Sevgiyle Yol Almak

Directions

Sevgiyle Yol Almak Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Sevgiyle Yol Almak, Psychologist, Moda.

Sınır koymak, ilişkide karşımızdaki kişinin davranışlarını yönetmekten çok, kendi davranışımızı düzenleyebilmekle ilgili...
22/09/2026

Sınır koymak, ilişkide karşımızdaki kişinin davranışlarını yönetmekten çok, kendi davranışımızı düzenleyebilmekle ilgilidir.

Psikolojide sınır kavramı; kişinin neyi kabul edip etmediğini fark etmesi, bunu açıkça ifade edebilmesi ve gerektiğinde kendi davranışını buna göre belirleyebilmesiyle ilişkilidir.

Örneğin partnerinizin tartışma sırasında size hakaret etmesini istemiyorsanız:

“Bir daha bana böyle konuşma.” demek, onun davranışını değiştirmeye yönelik bir taleptir.

“Benimle hakaret edilerek konuşulduğunda bu konuşmayı sürdürmeyeceğim. Sakinleştiğimizde konuşabiliriz.” demek ise kendi sınırınızı tanımlamaktır.

Buradaki önemli fark şu: İlkinde kontrol etmeye çalıştığınız şey karşınızdaki kişinin davranışıdır. İkincisinde ise kendi davranışınızın sorumluluğunu alırsınız.

Ancak sınır koymak sadece cümleyi kurmakla bitmez. Sınır tekrar tekrar ihlal edildiğinde ne yapacağınızı bilmek ve söylediğiniz davranışı gerçekten uygulamak gerekir.

Bu nedenle bazen sorun sınır koymayı bilmemek değil, sınır koyduktan sonra ortaya çıkabilecek suçluluk, reddedilme veya çatışma duygularına dayanmakta zorlanmaktır.

Sağlıklı sınırın temelinde karşı tarafı değiştirmek değil, kendi ihtiyaçlarımızı ve davranışlarımızı fark ederek ilişki içinde kendimizi koruyabilmek vardır.

20/09/2026

İlişkilerde çoğu zaman ihtiyacımızı doğrudan fark etmek yerine, o ihtiyacı karşılayacağını düşündüğümüz davranışa odaklanırız.

“Beni arasın.”
“Beni bırakmasın.”
“Bana daha çok ilgi göstersin.”

Ama bu davranışların altında çoğu zaman daha temel bir duygusal ihtiyaç vardır: görülmek, önemsenmek, güvende hissetmek, değerli olmak ya da ait hissetmek.

Psikolojik açıdan kendi ihtiyacımızı fark etmek, ilişkide ne yaşadığımızı anlamanın önemli bir parçasıdır. Çünkü ihtiyacımızı tanımadığımızda, çözümü sürekli karşımızdaki kişinin davranışını değiştirmekte arayabiliriz.

Ve bazen farklı kişilerle benzer duyguları yaşamamızın nedeni de budur.

Belki de “Neden hep aynı döngüyü yaşıyorum?” sorusunun cevabı, sadece seçtiğimiz insanlarda değil; ilişkilerde tekrar eden ihtiyaçlarımızda, beklentilerimizde ve verdiğimiz tepkilerde saklıdır.

Bazen döngüyü değiştirmek, önce kendi ihtiyacımızı gerçekten duymakla başlar. 🌿

❤️Birini sevmek, onun yanında kendimizden vazgeçmek değildir. Bazen bir ilişkiyi sürdürebilmek, kabul edilmek ya da terk...
14/09/2026

❤️Birini sevmek, onun yanında kendimizden vazgeçmek değildir. Bazen bir ilişkiyi sürdürebilmek, kabul edilmek ya da terk edilmemek için kendi ihtiyaçlarımızı sessizce geri plana atarız. Söylemek istediklerimizi söylemez, istemediğimiz şeylere “olur” der, sınırlarımızı esnetir ve zamanla karşımızdaki insanın dünyasına uyum sağlarken kendi dünyamızdan uzaklaşabiliriz.
❤️
Oysa psikolojik iyi oluşun önemli parçalarından biri, insanın kendi ihtiyaçları, değerleri ve duygularıyla temasını sürdürebilmesidir. Sağlıklı bir ilişkide elbette uyum vardır; fakat uyum sağlamak ile kendinden vazgeçmek aynı şey değildir. Yakınlık kurarken kendimiz olarak kalabilmek, hem ilişkinin hem de kişinin psikolojik sağlığı açısından önem taşır.
❤️
Belki de bu yüzden bazı ilişkiler bittiğinde yalnızca karşımızdaki insanı değil, ilişkinin içinde yavaş yavaş kaybettiğimiz kendimizi de özleriz. “Ben ne istiyordum?”, “Neyi sevdiğimi ne zaman unuttum?”, “Neden sürekli kendimi açıklamak zorunda hissettim?” diye sorarız. Çünkü insan, ait olmak uğruna kendisini sürekli küçülttüğünde, bir süre sonra kendi sesini duymakta zorlanabilir.

Kendinizi sevmek her zaman yüksek sesle “ben buyum” demek değildir. Bazen istemediğiniz bir şeye hayır diyebilmektir. Bazen ihtiyacınızı saklamamaktır. Bazen sırf biri sizi kaybetmesin diye kendinizi değiştirmemektir. Ve bazen de bir ilişkide şu soruyu kendinize sorabilmektir: “Ben burada kendim olarak kalabiliyor muyum?”
❤️
Çünkü sevgi, renklerinizi yok etmenizi değil; kendi renklerinizle var olmayı gerektirir.

25/08/2026

Bazen insanın ihtiyacı olan şey, sadece bir “ödül” değil; bir bağdır.

“Rat Park” olarak bilinen araştırmalar, sosyal çevrenin ve yaşanılan ortamın madde kullanım davranışları üzerindeki etkisini göstermesi açısından oldukça dikkat çekici.

Tek başına, izole bir ortamda yaşayan farelerle; başka farelerin ve oyun alanlarının bulunduğu zenginleştirilmiş bir ortamda yaşayan farelerin davranışları arasında belirgin farklılıklar gözlemlendi.

Bu deney insan ilişkilerini birebir açıklamaz elbette. Ama bize önemli bir şeyi düşündürür:

Bağ kurmak, ait olmak, görülmek ve sevildiğini hissetmek… Bunlar sandığımızdan çok daha temel ihtiyaçlar olabilir.

Belki de insanı iyileştiren şey, yalnızca neyi bıraktığı değil; neyin yerine gerçek bir bağ koyabildiğidir.

Danışmanlıkta sık karşılaştığım bir şey var:İnsanlar çoğu zaman sadece yaşadıkları hayattan değil,yaşayabileceklerini dü...
18/08/2026

Danışmanlıkta sık karşılaştığım bir şey var:

İnsanlar çoğu zaman sadece yaşadıkları hayattan değil,
yaşayabileceklerini düşündükleri hayatla aralarındaki farktan da yoruluyor.

“Daha güzel olsaydı…”
“Başka türlü olsaydı…”
“Şöyle bir hayatım olsaydı…”

Oysa psikolojide önemli olan yalnızca ne yaşadığımız değil,
yaşadıklarımızı nasıl değerlendirdiğimiz ve ne üzerinde etkimiz olduğunu nasıl gördüğümüz.

Değiştirebileceğimiz bir şey varsa,
adım atmak bize iyi gelebilir.

Ama değiştiremeyeceğimiz bir durumu sürekli zihnimizde yeniden çözmeye çalışmak,
çoğu zaman sorunu ortadan kaldırmadığı gibi stresi ve çaresizlik duygusunu da besleyebilir.

Kabul etmek ise pes etmek değildir.

“Bunu değiştiremiyorum” diyebilmek,
“Ben hiçbir şey yapamam” demek değildir.

Tam tersine;

enerjimizi değiştiremeyeceğimiz şeylerden çekip,
etkimizin olduğu yere yöneltebilmektir.

Belki de mesele daha iyi bir hayat istememek değil.

Daha iyisini isterken, bugün sahip olduğumuz hayatı sürekli yetersiz ilan etmemeyi öğrenmek.

Çünkü psikolojik olarak iyi oluş biraz da burada başlıyor:

Neyi değiştirebilirim?
Neyi kabul etmem gerekiyor?
Ve ikisini birbirine karıştırdığımda kendime ne kadar yükleniyorum?

Belki bugün kendimize bu soruları soralım biraz

14/08/2026

🌼Kaybetme korkusu, yakın ilişkilerde ortaya çıkabilen doğal bir duygudur. Ancak bu korkunun yoğunluğu ve kişinin ilişki içindeki davranışlarını ne ölçüde etkilediği önemlidir.
🌼
Bağlanma kuramı ve yetişkin bağlanması üzerine yapılan araştırmalar, bağlanma kaygısının terk edilme veya reddedilme ihtimaline yönelik daha yüksek hassasiyet, partnerin onayını arama ve ilişkinin güvenliği konusunda daha fazla kaygı ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
🌼
Bu kaygı yoğun olduğunda kişi, ilişkiyi koruma amacıyla kendi ihtiyaçlarını ifade etmekte, sınır koymakta veya çatışma yaşamayı tolere etmekte zorlanabilir. Böylece ilişkiyi kaybetme ihtimali, kişinin kendi ihtiyaçlarının önüne geçebilir.
🌼
Buradaki kritik nokta, “ilişkiyi sürdürmek” ile “ilişki uğruna kendinden vazgeçmek” arasındaki farktır. Sağlıklı bir ilişkide yakınlık ve bağlılık kadar özerklik, karşılıklılık ve sınırların korunması da önem taşır.
🌼
Kısacası mesele kaybetme korkusunun hiç olmaması değil; bu korkunun kişinin kendi ihtiyaçları, sınırları ve benlik algısı üzerindeki etkisinin farkında olmasıdır.
🌼
Bu örüntülerin fark edilmesi, değişimin önemli bir parçasıdır. Kişi zaman içinde kendi farkındalığı ve deneyimleriyle bu döngüleri değiştirebilir. Ancak kaybetme korkusu yoğun, tekrarlayıcı ve kişinin sınırlarını, benlik algısını veya ilişkilerini belirgin biçimde etkiliyorsa, psikolojik destek almak bu örüntüleri anlamlandırmak ve değiştirmek için önemli bir kaynak olabilir.

10/08/2026

Hep şunu duyuyorum: ‘Ben kimseye kötülük yapmadım. Her zaman elimden geleni yaptım. Peki neden hep yanlış insanlar karşıma çıkıyor?’

Çünkü iyi bir insan olmak ile sağlıklı ilişki kurabilmek aynı şey değildir.

Birçok insan karşısındakini mutlu etmeye çalışırken kendi sınırlarını ihmal ediyor. Hayır diyemiyor, kırılmamak için susuyor, sürekli anlayış gösteriyor.

Bir süre sonra ilişki eşit olmaktan çıkıyor. Bir taraf veriyor, diğer taraf almaya alışıyor.

Sağlıklı ilişki sadece sevgiyle kurulmaz. Sınır, özsaygı, açık iletişim ve karşılıklı sorumluluk da gerekir.

Bazen değiştirmemiz gereken şey karşımıza çıkan insanlar değil, ilişki kurma biçimimizdir.”

Sizce ilişkilerde en zor şey sevmek mi, sınır koymak mı?

06/08/2026

🌻Kaygı, çoğu zaman yaşanan olaydan değil; zihnin olay hakkında ürettiği yorumdan beslenir.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), kaygıyı sürdüren en önemli etkenlerden birinin kanıt gibi görünen otomatik düşünceler olduğunu söyler. Oysa bu düşünceler her zaman gerçeği yansıtmaz; çoğu zaman beynin belirsizliği en olumsuz senaryoyla doldurma eğilimidir.
🌻
Bu yüzden kaygılandığınızda kendinize şu soruyu sorun:

“Bu gerçekten bir gerçek mi, yoksa zihnimin yaptığı bir tahmin mi?”

Düşünce ile gerçeği ayırabildiğiniz anda, kaygının üzerinizdeki etkisi de değişmeye başlar.

💭 Zihninizden geçen her düşünce doğru olmak zorunda değildir.

Araştırmalar, erkeklerin psikolojik destek ararken yaşadıkları duyguları doğrudan ifade etmek yerine;  ilişki sorunları,...
04/08/2026

Araştırmalar, erkeklerin psikolojik destek ararken yaşadıkları duyguları doğrudan ifade etmek yerine;

ilişki sorunları, iş stresi, öfke, uyku problemleri veya kaygı gibi yakınmalarla başvurabildiğini gösteriyor.

Görüşmeler ilerledikçe ise bu belirtilerin altında çoğu zaman duygusal yükler, öğrenilmiş baş etme biçimleri ve geçmiş yaşam deneyimleri yer alabiliyor.

Duyguları ifade edebilmek doğuştan gelen bir özellik değil; öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceridir.

Sizce erkeklerin duygularını ifade etmesini en çok zorlaştıran şey nedir?

02/08/2026

Bazen yaşadığımız hayal kırıklıkları, gelecekle ilgili düşüncelerimizi de şekillendirir.

“Artık bu yaştan sonra karşıma biri çıkmaz.”
“Benim için çok geç.”
“Bundan sonra değişmez.”

Bu cümleler çoğu zaman gerçekler değil, zihnin geçmiş deneyimlerden yola çıkarak oluşturduğu tahminlerdir.

Psikolojide buna olumsuzluk yanlılığı (negativity bias) ve bilişsel çarpıtmalar denir. Beynimiz, olası riskleri fark etmeye başarı ihtimalinden daha yatkındır. Çünkü amacı bizi korumaktır; umut vermek değil.

Elbette hiçbirimiz geleceği kesin olarak bilemeyiz. Kimse “kesin karşına biri çıkacak” diyemez. Ama aynı şekilde “kesin çıkmayacak” demek de geleceği biliyormuş gibi davranmaktır.

İnsan sosyal çevresini genişlettikçe, yeni deneyimlere açık oldukça ve ilişki kalıpları üzerine çalıştıkça hayatındaki olasılıkları artırabilir. Sonucu garanti edemeziz ama ihtimalleri artırabiliriz.

Belki de kendine sorman gereken soru şu:

Bunun gerçekten imkânsız olduğuna dair elinde kanıt mı var, yoksa zihnin seni en kötü senaryoya mı ikna ediyor? 🤍

Address

Moda

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Sevgiyle Yol Almak posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category