Bilinçaltının Gücü

Bilinçaltının Gücü Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Bilinçaltının Gücü, Alternative & holistic health service, Gültepe mahallesi ortatepe sokak Sudem Köşk apt.altı No:5/B
Melikgazi /Kayse, Melikgazi.

17/06/2026

Psikolojiniz Nasıl?

İnsan yaşamının ana hedefi mutlu olmaktır.

İyi bir yemek, derin bir uyku, sevgi dolu ebeveynlerle geçen bir çocukluk, kaliteli eğitim, anlayışlı, sadık ve güzel bir sevgili/eş, başarılı çocuklar, maddi güvence, özgür bir ülkede yaşamak, yüksek manevi değerler gibi pek çok kavram, mutlu olmada önemli rol oynar.

Peki, tüm bunlar, bir kişinin psikolojisinin iyi olması için yeterli midir?

Bu sayılanların hemen çoğuna sahip olmasına rağmen, psikolojisi pek de iyi olmayan çok insan görmüşsünüzdür mutlaka.

Ya da tam tersini!

Son derece olumsuz koşullara karşın, psikolojik sağlığı mükemmel denebilecek insanlarla da karşılaşmışsınızdır elbette.

Bu durumda, sadece koşullar yerine, psikolojisi sağlıklı olan kişilerin ortak özelliklerine bakmanın, bize daha güvenilir bilgiler sağlayacağını söylemek mümkün.

Psikolojisi gerçekten iyi olan kişilerin özelliklerine beraberce göz atalım.

Aşağıda sıralanan özellikleri okurken, lütfen kendinizi ve önem verdiğiniz kişilerin psikolojilerini gözden geçirin!

Eksik olan özellikler varsa, bunların neler olduğunu ve hangi yollarla düzeltilebileceğini düşünün!

Araştırmalar, hayatlarının güzel olduğuna inanan ve psikolojik durumlarından memnun olan insanların ortak özelliklerini şu şekilde tanımlıyor:

1. Dikkatlerini olumsuzdan çok, olumlu şeylere odaklıyorlar

2. Elindeki değerlerin farkındalar ve bunlar için şükran duygusu taşıyorlar

3. Yetenekli oldukları alanları biliyor ve yeteneklerini değerlendiriyorlar (yeteneklerin, mutlaka deha düzeyinde olması gerekmiyor)

4. Kendilerini meşgul eden, üretici ve yararlı uğraşılara sahipler

5. Sosyal ilişkilerinde başarılılar; aile, arkadaşlar, meslektaşlar ve komşularla sağlıklı bağlar kurabiliyorlar

6. Yaşadıkları topluma ve dünyaya duyarlılar; sorunların çözümü için sorumluluk alıyorlar

7. Yaşamlarının bir amacı var ve bu amaç uğruna çaba gösteriyorlar

8. Duygularının, düşüncelerinin ve bedenlerinin farkındalar, özenliler ve kendilerini sürekli biçimde bütünsel olarak geliştirmeyi sürdürüyorlar.

Çoğu kişi, depresyon, panik atak ve ilişki sorunları için psikiyatrist ve psikologlara başvurup, çoğu kez eline bir ilaç tutuşturulmuş halde veya derinlikten yoksun bir tavsiye dizisini dinledikten sonra düş kırıklığı içinde evine döndüğünde, sorunlarının çözülmeden kendisini beklediğini hayretle görür.

Oysa bu şaşırtıcı bir durum olmaktan uzaktır!

Çünkü psikolojimizin iyi olması, ilaçlarla veya basmakalıp tavsiyelerle elde edilebilen bir ''şey'' değildir.

Duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve hayatı tanımak, ilişkilerimize özen göstermek, ruhen ve bedenen gelişmek, gerekli değişimleri yapabilmek için cesaret sahibi olmak üzere sarf edilecek çabanın ve emeğin ürünüdür, sağlıklı psikoloji.

Ve bu özellikleri bize kazandıracak hap veya kapsülleri satışa sunabilen bir ilaç firması henüz yok!









27/05/2026

Büyüklerimizin hayır duasının,🤲 çocuklarımızın neşesinin,🌺
dayanışmanın eksik olmadığı,💚
aynı sofranın etrafında;
her daim sevinçle bir arada olduğumuz🌀🌺 Nice Bayramlara…🤲🌺🌈🌀🌹





13/05/2026

Öfkemi kontrol edemiyorum.

Öfkemi kontrol etmeyi öğrensem her şey daha iyi olurdu.

Öfkemi nasıl kontrol edebilirim?

Yukarıdaki sorular, biz terapistlerin en çok karşılaştığı sorular arasında ilk üçe mutlaka girer. Çünkü yaşamımızda karşılaştığımız ve iç yaşantılarımızla uyuşmayan pek çok deneyim içsel süreçlerimizde dalgalanmalara neden olur. Dışarıda söylenen içimizle uyuşmadığında ise bedenimiz ve zihnimiz bize bununla ilgili sinyaller vermeye başlar. Adını öfke koymuşuzdur. Ve bizlere öğretilen genel kural ise şudur: öfke olumsuzdur, bastırılmalıdır, aksi halde can yakar! Oysa ben size bu yazıda bu duygunun başka bir yönünü görmenizi isteyeceğim.

Öfkenin sizi ele geçirmesini istemiyor musunuz? Öyleyse onu dinleyeceksiniz. Size bir şeyler anlatmak için içinizde, bir yerlerde sizi huzursuz ediyor. Kalp atışınızı hızlandırıyor, ellerinizi titretiyor, ve hatta kontrolünüzü kaybettiriyor Sonrasında ise size ya hasta bir organ ya küs bir eş, arkadaş ya da gergin bir iş yaşantısı olarak geri dönüyor. Neden hiç düşündünüz mü? Çünkü onu yok sayıyorsunuz, zamanla sustuğunu düşünüyor ya da siz susturuyorsunuz. Ama enerjinin korunumu kanunun da dediği gibi var olan enerji yok olmaz ancak bir halden başka bir hale transfer edilebilir, dönüşebilir. Öyleyse siz duygunuzu anlamadığınızda, farkına varmadığınızda ya da görmezden geldiğinizde o asla yok olmaz. Ya içinizde bir yerlerde dolaşır, ortaya çıkacak bir alan bulamadığında baş ağrısı, mide kasılmaları, kas krampları, bayılmalar olarak ortaya çıkar. Ya da uygun olmayan biçimde, uygun olmayan sözcüklerle ve uygun olmayan zamanlarda kendine çıkacak bir ortam yaratır.

İkinci durumun ortaya çıkmaması için çeşitli davranışsal yöntemler, iletişim becerileri kısmi olarak işinize yarayacaktır. Bu yöntemler kullanıldığında, yani öfkenizi uygun ve doğru yollarla ifade etme becerisi kazandığınızda buna öfke kontrolü deniyor. Bunun amacı, kişinin sosyal yaşamına zarar veren kızgınlık duygularının bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutlarının farkına varması ve diğerlerine duygusal ya da fiziksel zarar vermeden bu yaşantısını ifade etmesine dayanır. Yani enerjiyi bir şekilde kontrol edebilmenizi sağlar. Peki ya bu enerjiyi neyin ortaya çıkardığını merak etmez misiniz? Bir arkadaşınızın size yaptığı eleştiri sizde kızgınlık yaratırken, sizin bir başkasına yönelttiğiniz eleştirinin soğukkanlılıkla karşılanmasına şaşırmadınız mı hiç? İşte bu aşamada asıl bakmamız gereken nokta olaylar değil, olayların bizde neden böyle bir etki yarattığıdır. Kişi içine dönmeli ve onu neyin öfkelendirdiğini; içindeki fitili hangi düşüncenin, geçmiş yaşantı ya da inanışların ateşlediğini bulmalıdır.

Yani mesele öncelikle içinizde kaynayan bir kazan olduğunun farkına varmaktan geçer. Eğer kızgınsanız, sinirliyseniz bunun sebebi dışarıda değil içinizdedir. Bunun farkına varmak ise çoğunlukla pek de mümkün olmuyor. Biz daha çok içimizde kaynayan o kazanın başkalarını nasıl etkilediği ile ilgilenirken, o katlanarak içimizde büyümeye devam eder. Biz sadece, o kazan kaynarken aman ha başkalarının üzerine sıçramasın, öfkemizin üzerine bir de diğerlerine kendimizi yanlış ifade etmenin suçluluğu eklenmesin isteriz. Bu nedenle genellikle seansa gelişler, öfkenin diğerlerinde yarattığı olumsuz etkilerin bizde yarattığı suçluluk duygusunun ağırlığı ile olur.

Danışanlarımız pek çok yol deneyerek gelmişlerdir.

Sinirlenince içimden yavaş yavaş 10a kadar saydım.

Çok gerginsem konuşmadan önce bir yürüyüş yapıyorum.

Bu cümleler şöyle tamamlanır:

Yine de olmuyor!

Belki de yanlış yerlerde dolaştığınız içindir. Diyorum. Şaşırıyorlar.

Evet, öfke çalışılırken asıl bakılması gereken yer, içinizde kaynayan o kazandır. Onu dolduran ne? Hayatınızda bu kazanı besleyen neler var? Öfkeniz sizin ne işinize yarıyor? Hangi deneyimleriniz bu kazanın taşmasına neden oluyor ve neden o deneyimler?

Bu soruların cevabı, hangi durumlar bizim düşüncelerimizi, dolayısıyla duygu ve davranışlarımızı nasıl etkilediğini bize gösterecektir. İşte o zaman bize kendimizle ilgili sinyaller veren bu duygunun bizde yarattığı fiziksel ve davranışsal durumlarla baş edebilir. Sayı sayma, yürüyüş yapma, yer değiştirme gibi yöntemler, bu boşluklarda ne yapacağınızı bildiğinizde ancak işe yarayacaktır.

Zor biliyorum, o yoğun duygu içinizde çığlıklar atarken, sizden kulaklarınızı tıkamak yerine onu dinlemenizi istiyorum. Vücudunuz ve zihniniz savaşa (!) hazırken, kendinize söz konusu savaş alanına çıkmadan derin bir nefes alma şansı vermenizi istiyorum. Düşünün

Kızdığınız şey ne?

Olaylar mı?

Olayların size dokunuşu mu?

Eğer cevabınız ikinci şık ise bir şeyleri değiştirme gücünüzün farkına varmışsınız demektir!

09/05/2026

“TİTREŞİMİNİ YÜKSELTEREK HAYATINI DÖNÜŞTÜR!
✨Olumsuz konuşma; hiçbir şey hakkında olumsuz düşünme; başarısız olmayı bekleme; hiçbir şeyden korkma.
✨Gerçekten hayatının değişmesini istiyor musun?
Gece gündüz durmadan dinlenmeden aklına dikkat et. 24 saat, %101 dikkat et. Hatta rüyanda bile. Boş verme, yeni doğmuş bir bebeğe bakar gibi ruh haline dikkat et: bir an bile gözlerini ayırma!
✨Hiçbir şeyden şikayet etme; kimseye kızma, kızarsanda bunu kalbindeki barış ve sevgi duygularını koruyarak yap.
✨Daha fazla paran olsun ve ekonomik sıkıntıların sonsuza dek bitsin istiyor musun?
Çok para kazanmanın zor olduğunu düşünme; kimseyle mali durumunu konuşma; ne kendi ekonomik durumunu ne de ülkenin durumunu düşünme.
Biri sana sorduğunda sadece: “Herşey daha güzel oluyor.” de, ve bunu derken içinden gül çünkü o kelimelerin Evrenin en uzak yerlerine ulaştığını ve yarattığını biliyorsun...
✨Aile, iş, ilişki sorunların mı var?
Onlar hakkında düşünme; onlar hakkında konuşma, konuşursan da kalbinde onların düzeleceği inancı ve barış duygusu olsun. Onları sen yarattın ve şimdi tersine çevireceksin.
✨✨Kendine, 10 saniyeden daha fazla olumsuz ruh haline izin verme.
Huzur, neşe, sevgi içinde olmadığını farkettiğin anda kalbine dönmek için ne gerekiyorsa yap!
Güzel gökyüzüne bak, bir şarkı söyle, meditasyon yap, elindekinin kıymetini farket ama olumsuzlukların akımına kapılma.
✨Üzgün olmak olumsuz olmaktır; aklın zararlı halleri olduğu gibi korku, endişe, kaygı gibi zararlı duygu halleri de vardır.
✨İşkenceci kafadan çık; kötü düşünceler hapishanesinden çık.
✨Sadece pozitif bak; sadece olumlu konuş; sadece olumlu düşün.
✨Çok geç olmadan zihnini eğit ve bedenini, içindeki varlığı sarhoş et.
✨Seni, var olan ve tüm evreni hareket ettiren en güçlü güce dikkat etmeye ve niyet etmeye davet ediyorum, Sevgiye...
✨Yaratıcı gücümüzü geri kazanıyoruz, her zaman sevgiyi seç.”..❤️

23/04/2026

Sadece büyük bir lider geleceği küçük kalplere emanet eder. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
❤💜💚
23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun! 🫶🏻





S***M HÜCRELERİ, BABANIN STRESİNİN GENETİK İZLERİNİ TAŞIR VE BU İZLER SONRAKİ NESİLLERE GEÇEBİLİRÇığır açan bir araştırm...
04/09/2025

S***M HÜCRELERİ, BABANIN STRESİNİN GENETİK İZLERİNİ TAŞIR VE BU İZLER SONRAKİ NESİLLERE GEÇEBİLİR

Çığır açan bir araştırma, babanın stresinin sadece kendisini etkilemediğini, çocuklarında da kalıcı izler bırakabileceğini ortaya koydu. Bilim adamları, s***m hücrelerinin babanın stresinden etkilenen ve sonraki nesillere miras kalabilen belirli genetik değişiklikleri taşıdığını keşfettiler.

Genellikle epigenetik değişiklikler olarak adlandırılan bu genetik izler, DNA dizisini değiştirmez, ancak genlerin ifade edilme şeklini etkiler. Bu, kronik stres, travma ve hatta yaşam tarzı faktörleri gibi deneyimlerin, çocuğun sağlığını, davranışını ve stres tepkilerini gebelikten itibaren şekillendirebileceği anlamına gelir.

Çalışma, babaların esenliğinin çocukları üzerinde derin bir etkisi olduğunu vurgulamakta ve ruh sağlığı ve stres yönetiminin sadece bireyler için değil, gelecek nesilleri de etkileyebileceğini belirtmektedir. Araştırmacılar, bu mekanizmaları anlamanın, kalıtsal stresle ilgili etkileri azaltan müdahalelerin önünü açacağını ummaktadır.

Bu keşif, kalıtım hakkında düşünme şeklimizi yeniden şekillendirmekte ve babaların yaşadıklarının kendi yaşamlarının çok ötesine yankılanabileceğini ve çocuklarının hem fiziksel hem de ruh sağlığını etkileyebileceğini göstermektedir

İnsan Sesinin Sakinleştirici Gücü:👇👇 Nörofizyolojik Bir Bakış AçısıSesin, özellikle de insan sesinin sinir sistemimizi n...
31/08/2025

İnsan Sesinin Sakinleştirici Gücü:
👇👇

Nörofizyolojik Bir Bakış Açısı

Sesin, özellikle de insan sesinin sinir sistemimizi nasıl etkilediğine dair bilimsel ilgi giderek artıyor. Son araştırmalar, belirli ses özelliklerinin parasempatik sistemin önemli bir bileşeni olan vagus sinirini harekete geçirerek rahatlama ve stres azaltma durumlarını destekleyebileceğini gösteriyor. Bu bulgular arasında, kadın sesinin bazı erkekler üzerinde sakinleştirici etkisi, önemli nüanslarla da olsa öne çıkıyor.

Vagus Siniri ve Duygusal Düzenlemedeki Rolü

Parasempatik tepkinin birincil aracısı olan vagus siniri, kalp atış hızı, sindirim ve stresten kurtulma gibi işlevleri düzenler. Uyarıldığında, sakinlik, sosyal bağ ve güvenlik duygusunu destekleyen sinyaller gönderir. Çalışmalar, yumuşak ve melodik bir ses gibi işitsel uyaranların bu sistemi harekete geçirerek kortizolü düşürüp nefes almayı yavaşlatabileceğini gösteriyor.

Bağlam İçinde Kadın Sesi: Ayrıcalıklı Bir Vagal Uyarıcı mı?

Bazı araştırmalar (Glasgow Üniversitesi Nörobilim ve Psikoloji Enstitüsü'ndeki gibi), ses tellerindeki anatomik farklılıklar nedeniyle kadınlarda daha sık görülen bir özellik olan ton çeşitliliği daha fazla olan seslerin, ödül ve müzikalite ile ilişkili beyin bölgelerinde (üst temporal girus) işlenme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu, bazı durumlarda neden daha rahatlatıcı olarak algılandıklarını açıklayabilir.

Ancak bu etki evrensel değildir:

- Bireysel deneyim önemlidir. Olumsuz anılarla bağlantılı bir ses, tam tersi bir etkiye sahip olabilir.
- Kültürel bağlam bunu etkiler. Bazı toplumlarda, kalın erkek sesleri (geleneksel şarkılarda olduğu gibi) de sakinlik yaratır.
- Prozodi (ritim, perde ve duygusal yük), cinsiyetten daha belirleyicidir. Sıcak ve istikrarlı bir ton -ister erkek ister kadın olsun- daha fazla güven duygusu sağlar.

Biyodüzenleyici Bir Araç Olarak Ses

Ses aracılığıyla fizyolojik durumları düzenleme yeteneğinin derin etkileri vardır. Örneğin:
- Terapide, kaygıyı azaltmak için ses titreşim teknikleri kullanılır. - Tıbbi ortamlarda ses tonu, hastanın iyileşmesini hızlandırabilir (Frontiers in Psychology araştırması, 2020).

Sonuç

İnsan sesi, bir dil aracından çok daha fazlasıdır: sinir sistemimizi ayarlayabilen nörobiyolojik bir araçtır. Müzikalite ve tonal sıcaklık gibi bazı özellikler rahatlamayı desteklese de, etkileri fizyoloji, psikoloji ve kültür arasındaki karmaşık bir etkileşime bağlıdır.

Sesleri nasıl işlediğimizi etkileyebilecek başka hangi faktörlerin olabileceğini düşünüyorsunuz?

09/02/2025

Eksik kalan dualarım için, bende yoksun olan duygularım, arşa el açıp yalvarışlarım,
Fanilere bağlanışım, kördüğüm olup eksik gördüğüm yanlarımı tamamlamayışım,

Ne varsa unutulan, kenarda köşede kalan şükür ve sabr’a varamayışım,
Gidilmesi gereken gidemediğim ne kadar eksik varsa hep yarım kalmışım…

Hep kendi içimde gittiğim bu yolculuğumda sessiz bir yolculuğa çıkmışım farkında olmadan.
Sesimi sadece kendime duyurmuşum…
Yaşamım boyunca hep MERHAMETİMİN arkasından yürümüşüm, sıcağı beklerken ayazda kalmış üşümüşüm…
Buz kesmiş kelimelerim bile, sevginin sıcaklığına hasret olmuşum.
Sevildiğimi sanıp fanilerin sözde sevgisini sevgi sanmışım.
Rab’be adanmak gerekirken yalan dünyanın fani kullarına Aldanmışım…

Beklentiler üzer dedim, kimseden bir şey beklemedim,
İyisi de vardı, kötü diye tabir ettiklerimizde, imtihandı unutmuşum.
Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı İÇİMDE sakladım, İNSANLIK bende kalsın dedim sustum.

Hep vermek istedim, sorgulamadan, karşılığını alıp alamadığıma BAKMADAN,
Ertelediklerim içinde ilk sırada ben vardım, kendimi hep ERTELEDİM.
Çokların beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana verilmiş bir vesile olarak gördüm.
Birlikte Allah’a ulaşmak için bir yol bildim, sebep bildim,
Herkesi mutlu etmek zorundayım zannettim, herkesin iyiliğini istedim.

Benimde mutlu olmam gerektiğini unutmuşum.
Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki VİCDANIM rahat etmeliydi.
Birilerinin de bana karşı GÖREVLERİ olduğunu hiçe saymışım oysa...
ViCDANIM sadece bana vicdansızmış oysa…

Kusur görmek değildi niyetim, Kusur arayan bulurdu,
Bulan değil, KUSUR örten olmaya çalışırken, kaybedilmiş bir sürü iyi niyeti görmezden gelmişim.
İyi NİYET etmemiş insanlar arasında kalmışım, ve NE YAZIK Kİ; çırpındıkça benden gidenleri görmemişim.

Kimsenin, hiçbir şeyin, beni ÜZMELERİNE bakmadan, karşılığında ne
aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden hep benden gitmesine göz yumdum..
Nasılda UNUTMUŞUM kendimi,unutturmuşlar aslında.

Mantığımın önüne geçen sebepler vardı benim farkında olamadığım.
Parçalanmış kalbime, doğruları söylemeye çalışan bir beynim vardı, TEBESSÜM etmekten vazgeçmedim, mutsuz yanima hep SUS dedim. Sen SUS.

En büyük HAKsızlığı kendime ettim, kimseye etmediğim kadar.
Rüyadan uyanırcasına bir halde, KENDİME geldiğimde ise YORGUN, yılgın, bitkin, gözyaşlarında boğulmak üzere olan bir çocuk olarak buldum kendimi.
Yeniden büyümek istediğim bir hayatım vardı şimdi geride ama içimdeki irkilmeme sebep ses "GEÇTİ" dedi…Geçti..

Sessizliğin içinde kendime sesleniyorum şimdi ‘Seni bu kadar hiçe saydığım için, insanların seni bu kadar incitmelerine, üzmelerine müsaade ettiğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, hakkın olan bütün duyguları sana yaşatamadığım, tattıramadığım için...
Çok ÖZÜR diliyorum... !
Galiba ben, aldanmış ve almadan vermenin ALLAH'a mahsus olduğunu
UNUTMUŞUM...

Address

Gültepe Mahallesi Ortatepe Sokak Sudem Köşk Apt.altı No:5/B Melikgazi /Kayse
Melikgazi

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bilinçaltının Gücü posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share