16/03/2026
Ortadoğu da ki savaş anlamak için mutlaka izle, beğen, yorumla ve paylaş! Tarık Ziyad muhteşem bir analiz çalışması yaptı...
28 Şubat 2026. ABD ve İsrail İran'a saldırdı. Tahran yanıyor. Ama İran susmuyor. Çünkü İran da bir şey biliyor: Savaşı askerle kazanamazsan, ekonomiyle kazanmaya çalışırsın. Ve bölgenin ekonomisi, tek bir noktada düğümleniyor. Körfez'in kalbi. Ve o kalbe şimdi füze yağıyor.
Aramco yanıyor.
Krizin en sarsıcı halkası, enerji dünyasının kalesi olarak bilinen Saudi Aramco tesislerine yönelik saldırıydı. Başlangıçta teknik arıza olarak bildirildi — sonradan kamikaze dronlarla yapılan bir operasyon olduğu ortaya çıktı. Yani dünyanın en iyi korunan enerji tesisi delinmişti. Suudi Arabistan'ın Ras Tanura tesisleri ateş çemberine alındı.
Sonra Bahreyn. İran, Bahreyn'in tek petrol tesisi olan BAPCO'ya füze saldırısı düzenledi. Şirket mücbir sebep ilan etti. Sonra Katar. Katar Enerji tesisleri isabet aldı. Şirket, güvenlik gerekçesiyle LNG üretimini tamamen durdurdu. Sonra Umman. Salalah limanındaki petrol depolama tesislerine İHA saldırısı düzenlendi. Irak'ta da durum farklı değil. Irak Petrol Bakanlığı, Hürmüz'ün sekteye uğramasının ardından önemli bir petrol sahasında üretimi durduracağını açıkladı. Bir bölge, tek tek sönüyor.
Tanker batırmak bir sevkiyatı durdurur. Rafineri yıkmak ise bir ülkenin üretimini aylarca, belki yıllarca durdurur.
Ve şimdi en az konuşulan konu geliyor: Su.
Körfez ülkeleri dünyadaki tuzdan arındırılmış su üretiminin yaklaşık yüzde 60'ını gerçekleştiriyor. Çöl ortasında kurulmuş bu zengin şehirlerin içecek suyu, fabrikaların pompaladığı deniz suyundan geliyor. CIA yaklaşık 15 yıl önce yayımladığı bir raporda uyarmıştı: Arıtma tesislerinin devre dışı kalması, herhangi bir sanayi kolunun ya da temel ürünün kaybından çok daha büyük sonuçlar doğurabilir. Petrolsüz ülke zor yaşar. Susuz ülke yaşayamaz. ve İran artık su tesislerini vuruyor..
Peki ya sadece Körfez mi yaralı?
Hayır. ABD ve İsrail, Tahran ve çevresindeki beş farklı petrol tesisini vurdu. İran Dışişleri sözcüsü bu saldırıları kasıtlı kimyasal savaş olarak nitelendirdi; tehlikeli maddelerin yayılmasının sadece İran topraklarıyla sınırlı kalmayacağını vurguladı. İsfahan'daki bir radyasyon tesisinde ciddi hasar oluştu. İran dünyaya petrol satmak bir yana, kendi yakıt tedarikini bile sağlamakta zorlanıyor artık.
Şimdi gelelim asıl soruya: Buradan nereye gidiliyor?
Üç senaryo var.
Birinci senaryo: Kısa savaş, uzun yara.
Ateşkes olur. Silahlar susar. Ama tesisler susmaz. Rafineriler aylarca onarmaz. Petrol arzı kıtlığı dünya fiyatlarını aylarca yüksek tutar. Körfez ülkeleri petrol satamaz çünkü rafineri yok. Katar LNG'yi kesmek zorunda kalır çünkü tesis hasar gördü. Dünya enerji fiyatları yıl sonuna kadar inmiyor.
İkinci senaryo: Savaş uzar.
İran tesisleri vurmaya devam eder. Bölge, enerji ihraç eden bir merkezden kendi ihtiyacını bile karşılayamayan bir enkaza dönüşür. Su arıtma tesisleri çökerse Körfez şehirlerinde insani kriz başlar. Milyonlarca göçmen dalgası kapıda ve bunun şakası yok.
Üçüncü senaryo: Tırmanma.
İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney göreve gelir gelmez İsrail'e füze saldırısı başlattı. Yeni nesil, babasından daha sert oynuyor. Körfez ülkelerinden biri doğrudan karşılık verirse, bu artık İran-ABD savaşı değil, tüm bölgenin savaşı olur.
Sonuç?
Bu savaşta kazanan taraf yok. Tüm taraflar ağır bedeller ödüyor. Körfez yüz yıl öncesine değil, hiç olmadığı kadar kırılgan bir geleceğe ilerliyor. Rafineriler yanarken, arıtma tesisleri çökerken, sigortacılar çekilirken — Dünya hem yakıtsız hem susuz kalma ihtimaliyle yüzleşiyor..
Kaynak:Tarık Ziyad
https://www.instagram.com/reel/DV7qQyvDJcF/?igsh=MWYxZmd1ZndhenY3bw==
Revaçta olan daha fazla içerik izleyin, takip edin ve keşfedin.