21/08/2025
ZAİ 5: Mecburiyetler, Ödevler, Sorumluluklar...
Her gün mutlaka 1 yazı yazmalıyım diye kendimi şartlamamın sağlıklı olup olmadığını düşünüyorum. Şu an çok yorgunum ve çok uykum var mesela. Kendimi de dinlemem ve dinlenmem gerekiyor.
Akşam çok sevdiğim bir arkadaşımla buluştum, muhabbetin dibine vurduk, sanırım aralıksız 2-3 saat konuşmuşuzdur, bu durumdan bıkacak gibi değildik ama işin içine günün yorgunluğu ve esnemelerimiz girince hadi artık eve gidelim dedik. Başka türlü susmak bilmiyoruz çünkü. Yol boyunca da konuşmaya devam ettik. Şanslıyız ki aynı sitede aynı blokta oturuyoruz.
Bir arkadaş grubuyla tekne turuna çıkmış; fotoğraflar, videolar, güzel anlar, maceralar... İzledikçe ve dinledikçe mest oldum. Kendimi orda hissettim. Zihinsel canlandırma yeteneğim biraz kuvvetli olduğu için teknede olduğu bir anı anlattığında ben de kendimi teknede hissettim o an ve başım döndü teknedeymişim gibi. Bazen bu zihinsel canlandırma işi çok can sıkıcı olabiliyor, özellikle moral bozucu bir konu geçtiğinde.
Buna mesleki deformasyon demeyeceğim çünkü çocukluğumda da böyleydim, öğretmen birini dövdüğünde ya da azarlığında ben de o çocuğun hissettiklerini hissediyordum mesela. Belki de daha fazlasını bilmiyorum. Bazen o durumu kendimiz birebir yaşadığımızda belki o kadar acı hissetmeyebiliriz bile. Tabi bunlar sadece hipotez, kim daha fazla acı çekiyor bilemeyiz.
Başlıkta yazdığım mecburiyetler, ödevler ve sorumluluklar acı çekmenin en hafif halleridir. Bir şeyler doğurmak gibidir. Tuğla dizmek belki piramit inşa etmek gibidir. Ama bir işe başlamadan ne kadar acı vereceğini asla bilemezsini, onun için her zaman acı vereceğini düşündüğünüz için kaçındığınız sorumlulukları en azından yapmayı "deneyin", çünkü bazen bir bakıyorsunuz çorap söküğü gibi geliyor. Tıpkı benim şu anki yazım gibi. Başlığı yazarken pek birşey yazasım gelmiyordu hatta tek paragraf da olsa yazayım dedim ama arkası geldi. Bu sebeple "başlamak", "denemek" gibi eylemler çok değerlidir.
İyi geceler dilerim.
Atakan Ayvazoğlu - 21 Ağustos 2025