Psikolojik Danışman Sıla Salantur

Psikolojik Danışman Sıla Salantur Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Psikolojik Danışman Sıla Salantur, Psychologist, Karsiyaka, Izmir.

Ege Üniversitesi Psikolojik Rehberlik, Danışmanlık Bölümü’nden mezun oldu. Şu an Ütopya Psikoloji Merkezi’nde 2-12 yaş arası çocuklara ve ailelerine danışmanlık hizmeti vermektedir.

11/07/2026

Bir psikolojik danışman bakış açısıyla çocuklara yetişkin bakım ürünleri kullanılmasının psikolojik gelişim açısından olası riskleri şu şekilde sıralanabilir:

* Yaşına uygun olmayan bir beden algısı geliştirebilir.
* Dış görünüşe gereğinden fazla önem vermeye başlayabilir.
* Öz değerini görünüşü üzerinden değerlendirme eğilimi gelişebilir.
* Erken yaşta yetişkin rolleri ve beklentileriyle özdeşleşebilir.
* Kendini akranları ve sosyal medyadaki kişilerle daha sık kıyaslayabilir.
* Mükemmel görünme isteği zamanla kaygıyı artırabilir.
* Kusurlarını sürekli fark etmeye ve onlara odaklanmaya başlayabilir.
* Tüketim odaklı bir benlik algısı gelişebilir; “iyi görünmek için daha fazla ürüne ihtiyacım var” düşüncesi oluşabilir.
* Kimlik gelişiminde dış görünüş, kişilik özelliklerinin önüne geçebilir.
* Sosyal medya içeriklerinden daha kolay etkilenebilir.
* Akran baskısına ve dışlanma kaygısına karşı daha hassas hâle gelebilir.
* Çocukluk döneminin temel ihtiyaçları olan oyun, keşfetme ve deneyim kazanma süreçleri ikinci planda kalabilir.
* Uzun vadede beden memnuniyetsizliği ve düşük benlik saygısı riskini artırabilir.

09/07/2026

Biz çocukken düğünlerde davulun, zurnanın arasında uyuyabiliyorduk. Bugün ise birçok etkinlik “çocuksuz” olarak planlanıyor.

Oysa çocukların sosyal gelişimi yalnızca ev ortamında ya da yapılandırılmış etkinliklerde gerçekleşmez. Kalabalık ortamlarda bulunmak, farklı yaş gruplarıyla etkileşim kurmak, beklemeyi öğrenmek, yüksek uyaranlarla baş etmeyi deneyimlemek ve toplumsal ritüellere tanıklık etmek de sosyal-duygusal gelişimin önemli parçalarıdır.

Elbette her ailenin ve her çiftin kendi sınırları, ihtiyaçları ve tercihleri vardır. Ancak çocukların her zaman sessiz, düzenli ve tamamen onlara göre uyarlanmış ortamlarda bulunması; gerçek yaşam deneyimlerini sınırlayabilir.

Çünkü öz düzenleme becerileri, sosyal kuralları öğrenme, esneklik geliştirme ve farklı ortamlara uyum sağlama becerileri çoğu zaman gerçek yaşamın içinde deneyimlenerek gelişir.

Belki de değişen çocuklardan çok, çocuklara sunduğumuz deneyim alanlarıdır.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Çocuksuz düğünler yetişkinlerin doğal bir tercihi mi, yoksa çocukların kaçırdığı önemli bir sosyal öğrenme fırsatı mı?

Yorumlarda konuşalım. 👇

08/07/2026

Psikoloji sonunda bunu da açıklıyor: Belki de ambivertsin kişilik özelliğine sahipsindir.⚡

Bir gün saatlerce sohbet edebilir, ertesi gün yalnız kalmak isteyebilirsin. Bu insanlardan hoşlanmadığın anlamına gelmez; sadece sosyal pilinin yeniden dolmaya ihtiyacı vardır.🙏🏼

07/07/2026

Kocamızı, oğlumuzu dışarı salamaz olduk(!)

Bu cümle size absürt geldiyse, yıllardır kadınlar için kurulan şu cümleleri de hatırlayın:

“Belliydi zaten.”
“Rızası vardı.”
“Davetkâr davranmıştır.”
“Kıyafeti de öyleydi.”

Mağdurun kadın ya da erkek olması, yaşanan şeyi değiştirmez.

Taciz, failin ya da mağdurun cinsiyetine göre anlam değiştirmez.
Rıza yoksa, taciz vardır.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

29/06/2026

“Peki bunları yapmak neden bu kadar zor geliyor?”

Çünkü sosyal kaygı yalnızca bugünde yaşadığın bir problem değildir.

Çoğu zaman geçmişte yaşadığın deneyimlerin bugüne bıraktığı izlerin sonucudur.

Bir zamanlar sınıfta güldürüldüysen,
eleştirildiysen,
utandırıldıysan,
yargılandıysan, bakım verenlerinden
sürekli kusursuz olman beklendiyse,
hata yaptığında sevginin ya da kabulün geri çekildiğini hissettiysen…

Beynin bir şey öğrenir:

“İnsanların önünde hata yapmak tehlikelidir.”

Sorun şu ki;

Beyin öğrenilmiş tehlikeleri yıllar sonra bile gerçekmiş gibi algılamaya devam eder.

Bugün bir sunum yaparken hissettiğin yoğun kaygı,
belki de sadece bugünkü sunumla ilgili değildir.

Belki yıllar önce sınıfta söz hakkı aldığında yaşadığın utancın,
belki sürekli eleştirildiğin bir aile ortamının,
belki de yeterince görülmediğin ilişkilerin izlerini taşıyordur.

Bu yüzden sosyal kaygı yaşayan birçok insan mantıksal olarak şunu bilir:

“Kimse bana bakmıyor.”

Ama bedeni buna inanmaz.

Çünkü sorun bilgi eksikliği değildir.

Sorun, sinir sisteminin hâlâ eski hikâyeyi gerçek sanmasıdır.

Bu nedenle yalnızca kendine:

“Rahat ol.”
“Takma kafana.”
“Kimse seni umursamıyor.”

demek çoğu zaman işe yaramaz.

Çünkü kaygı mantıkla değil, deneyimle öğrenilmiştir.

Ve çoğu zaman deneyimle iyileşir.

Eğer geçmişte yaşanan utançlar, reddedilmeler, eleştiriler ve görünmez yaralar çalışılmadan kalırsa;

semptomlar bazen şekil değiştirir ama tamamen ortadan kalkmaz.

Telefon açmaktan korkmak geçer,
yerine topluluk önünde konuşma korkusu gelir.

Sunum kaygısı azalır,
yerine ilişkilerde yoğun onay ihtiyacı gelir.

Çünkü problem davranışın kendisi değil,
davranışın altında duran hikâyedir.

Gerçek iyileşme yalnızca cesur davranışlar göstermekle değil,
o davranışları zorlaştıran geçmiş deneyimleri anlamak ve işlemekle başlar.

Bazı yaralar unutulduğu için değil,
işlenmediği için yaşamaya devam eder.

Ve bazen bugün yaşadığın kaygı,
geçmişteki halinin hâlâ korunmaya çalı�

23/06/2026

“Peki bunları yapmak neden bu kadar zor geliyor?”

Çünkü sosyal kaygı yalnızca bugünde yaşadığın bir problem değildir.

Çoğu zaman geçmişte yaşadığın deneyimlerin bugüne bıraktığı izlerin sonucudur.

Bir zamanlar sınıfta güldürüldüysen,
eleştirildiysen,
utandırıldıysan,
yargılandıysan,
sürekli kusursuz olman beklendiyse,
hata yaptığında sevginin ya da kabulün geri çekildiğini hissettiysen…

Beynin bir şey öğrenir:

“İnsanların önünde hata yapmak tehlikelidir.”

Sorun şu ki;

Beyin öğrenilmiş tehlikeleri yıllar sonra bile gerçekmiş gibi algılamaya devam eder.

Bugün bir sunum yaparken hissettiğin yoğun kaygı,
belki de sadece bugünkü sunumla ilgili değildir.

Belki yıllar önce sınıfta söz hakkı aldığında yaşadığın utancın,
belki sürekli eleştirildiğin bir aile ortamının,
belki de yeterince görülmediğin ilişkilerin izlerini taşıyordur.

Bu yüzden sosyal kaygı yaşayan birçok insan mantıksal olarak şunu bilir:

“Kimse bana bakmıyor.”

Ama bedeni buna inanmaz.

Çünkü sorun bilgi eksikliği değildir.

Sorun, sinir sisteminin hâlâ eski hikâyeyi gerçek sanmasıdır.

Bu nedenle yalnızca kendine:

“Rahat ol.”
“Takma kafana.”
“Kimse seni umursamıyor.”

demek çoğu zaman işe yaramaz.

Çünkü kaygı mantıkla değil, deneyimle öğrenilmiştir.

Ve çoğu zaman deneyimle iyileşir.

Eğer geçmişte yaşanan utançlar, reddedilmeler, eleştiriler ve görünmez yaralar çalışılmadan kalırsa;

semptomlar bazen şekil değiştirir ama tamamen ortadan kalkmaz.

Telefon açmaktan korkmak geçer,
yerine topluluk önünde konuşma korkusu gelir.

Sunum kaygısı azalır,
yerine ilişkilerde yoğun onay ihtiyacı gelir.

Çünkü problem davranışın kendisi değil,
davranışın altında duran hikâyedir.

Gerçek iyileşme yalnızca cesur davranışlar göstermekle değil,
o davranışları zorlaştıran geçmiş deneyimleri anlamak ve işlemekle başlar.

Bazı yaralar unutulduğu için değil,
işlenmediği için yaşamaya devam eder.

Ve bazen bugün yaşadığın kaygı,
geçmişteki halinin hâlâ korunmaya çalışmasından başka bir

22/06/2026

Voleybolun yükselişi sadece sporla ilgili olmayabilir.

Psikolojide “yansıyan başarıdan pay alma” olarak bilinen bir eğilim vardır. İnsanlar başarılı gruplarla özdeşleştiklerinde, o başarının bir parçasıymış gibi hisseder ve kendilerini daha iyi değerlendirirler.

Belki de voleybolun son yıllardaki yükselişinin bir nedeni budur.

Çünkü insanlar sadece bir maçı izlemiyor.

Başarıya, disipline, güven veren bir ekibe ve ait hissedebilecekleri bir kimliğe bağlanıyor.

Üstelik konu milli takım olduğunda bu bağ daha da güçleniyor.

Onlar kazandığında “onlar kazandı” demiyoruz.

“Biz kazandık” diyoruz.

Ve kabul edelim…

Bizim kızlar bunu fazlasıyla hak ediyor. 🇹🇷🏐

20/06/2026

“Çocuğumu hiç üzmüyor olmam gerçekten ona yapılan bir iyilik mi?”

Çocuğumuzu üzmek istemememiz çok doğal. Ancak çocukların da hayal kırıklığını, beklemeyi, reddedilmeyi ve sınırlarla karşılaşmayı deneyimlemeye ihtiyaçları vardır.

Çünkü dayanıklılık, hiç üzülmemekle değil; üzüldüğünde bununla baş edebilmeyi öğrenmekle gelişir.

Ebeveynliğin amacı çocuğun tüm olumsuz duygularını ortadan kaldırmak değil, o duyguların içinde ona eşlik edebilmektir.

Çünkü çocukların ihtiyacı, hiç üzülmemek değil; üzüldüklerinde yalnız olmadıklarını hissetmektir.

12/06/2026

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), yalnızca hareketlilik ya da dikkatsizlikten ibaret değildir. Doğru değerlendirme ve uygun destek süreci için çocuk ve ergen psikiyatristi ile psikolojik danışman/psikolog iş birliği büyük önem taşır. Erken yönlendirme, çocuğun akademik, sosyal ve duygusal gelişimini destekler. Her hareketlilik DEHB değildir; her şüphe ise değerlendirmeyi hak eder.

10/06/2026

Labubu çılgınlığı: Çocuklar için sadece bir oyuncak mı?

Bir çocuk psikolojik danışmanı olarak son dönemde birçok çocuğun Labubu karakterine ilgi duyduğunu gözlemliyorum. Bu noktada ailelere küçük bir hatırlatma yapmak isterim:

Labubu’nun çocuğunuz için değerli olmasının nedeni oyuncağın kendisi değil, onunla kurduğu anlamdır.

🧸 Çocuğunuz Labubu’yu seviyorsa onunla ilgili sorular sorun:
“En çok nesini seviyorsun?”
“Sence Labubu nasıl hissediyor?”
“Labubu’nun bir süper gücü olsa ne olurdu?”

Bu tür sorular çocuğun duygularını ifade etmesine ve hayal gücünü geliştirmesine yardımcı olur.

⚠️ Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, oyuncağın bir statü sembolüne dönüşmemesidir.

“Arkadaşında var, bende de olmalı.”
“En yenisi bende olmalı.”
“Benimki daha değerli.”

gibi söylemler ortaya çıkmaya başladığında konu oyuncaktan çıkıp aidiyet, kabul görme ve akran baskısına dönüşebilir.

Bu durumda çocuğunuzla şu soruyu konuşabilirsiniz:

“Bir oyuncağa sahip olmak seni nasıl biri yapar?”

Çocuklarımızın oyuncaklarla oynamalarını destekleyelim; ancak öz değerlerini sahip oldukları nesneler üzerinden değil, oldukları kişi üzerinden inşa etmelerine de yardımcı olalım.

Çünkü çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir oyuncak değil; onun hikâyesini merak eden bir yetişkindir. 🌱

Address

Karsiyaka
Izmir
35600

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolojik Danışman Sıla Salantur posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category