiş, hücreler yenilenmiş, zihin değişmiştir.
Peki bu felsefeyi her gün yaptığımız o sakin ritüele, bir fincan sıcak kahveye uyarlasaydık?
İlk yudumu aldığınızda dumanı tüten, aroması en taze haliyle burnunuza gelen o kahve, birkaç dakika sonra soğumaya ve kimyasal olarak değişmeye başlar. Fincanı her gün aynı kahveyle doldursanız bile, o artık ilk kahve değildir. İlk yudumu içen siz ile bir sonraki yudumu alan (ya da ertesi gün o fincanı yeniden eline tutan) siz aynı kişi değilsinizdir. Zaman akmış, zihninizden yeni düşünceler geçmiş, etraftaki kuşların sesi veya hayatın akışı algınızı çoktan dönüştürmüştür. O fincanın elinize verdiği sıcaklık, dumanının havada çizdiği o eşsiz figürler ve "o an" hissettikleriniz, zaman çizgisinde bir daha asla tekrarlanmayacak bir noktadır.
Evrende kalıcı olan tek şey değişimin kendisiyse; elinizdeki sıcak kahvenin, şu anın ve o anki kendinizin tadını çıkarın. Çünkü ne bu an bir daha geri gelecek, ne de o kahve bir daha aynı kahve olacak. ✨

İlişkilerdeki o ani, açıklamasız ve keskin soğumalar tam olarak bu cümlenin özetidir. Birinin ilgisi ve enerjisi bir and...
20/06/2026

İlişkilerdeki o ani, açıklamasız ve keskin soğumalar tam olarak bu cümlenin özetidir. Birinin ilgisi ve enerjisi bir anda azalıyorsa, o enerji yok olmamıştır; sadece başka bir odağa, başka bir insana ya da başka bir amaca akıyordur. Enerji sınırlı bir kaynak olup bu kaynak sabittir; ama musluğu açan kişi artık tek değildir. Bir yere daha fazla akmaya başladığında, diğer taraf kaçınılmaz olarak üşür.
Eğer hayatınızdaki o görünmez 'su kesintilerini' ve sıcaklık kaybını anlamlandırmaya çalışıyorsanız, bazen tesisatı değil, kaynağın nereye akmaya başladığını görmek gerekir.
Siz bu ani soğumaları nasıl yorumluyorsunuz? Yorumlarda buluşalım. 👇

“Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yok.” diyor Lewis Carroll. Kahramanımız Alice, Harik...
03/06/2026

“Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yok.” diyor Lewis Carroll. Kahramanımız Alice, Harikalar Diyarı’nda Beyaz Tavşan’ın peşine takılarak bambaşka bir dünyanın kapısından geçer, macerası başlar. Bazen bizler de zorlandığımız anlarda, seçim vakti geldiğinde
kendimize “beyaz bir tavşan” buluyor; onun veya onların izlediği yolları takip ediyoruz. Bu kimi zaman bir rol model, kimi zaman toplumun veya yakın çevremizin beklentileri olabiliyor.
Ancak önemli bir soru var: Takip ettiğimiz beyaz tavşan gerçekten nereye gidiyor? Onun hedefleriyle bizim hedeflerimiz aynı mı? Onun seçimlerini şekillendiren değerler, ihtiyaçlar ve hayaller bizimkilerle ne kadar örtüşüyor?
Bu sebepten doğru yolu bulmanın ilk adımı dışarıya bakmak değil, içeriye dönmektir. Kendini tanımak, kendi yolculuğunu yapmak, neye değer verdiğini keşfetmek, hangi yaşamın sana ait olduğunu anlamak; işte bu, yol ayrımlarında kişisel pusulanız görevi görür. Çünkü insan önce kendi iç yolculuğuna çıkmadan, gerçekten nereye gittiğini ve gideceğini bilemez.

-Peki meseleyi doğru beyaz tavşanı bularak çözebilir miyiz?
-Hayır sevgili okur, çözemeyiz...


Bazı bireyler suçluluk hissettiklerinde daha sert, daha kırıcı, daha saldırgan hale gelir. Bu aslında bir karakter mesel...
01/03/2026

Bazı bireyler suçluluk hissettiklerinde daha sert, daha kırıcı, daha saldırgan hale gelir. Bu aslında bir karakter meselesi değil; çoğu zaman bir duygu düzenleme sorunudur.
Araştırmalar, sağlıklı suçluluğun empati ve onarma davranışıyla ilişkili olduğunu; ancak utançla karışmış ve benliği tehdit eden suçluluğun savunmacı öfkeye dönüşebildiğini gösteriyor. Öfke bazen bir saldırı değil, bir kaçıştır. Suçluluk duygusunu suçluyarak kullanmak bir baş etme savunma mekanizmasıdır. Makul mantıklı ancak gerçeği yansıtmayan gerekçelerle kişinin kendi utanç ve suçluluk duygusunu karşısındaki insana yönelterek kendisini rahatlatma; karşısındaki kişinin iddialarını çürütme gayretidir.
Suçluluğu tolere edebilmek psikolojik olgunluk gerektir; kişinin eksik ya da hatalı kısımlarını bilip bunu onarmak için gayret göstermesi gerekir.

Son zamanlarda hayvanlar âlemi üzerinden insanı anlama çabasıyla, dramatik “kıssadan hisse” görseller dolaşımda. Nihilis...
17/02/2026

Son zamanlarda hayvanlar âlemi üzerinden insanı anlama çabasıyla, dramatik “kıssadan hisse” görseller dolaşımda. Nihilist penguenin hikâyesinden sonra şimdi de sosyal medyada, annesi tarafından terk edildiği söylenen ve bakıcılarının verdiği peluş oyuncağa bağlanan Maymun Punch’ı görüyoruz.
Punch’ın peluşa sarılarak uyuduğu görüntü insanlarda güçlü bir duygu uyandırıyor. Bu yalnızlık çok tanıdık çünkü. Psikoloji literatürü de bunu uzun zamandır söylüyordu.
Yıllar önce John Bowlby, bağlanmanın biyolojik bir sistem olduğunu vurgulayarak bebeğin bakım verenine yakınlık arayışıyla hayatta kaldığını ortaya koydu. Harry Harlow temasın, besinden bile daha güçlü bir güven kaynağı olabildiğini gösterdi. Donald Winnicott ise “geçiş nesnesi” kavramıyla, çocuğun regülasyon için yumuşak bir nesneye bağlanabileceğini anlattı. Nörobiyolojik kurama göre de şefkatli dokunuş oksitosini artırır, stres hormonlarını azaltır ve sinir sistemini yatıştırır.
Temas etmek, dokunmak sadece bir bebek için değil, bir yetişkin için de “yalnız değilsin” mesajının bedensel hâlidir.
Yaşamak yalnızca beslenmek değildir; temas, sıcaklık ve güvenle de ilgilidir.
Ve giderek yabancılaşan insan için iyileşme bazen Punch gibi, bir çift güvenli kolda başlar.

🐧 NİHİLİST PENGUEN’İN HİKÂYESİSürü okyanusa doğru yürürkenbir penguen ters yöne gider.Bu sahne, Werner Herzog’un "Encoun...
25/01/2026

🐧 NİHİLİST PENGUEN’İN HİKÂYESİ
Sürü okyanusa doğru yürürken
bir penguen ters yöne gider.
Bu sahne, Werner Herzog’un "Encounters at the End of the World" belgeselinden.
Belgeselde sürüsünün gittiği istikametten ayrılan bu penguen, “yönünü şaşırmış” bir örnek olarak anlatılır.
Uzmanlara göre seçtiği rota,
hayatta kalmasının mümkün olmadığı bir yol. Sürü denize ve besine doğru giderken, o dağlara doğru yol alıyordu.
Ama yıllar sonra, belgeselden alınan sürüden kopuş görüntüsü Trump' ın paylaşımı sonrasında, sosyal medyada yeniden ortaya çıktı. Ve artık kimse ona
“yönünü kaybetmiş” dememekteydi.
O penguen artık:
– tükenmişliğin
– içsel kopuşun
– her şeyi geride bırakma isteğinin sembolüydü.
Videonun altına düşülen iki kelime ise büyük bir özetti: "But why?”
Bu bir merak sorusu değil; bu bir varoluş sorusu.
Neden çalışıyorum?
Nereye gidiyorum?
Neden devam ediyorum?
Nihilist Penguen, ölümü değil; devam etmeyi sorgulayan modern insanın sessiz hâlidir.
Bazen insan kaybolmaz; sadece artık sürüyle yürümek istemez. Çünkü herkesin gittiği yol, artık doğru olmaktan çok uzaktadır.

Zaman rüzgâr gibi, eser ve senne zaman başladığını anlamadan geçmiş olur.Geride kalan anılarla oyalanır, keşkeler içinde...
11/01/2026

Zaman rüzgâr gibi, eser ve sen
ne zaman başladığını anlamadan geçmiş olur.
Geride kalan anılarla oyalanır, keşkeler içinde kendini yer bitirir; henüz gelmemiş günlerin kaygısını, içine oturmuş öküzün omuzlarına yüklemiş olursun.
Oysa yaşam, dünle yarın arasında bir yerde değil;
tam olarak şu anda nefes alıp verirken olur. oysa sağlıklı yanını aktive ettiğinde sen de biliyorsun ki geçmiş geçmiştir ve gelecek henüz yaşanmamıştır.
Gerçek olan tek şey;
şu anda ne düşündüğün,
ne hissettiğin
ve neyi seçtiğindir. Rüzgarda savrulan yaprak değilsin; zaman uçar; ama yönünü belirleyen sensin.

Gördüğümüz şey, her zaman gerçeğin kendisi değildir.Çoğu zaman sadece onun bize yansıyan hâlidir.İnsan zihni boş bir kam...
26/12/2025

Gördüğümüz şey, her zaman gerçeğin kendisi değildir.
Çoğu zaman sadece onun bize yansıyan hâlidir.
İnsan zihni boş bir kamera gibi çalışmaz;
gördüğünü kaydetmez, yorumlar.
Ve bu yorum; geçmiş deneyimlerden, duygulardan, korkulardan ve beklentilerden süzülerek oluşur.
Bu yüzden aynı yüz,
birine güven verirken
başkasına mesafe hissettirebilir.
Gerçeklik dışarıda tek bir yerde durur,
ama algı herkesin içinde farklı şekillenir.
Psikolojide buna şunu söyleriz:
Algı, nesnel olanla değil; zihinsel olanla kurulan bir ilişkidir.
Bazen başkalarının bize baktığında gördüğü kişiyle,
aynaya baktığımızda gördüğümüz kişi,
hatta gerçekten olduğumuz kişi,
birbirinden üç ayrı yerde durur.
Ve insan çoğu zaman gerçeği değil,
yansımayı savunur.
Kendini tanımak;
“Ben nasılım?” sorusundan önce
“Ben neyi, neden böyle görüyorum?” sorusunu sorabilmektir.
Çünkü değişim, görüntüde değil algıda başlar.

Bazen hiç beklemediğiniz bir anda içinize bir sıkıntı düşer, ne olduğunu bilmediğiniz bir mutsuzluk hali.Adını koyamadığ...
16/11/2025

Bazen hiç beklemediğiniz bir anda içinize bir sıkıntı düşer, ne olduğunu bilmediğiniz bir mutsuzluk hali.
Adını koyamadığınız bir ağırlık… Hafif bir sıkışma…
Sanki kontrol elinizden kayıp gidiyormuş gibi bir his.
Dışarıdan her şey normal görünür; ama içeride bir yerlerde, sessiz bir yardım çağrısı titreşir.
İşte o an, bu paketin açılma zamanıdır.
Bazen tek bir cümle, hiç düşünmediğiniz bir açıdan gelen bir bakış, doğru anda sorulan bir soru…
Aylarca taşıdığınız yükü hafifletmeye, o görünmez düğümü çözmeye yeter.
Hepimizin hayatında dönem dönem olur:
Kaygılar sessizce büyür, günlük hayatımıza sızar;
kendimizi aynı ilişki döngülerinin içinde dönerken buluruz; uykumuz bozulur, iştahımız değişir, enerjimiz düşer; ve en çok da, kimse duymasa bile içimizde yükselen o ses belirir: “Sanırım birine anlatmam gerekiyor…”
Bir psikologla çalışmanın farkı da tam burada başlar.
Yargılanmadan, acele edilmeden, güvenli bir alanda nefes alma fırsatı bulursunuz.
Duygularınızın ve davranışlarınızın görünmeyen tarafları profesyonel bir gözle anlam kazanır.
Karmaşa, adım adım yerine oturan bir yapboza dönüşür.
Ve siz, farkında bile olmadan, duygusal dayanıklılığınızı yeniden inşa etmeye başlarsınız.
Bir psikolog, yalnızca sizi dinleyen biri değildir;
iç dünyanızın dilini sizinle birlikte çözen,
karanlık bir odanın ışığını açar gibi zihinsel alanınızı aydınlatan,
“yalnız değilsin” hissini size geri veren bir yol arkadaşıdır.
Her acil durumda bu kutuyu açmanız gerekmeyebilir; ama kendiniz için bir adım atmanın zamanı geldiğini hissttiğinizde orada olduğunu bilmek de içinizi rahatlatır. Hazır olduğunuzda, kutu açılır;
ve iyi olma hali orada başlar.

Address

Alsancak İzmir
Izmir
35220

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00

Telephone

+905326658080

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Yağız Oğuzhan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category