Bireyailecocukakademi

Bireyailecocukakademi Ankara Üniversitesi�
Çocuk | Yetişkin | Aile Danışmanlığı
Online&Yüz Yüze Danışmanlık
�Samsun

31/08/2026

Evlilik, çoğu zaman duyguların en yoğun olduğu dönemde verilen bir karardır; ama hayatın rutinleştiği, sorumlulukların arttığı ve beklenmedik zorlukların ortaya çıktığı zamanların içinde sürdürülür.

Zamanla anlaşılır ki bir insanı yalnızca iyi günündeki neşesi ya da size hissettirdiği heyecanla seçmezsiniz.

Hayat zorlaştığında nasıl birine dönüştüğünü, öfkesini nasıl taşıdığını, ailesiyle kurduğu bağda nerede durduğunu ve sorumlulukla nasıl ilişki kurduğunu da seçersiniz.

Aynı evin içinde yalnızca iki insan değil; iki farklı çocukluk, iki farklı aile kültürü ve “evlilik nasıl olmalı?” sorusuna verilmiş iki ayrı cevap da yaşamaya başlar.

Evlilik öncesinde bunları konuşabilmek, bütün farklılıkları ortadan kaldırmaz; ama birlikte kurulacak hayatı varsayımlardan çıkarıp daha gerçek bir zemine taşır.

Çünkü evlenmek, hiç fırtına çıkmayacağının garantörü değildir.

İlişkisel olgunluk, o fırtınada birbirinizi karşınıza değil, yanınıza alabilmektir.

29/08/2026

Mesajlara geç cevap verilmesiyle yaşanan kaygının bir tarafında, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak vardır.

Karşımızdakinin neden sustuğunu bilmediğimizde zihin bu boşluğu tahminlerle doldurur.
Bana kızdı”
Bir şey değişti”
Benden uzaklaşıyor
Elimizde bunları doğrulayacak bir bilgi olmasa da, bir süre sonra ihtimaller gerçekmiş gibi hissettirmeye başlayabilir.

Çünkü belirsizlik arttıkça zihin, bilmediği yerde karşı tarafın zihnini okumaya daha yatkın hâle gelir.

Aynı dinamik bazen ters yönde de çalışır.
“Yanlış anlamasın
Merak etmesin” diyerek mesajlara hızla cevap veririz.
Bu kez de karşımızdakinin bizim sessizliğimize ne anlam vereceğini kontrol etmeye çalışırız.

Belirsizliğe tahammül edebilmek, cevabı bilmemekten rahatsız olmamak değildir.

Bilmediğimiz yerde zihnimizin yazdığı hikâyeyle, gerçekten bildiklerimizi birbirinden ayırabilmektir.

28/08/2026

Ayrılıktan sonra eski partnerimizin hayatına bakmak bazen düşündüğümüzden daha kişisel bir yere dokunur.

​Özellikle onun yeni ilişkisinde mutlu olduğunu görmek, zihnimizde sadece “Hayatına devam etmiş” bilgisi olarak kalmayabilir.

​Eğer içimizde kendi değerimizi ve yeterliliğimizi sorgulamaya yatkın bir yer varsa, gördüklerimizi de tam olarak oradan anlamlandırmaya başlarız:
​“Benimle yapmadığı şeyleri şimdi yapıyor.”
​“Bana göstermediği ilgiyi ona gösteriyor.”
​“Demek ki sorun bendedir".

​Fakat burada gözden kaçırdığımız çok temel bir gerçek var: İlişkiler yalnızca insanların nasıl biri olduğunu değil; birbirleriyle nasıl biri olduklarını da ortaya çıkarır.

​Aynı insan, farklı bir ilişkide daha ilgili, daha esnek ya da bambaşka biri gibi davranabilir.

Çünkü her ilişki iki farklı geçmişin, ihtiyacın ve sınırın benzersiz bir karşılaşmasıdır.

​Bu yüzden onun bugün başkasıyla kurduğu ilişkiyi, sizinle yaşadıklarının "doğru versiyonu" gibi görmek yanıltıcıdır.

​Belki de burada sorulması gereken asıl soru şudur:
Onun mutluluğunu gördüğümde, neden kendi değerimi sorgulamaya başlıyorum?

27/08/2026

Çocukken otorite karşısında fazla seçeneğimiz yoktur.

Bazen susarız, bazen uyum sağlarız, bazen de kabul görmek için bizden beklenen kişi olmaya çalışırız.

Asıl mesele, büyüdüğümüzde başlar.

Çünkü yaşımız ilerlese de zihnimiz her otorite karşısında kendiliğinden yetişkinleşmez.

Bir patronun eleştirisi karşısında saatlerce kendimizi sorgulayabiliriz.

Birinin bizden memnun olmadığını gördüğümüzde hemen hatayı kendimizde arayabiliriz.
“Hayır” dememiz gereken yerde, karşımızdakinin tepkisinden çekindiğimiz için geri adım atabiliriz.

Dışarıdan bakıldığında bunların her biri bugüne ait görünür.
Oysa bazen bugünkü otorite yalnızca bugünkü kişidir; ona verdiğimiz anlam çok daha eskidir.

Çocuklukta otorite bize yalnızca kuralları öğretmez.
Kendimizden daha güçlü biri karşısında kendimize ne kadar yer verebileceğimizi de öğretir.

Bu yüzden yetişkinlikte mesele her otoriteye karşı çıkabilmek değildir.
Ne hemen boyun eğmek ne de her seferinde savaşmak.

Karşımızdaki güçlü kalırken bizim küçülmek zorunda olmadığımızı öğrenebilmektir.

26/08/2026

Para biriktirmek insana geleceğe karşı güven verebilir.

Ancak güvenlik ihtiyacı büyüdükçe, bazen hayat sürekli ertelenmeye başlayabilir.

“Şimdi harcamayayım.”
“Biraz daha biriksin.”
“Ne olacağı belli olmaz.”

Bunların her biri kendi başına son derece makul düşünceler. Mesele, insanın ne zaman tedbir aldığından çok, ne zaman kaygısının kurallarına göre yaşamaya başladığıdır.

Çünkü para bazen bugünü yaşamakla gelecekte güvende olmak arasındaki çatışmanın nesnesine dönüşür.

Bir tarafta bugünün ihtiyaçları, istekleri ve deneyimleri; diğer tarafta henüz gerçekleşmemiş bir geleceğe karşı hazırlıklı olma ihtiyacı vardır.

Geleceği düşünmek yetişkinliğin bir parçasıdır.
Fakat hiçbir birikim hayatın bütün belirsizliklerini ortadan kaldıramaz.

Eğer kendimizi ancak biraz daha fazlasına sahip olduğumuzda güvende hissedeceksek, “yeterli” dediğimiz yer de sürekli bizden uzaklaşır.

Geleceği düşünmek bugünden vazgeçmeyi gerektirmez; güvenlik arayışı yaşamın önüne geçtiğinde, para koruyan değil, sınırlayan bir işleve de bürünebilir.

25/08/2026

İlişkilerde kendimize ait bir alanı koruyabilmek, yalnızca “hayır” diyebilmekten ibaret değildir.

Çoğu zaman asıl güçlük, o “hayır”dan sonra başlar. Karşımızdaki kızabilir, kırılabilir, bizi bencillikle suçlayabilir.

Ve tam da o anda, onun duygusunu yatıştırmak uğruna kendi kararımızdan vazgeçmek isteyebiliriz.

Çünkü bazen bizi geri adım attıran karşımızdakinin ısrarından çok; onun hoşnutsuzluğuna, kendi suçluluğumuza ya da ilişkiyi kaybetme ihtimaline tahammül etmekte zorlanmamızdır.

Bu nedenle mesele insanları ne kadar uzağımızda tutabildiğimiz değil; yakın kalırken ne kadar kendimiz olarak kalabildiğimizdir.

24/08/2026

Her geri dönüş, yakınlaşma isteği değildir.

Bazen insan mesafeye dayanamadığı için yaklaşır; yakınlık arttığında ise bu kez yakınlığın kendisine dayanmakta zorlanır.

Bu yüzden birinin sizi kaybederken harekete geçmesi, sizinle nasıl bir ilişki kurabileceğini tek başına göstermez.

Çünkü bazen geri dönüşün yönü size doğru görünse de, kişinin asıl hareket ettiği yer kendi kaygısıdır.

Bu ayrımı göremediğimizde her dönüşü sevginin, her mesajı özlemin, her yeniden yaklaşmayı da değişimin kanıtı sanabiliriz.

Oysa ilişkide asıl belirleyici olan, siz uzaklaşırken sizi ne kadar istediği değil; siz yakınındayken yakınlığınızı ne kadar taşıyabildiğidir.

22/08/2026

İlişkileri yalnızca büyük kararlar değil, tekrar eden küçük ritüeller de taşır.

Birlikte içilen kahve, eve gelince birbirini karşılamak, gün içinde kısa bir mesaj, yatmadan önce birkaç dakika yan yana kalmak…

Bunların hiçbiri tek başına büyük şeyler değildir. Ama ilişkiye düzenli olarak şu bilgiyi verir:

“Hayatın içinde hâlâ birbirimize ayrılmış bir yerimiz var.”

Bu küçük ritüeller azaldığında çiftler birbirlerini sevmeye devam edebilir, aynı hayatı paylaşabilir, sorumluluklarını yerine getirebilirler. Ama ilişkinin duygusal dokusu yavaş yavaş seyrelmeye başlayabilir

Bu yüzden ilişkilerde yalnızca neyin bozulduğuna değil, bir zamanlar var olup artık yapılmayan küçük şeylere de bakmak gerekir.

21/08/2026

Her itiraz, gerçekten o an yaşanan meseleyle ilgili olmayabilir.

Bazen karşımızdaki insanın söylediği şeyden çok, onun bizde uyandırdığı konuma tepki veririz.

Bir yönetici bize geçmişte söz hakkımızın olmadığı bir otoriteyi, eşimizin tavrı bir zamanlar karşısında güçsüz kaldığımız birini hatırlatabilir. Bugün yetişkinizdir ama içimizde eski mücadele yeniden harekete geçebilir.

Bu yüzden bazı çatışmalarda yalnızca “Kim haklı?” sorusuna bakmak yetmez.

“Bu kişinin bende bu kadar güçlü bir tepki uyandırmasının sebebi ne?” diye de sormak gerekir.

Çünkü bazen bugünün tartışmasında, geçmişten kalan bir hesabı kapatmaya çalışıyor olabiliriz.

20/08/2026

“Ben sinirlenince kendimi kontrol edemiyorum” cümlesini bazen biraz daha dikkatli dinlemek gerekir.

Çünkü öfkenin kendisi kadar, kimin yanında nasıl ortaya çıktığı da önemlidir.

Yakınlık, sınırsızlık değildir. Birinin bizi sevmesi, öfkemizin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğu anlamına gelmez.

Belki de bazen “Neden bu kadar öfkeleniyorum?” sorusunun yanına bir soru daha eklemek gerekir:

“Öfkemi neden en çok bu insanlara yöneltiyorum?”

Çünkü insanın yanında kalacağını bilmek bir güven duygusu yaratmalı; ona daha kötü davranabilmenin güvencesini değil.

Address

Samsun

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bireyailecocukakademi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share