Psikolog Çağla Kilicaslan

Psikolog Çağla Kilicaslan Psikolog Çağla KILIÇASLAN

21/04/2026

🔅Zayıflık değil, saklamak yorar.
Gerçek güç, hissettiklerini taşıyabilmektir..

21/04/2026
10/03/2026

🌼insanın kendi değerleriyle, kendi istekleriyle ilerlediği bir yolda yaşadığı yorgunluk; başkalarının beklentilerine göre yaşarken kendini kaybetmekten çok daha anlamlıdır. Çünkü başkalarının yolunda yürürken kişi zamanla ne istediğini, ne hissettiğini ve kim olduğunu unutabilir. Oysa kendi yolunda yürümek, zor olsa bile insanı kendisine yaklaştırır. Yorulabilirsiniz ama en azından o yolda kendiniz olarak kalırsınız.

09/03/2026

❗️Bazen aynı yaşta olduğumuz biriyle konuşurken hayata bakışlarımızın ne kadar farklı olduğunu fark ederiz. Bunun sebebi yaşın tek başına olgunluğu belirlememesi. İnsanların düşünce yapısı; yaşadıkları deneyimler, üstlendikleri sorumluluklar, karşılaştıkları zorluklar ve geliştirdikleri farkındalık düzeyiyle şekillenir.

🌿Bazı insanlar hayatın gerçekleriyle erken karşılaşır ve bu süreç onları daha hızlı olgunlaştırabilir. Bazıları ise daha korunaklı ya da farklı koşullarda büyür ve hayatın bazı yönleriyle daha geç yüzleşir. Bu yüzden aynı yaşta olmak, aynı duygusal ve zihinsel olgunlukta olmak anlamına gelmez.

Psikolojik gelişim doğrusal ilerleyen bir süreç değildir; herkesin temposu ve deneyimi farklıdır. Bu nedenle insanlar arasındaki farkları sadece yaş üzerinden değerlendirmek çoğu zaman yanıltıcı olabilir.

28/02/2026

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman dışarıdan bakıldığında yüksek standartlı, disiplinli ve başarılı görünmekle ilişkilendirilir. Ancak işin görünmeyen tarafında, hatayı dünyanın sonu gibi algılayan bir zihin yapısı vardır. Mükemmeliyetçi kişi için yapılan küçük bir hata sadece bir yanlış değildir; yetersizlik, değersizlik ve kabul edilmeme anlamına gelebilir. “Hata yaptıysam yeterli değilim”, “Yanlış yaptıysam gözden düştüm” gibi düşünceler devreye girer ve yoğun utanç, kaygı ve kendine yönelik sert eleştiriler ortaya çıkar. Aslında kişiyi zorlayan şey hatanın kendisi değil, o hataya yüklenen anlamdır.

Bu düşünce biçimi çoğu zaman erken dönem deneyimlerle şekillenir. Sevginin başarıya bağlı hissedildiği, eleştirinin yoğun ama şefkatin sınırlı olduğu ortamlarda büyüyen kişiler, zamanla kendi içlerinde katı bir eleştirmen geliştirirler. Böylece hata yapmak yalnızca bir deneyim olmaktan çıkar, kişinin değerini tehdit eden bir duruma dönüşür. Oysa hata yapmak insan olmanın doğal bir parçasıdır ve gelişimin temelidir. Değer, performansa bağlı değildir. İyileşme süreci, kişi hata yaptığında kendine daha şefkatli bir yerden yaklaşabildiğinde başlar. “En sevdiğim insan böyle bir hata yapsaydı ona ne söylerdim?” sorusu, iç eleştirmeni yumuşatmanın ve değeri yeniden tanımlamanın önemli bir adımı olabilir.

21/02/2026

🌿Toksik pozitiflik, kişinin yaşadığı zorlayıcı duygu ve deneyimlerin sürekli olarak olumlu bir bakış açısıyla bastırılmaya çalışılmasıdır. Olumlu düşünmek ve umutlu olmak elbette kıymetlidir; ancak her durumda “iyi tarafından bak”, “bunda da vardır bir hayır”, “pozitif ol geçer” gibi söylemlerle olumsuz duyguların yok sayılması sağlıklı değildir. Bu yaklaşım, iyi niyetli görünse de kişinin yaşadığı üzüntü, öfke, hayal kırıklığı ya da kaygının geçersizleştirilmesine neden olabilir.

İnsan doğası gereği çok çeşitli duygular yaşar ve her duygunun bir işlevi vardır. Üzüntü kaybı anlamlandırmamıza, öfke sınırlarımızı fark etmemize, kaygı ise tehditleri algılamamıza yardımcı olur. Toksik pozitiflik ise bu duyguların ifade edilmesini zorlaştırır. Kişi zamanla hissettiklerini bastırmayı öğrenir ve “Böyle hissetmemeliyim” düşüncesiyle kendini suçlayabilir. Bu da hem içsel yalnızlığı artırır hem de gerçek bir duygusal temasın önüne geçer.

Sağlıklı bir yaklaşım, olumlu duyguları yüceltirken olumsuz duygulara da alan açabilmektir. “Şu an zorlandığını görüyorum”, “Böyle hissetmen çok anlaşılır” gibi ifadeler, kişiyi düzeltmeye çalışmadan yanında olduğumuzu gösterir. Gerçek psikolojik dayanıklılık, her zaman güçlü görünmek değil; zor duygularla temas kurabilmek ve onları kabul edebilmektir.
❗️Pozitiflik, acıyı inkâr etmek değil; acıyla birlikte de var olabilmeyi öğrenmektir.

10/02/2026

Binbir dertle, düşe kalka ilerlediğin bir yolda çoğu zaman seni var eden başarıların değil, tökezlediğin yerler konuşulur.
Çünkü insan zihni, olanı değil eksik olanı daha kolay hatırlar. Olumsuz olan, olumluya göre daha yüksek sesle yankılanır. Sen on adım attığında dokuzu görünmez olur, bir adımın takılması ise büyütülür.

Hatalarının konuşulması çoğu zaman senin yetersizliğinden değil, başkalarının kendi kırılganlıklarıyla baş edememesindendir. İnsan, başkasının düşüşüne bakarak kendi dengesini sağlamaya çalışır. Bu yüzden çaba görünmez, niyet sorgulanmaz; sonuçtan bir an koparılıp hikâye yazılır.

Oysa psikolojik olarak gelişim dediğimiz şey, kusursuz ilerlemek değil, düştükten sonra yolda kalmamayı seçebilmektir.
Hata; öğrenmenin yan etkisidir. Hata yoksa hareket yoktur. Ama dışarıdan bakan göz, süreci değil yalnızca çerçeveyi görür. Çerçevenin dışındaki emeği bilen tek kişi çoğu zaman sensindir.

22/01/2026

Bazı ilişkilerde kişi ne tam yanında durur ne de gitmene izin verir.
Kaldığında değersiz hissettirir, gittiğinde ise bağını koparmana izin vermez.
Bu durum çoğu zaman duygusal belirsizlik ve bağlanma sorunları ile ilgilidir.

Bu tür ilişkilerde yaşanan temel döngü şudur:
👉 Yakınlık kurulduğunda geri çekilme
👉 Uzaklaşıldığında yeniden temas kurma

Bu döngü, karşı tarafta “Acaba sorun bende mi?”, “Biraz daha sabredersem düzelir mi?” gibi düşünceler yaratır. Zamanla kişi kendi ihtiyaçlarını değil, ilişkinin devam edip etmemesini merkeze almaya başlar.

Oysa sağlıklı bir ilişkide:
• Sevgi tutarlı olur
• İlgi cezaya dönüşmez
• Gitmek bir tehdit, kalmak bir fedakârlık değildir

Eğer bir ilişkide sürekli kendini açıklamak, beklemek ya da eksik hissetmek zorunda kalıyorsan; sorun senin yeterliliğinde değil, ilişkinin dinamiğindedir.

Fark etmek, iyileşmenin ilk adımıdır. 🌿

13/01/2026

“Atlattım” zannedilen birçok deneyim aslında tam olarak işlenmemiştir. Duygular yaşanmış, ancak anlamlandırılmamış; bastırılmış, ancak düzenlenmemiştir. Zihin meşgulken bu eksiklik fark edilmez. Meşguliyet bittiğinde ise geçmiş, sanki yeni olmuş gibi gözün önüne gelir.

Bu anlar genellikle rahatsız edicidir çünkü kontrol kaybı hissi yaratır. Kişi, ilerlediğini düşündüğü bir noktadan geriye düşmüş gibi hissedebilir. Oysa burada yaşanan şey, zihnin savunma mekanizmalarının kısa süreliğine devre dışı kalmasıdır. Bu da aslında bir fırsattır: daha önce temas edilemeyen duygularla şimdi temas edebilme fırsatı.

Bu nedenle zihnin boş kaldığı anlarda gelen görüntüler, düşünceler ya da duygular “başaramadım”ın değil; henüz tamamlanmamış bir sürecin işaretidir. İyileşme çoğu zaman doğrusal ilerlemez. Bazen durur, bazen geri gelmiş gibi hissettirir. Ancak bu dalgalanmalar sürecin doğal bir parçasıdır.

Zihni sürekli meşgul etmek geçici bir koruma sağlar; kalıcı iyileşme ise gelen duygularla temas edebilmekten, onları bastırmadan fark edebilmekten geçer. Gözünün önüne gelen her şey, unutulmuş değil; zamanı gelince hatırlanmayı beklemiş olabilir.

Address

İzmit Güneş Psikoloji
Izmit
41000

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 18:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolog Çağla Kilicaslan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category