05/09/2026
Ayrılık lanetli görülen bir sözcük. Ayrılık denince şiirler, şarkılar dolusu mutsuzluk, acı ve ölüm çağrışıyor aklımızda. Korkuyoruz ayrılıktan!
Oysa ayrıla ayrıla büyüyor insan. Her dakika geçtiğinde, her adım atıldığında, her yola çıkıldığında bir ayrılık yaşanır;
yaşamın her anının bir parçasıdır ayrılık.
Dünyaya gelmek zaten ayrlıkla başlar, sonrasında sürer ayrılıklar.
Doğumda anneden ayrılan bebek, fiziksel becerileri geliştikçe anneden ruhsal ayrılık yaşayarak ilerler.
Bebek büyüdükçe ayrılma-bireyleşme süreci oluşur ve anne ayrı bi insan olarak algılanır. İlk bilinçli ayrılık korkuları başlar.
Ergenlik, ikinci ayrılma-bireyleşme dönemidir. Ergen yeni bir kimlik oluştururken eski bağların gevşemesi gerekir hatta bazen feda edilmesi gerekir ki yeni bağlar kurulabilsin.
Ebeveynle yaşanan bağlanma örüntüleri daha sonraki ilişkilerde bağlanma ve ayrılma sürecinin nasıl yaşanacağını kısmen belirler.
Güvensiz bağlanan kişiler istismara uğradıkları ilişkileri bitirmekte zorlanırlar.
Büyümek feda etmekle, ayrılmakla bağlantılıdır.
İnsan bireyselliğini korumak için ayrılıklar yaşar. Her ayrılık kısmen zordur ve her ayrılıkta sendelemeler, geri dönüşler yaşanabilir.
Kabullenmek zor da olsa kayıpların, ayrılıkların insan üzerindeki değişim yaratıcı etkisi inkar edilemez.
Güvenli liman geride durduğu sürece yakalandığınız fırtınalarda kendinizi oraya atabilirsiniz. Gerekli tamirler yapılacak ve yeni yolculuklara çıkılabilecektir. İçinizde ya da dışınızds güvenli bir limanınız varsa ayrılık o kadar da korkulacak bir şey değildir.
Psikeart/Emine Zinnur Kılıç yazısından yer yer değiştirilerek alıntılanmıştır.