Uzman Psikolog Atakan Ayvazoğlu

Uzman Psikolog Atakan Ayvazoğlu "Gerçekten Dijitale Psikoloji" Bunun dışında BDT ve Varoluşçu Terapi ekollerinden de terapi hizmeti aldım.

Lisans: İstanbul Üniversitesi Psikoloji
Yüksek Lisans: Haliç Üniversitesi Uygulamalı (klinik odaklı) Psikoloji

Yüksek Lisans Tezi: Psikologların Mizah Tarzları ile Sosyotropik-Otonomik Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişki

Yaklaşık 1 sene psikanaliz sürecinden geçtim. Benimsenen Psikoterapi Ekolü ve Yetkinlikler:
•Psikanalitik, Bilişsel-Davranışçı ve Varoluşçu Terapi ekollerinden faydalanan, bir

eyin ihtiyaçlarına yönelik psikoterapi/psikolojik yardım
•Yıldız Teknik Üniversitesi Onaylı ve Sertifikalı Aile Danışmanlığı
•MEB Onaylı ve Sertifikalı 7-18 yaş çocuklu Aile Eğitmenliği

Çalışma Alanları ve Verilen Hizmetler:
•Ağırlıklı olarak depresyon, kaygı bozuklukları ve öfke kontrol bozukluğu
•Kendini keşif
•Motivasyonel destek görüşmeleri
•Kişisel danışmanlık
•Psikoeğitim, seminer ve söyleşi
•Görsel İletişim Tasarımı
•Sosyal Medya

Danışan/Hasta Profili:
•Yetişkinler
•Aileler
•7-18 yaş arası çocuk ve ergenler

İletişim:
Tel: +90 (530) 762 80 40
e-mail: [email protected]

Web:
www.atakanayvazoglu.com
www.facebook.com/atakanayvazoglu
www.twitter.com/atakanayvazoglu
www.instagram.com/atakanovski

04/06/2026
ZAİ 5: Mecburiyetler, Ödevler, Sorumluluklar...Her gün mutlaka 1 yazı yazmalıyım diye kendimi şartlamamın sağlıklı olup ...
21/08/2025

ZAİ 5: Mecburiyetler, Ödevler, Sorumluluklar...

Her gün mutlaka 1 yazı yazmalıyım diye kendimi şartlamamın sağlıklı olup olmadığını düşünüyorum. Şu an çok yorgunum ve çok uykum var mesela. Kendimi de dinlemem ve dinlenmem gerekiyor.

Akşam çok sevdiğim bir arkadaşımla buluştum, muhabbetin dibine vurduk, sanırım aralıksız 2-3 saat konuşmuşuzdur, bu durumdan bıkacak gibi değildik ama işin içine günün yorgunluğu ve esnemelerimiz girince hadi artık eve gidelim dedik. Başka türlü susmak bilmiyoruz çünkü. Yol boyunca da konuşmaya devam ettik. Şanslıyız ki aynı sitede aynı blokta oturuyoruz.

Bir arkadaş grubuyla tekne turuna çıkmış; fotoğraflar, videolar, güzel anlar, maceralar... İzledikçe ve dinledikçe mest oldum. Kendimi orda hissettim. Zihinsel canlandırma yeteneğim biraz kuvvetli olduğu için teknede olduğu bir anı anlattığında ben de kendimi teknede hissettim o an ve başım döndü teknedeymişim gibi. Bazen bu zihinsel canlandırma işi çok can sıkıcı olabiliyor, özellikle moral bozucu bir konu geçtiğinde.

Buna mesleki deformasyon demeyeceğim çünkü çocukluğumda da böyleydim, öğretmen birini dövdüğünde ya da azarlığında ben de o çocuğun hissettiklerini hissediyordum mesela. Belki de daha fazlasını bilmiyorum. Bazen o durumu kendimiz birebir yaşadığımızda belki o kadar acı hissetmeyebiliriz bile. Tabi bunlar sadece hipotez, kim daha fazla acı çekiyor bilemeyiz.

Başlıkta yazdığım mecburiyetler, ödevler ve sorumluluklar acı çekmenin en hafif halleridir. Bir şeyler doğurmak gibidir. Tuğla dizmek belki piramit inşa etmek gibidir. Ama bir işe başlamadan ne kadar acı vereceğini asla bilemezsini, onun için her zaman acı vereceğini düşündüğünüz için kaçındığınız sorumlulukları en azından yapmayı "deneyin", çünkü bazen bir bakıyorsunuz çorap söküğü gibi geliyor. Tıpkı benim şu anki yazım gibi. Başlığı yazarken pek birşey yazasım gelmiyordu hatta tek paragraf da olsa yazayım dedim ama arkası geldi. Bu sebeple "başlamak", "denemek" gibi eylemler çok değerlidir.

İyi geceler dilerim.

Atakan Ayvazoğlu - 21 Ağustos 2025

ZAİ 4: Yazmak için Heyecanlanmak mı, Yazamayacağım diye Kaygılanmak mı?Tam da bunu yazdığım sırada kalbimde hafif bir ça...
20/08/2025

ZAİ 4:
Yazmak için Heyecanlanmak mı, Yazamayacağım diye Kaygılanmak mı?

Tam da bunu yazdığım sırada kalbimde hafif bir çarpıntı oluyor. Heyecan çarpıntısı mı, kaygı çarpıntısı mı? Heyecanla kaygı arası birşey mi? Hmm, gerçekten ikisi birden de olabilir. Kaynaşmış duygular, kaynaşık duygular. Duygular tamamen birbirinden bağımsız değil ne de olsa.

Ters Yüz 1 ve 2 filmlerini izlediniz mi? İzlemediyseniz eğer, ben açıkçası "duyguları" bu kadar güzel anlatan başka bir filme daha rastlamadım diyebilirim. 2.si de en az 1.si kadar iyiydi. Pixar zaten nitelikli animasyon filmlerinde bana göre 1 numara. Her filmi çok anlam içerir. Hmm neyse, şimdi buraları daha fazla Filmekimi'ne çevirmeyeyim.

Temel duygularımıza baktığımızda korku, kaygı, sevinç, hüzün, heyecan, güven gibi örnekleri görebiliriz. Olumlu duygular genel olarak bizi mutlu/tatmin etmek için varlardır. Olumsuz duygularımız ise genelde bizi korumak için varlardır. Tabi hem olumlu hem de olumsuz duyguların gereğinden fazla artışı psikopatolojilere sebep olabilir ya da aslında bu o patolojilerin belirtisidir. Duygularımızı ne kadar optimal düzeyde tutabilirsek, o kadar rahat ve başımızı çok ağrıtmayan bir hayat sürebiliriz.

Olumlu ve olumsuz her duyguyu yaşayabilmeye açık olmalı, ancak aşırıya kaçanları da farkedip gerekirse bunun için bir uzman yardımı almalıyız. Bu aşırılıkları bazen kendimiz farketmeyebiliriz ama çevremizdekiler farkedebilir. Bakıyoruz ki birden fazla birbirinden bağımsız kişi bizimle ilgili aynı şeyi düşünüyor, bu konuyu bir değerlendirmemizde fayda olabilir. Çünkü bir psikopatolojiyi değerlendirmede en temel kriterlerden olan "zarar görme" kadar "zarar verme" de önemlidir. Yani zarar meselesi çift taraflı değerlendirilir. "Bu şey bana ve/veya bir başkasına zarar veriyor mu?"

Konuyla ilgili 2 tane de kaynak önerisini ekliyorum. Görüşmek üzere.

Atakan Ayvazoğlu - 20 Ağustos 2025

•Anormal Psikolojisi - Nobel
•Duygu Odaklı Terapi - Nobel

ZAİ 3: Kısaltmalar ve BoşluklarDaha 3. yazım olmuşken serinin ismini kısaltma kararı aldım. Kendimi her defasında "Türki...
19/08/2025

ZAİ 3: Kısaltmalar ve Boşluklar

Daha 3. yazım olmuşken serinin ismini kısaltma kararı aldım. Kendimi her defasında "Türkiye Büyük Millet Meclisi" yazıyor gibi hissetmeye başlamıştım çünkü. Aslında şuna da dikkat çekmek istedim. Kısaltmalara eskisinden daha çok ihtiyacımız var gibi. Çünkü haddinden fazla bilgi ve zihinsel kaynak yağmuru altında yaşıyoruz ve hiçbirini bitiremeyeceğiz gibi duruyor. Çabuk bitirebilmek için de hızlandırılmış ve kısaltılmış şeylere olan ihtiyacımız arttı. Artık sabretmekte zorlanıyoruz. Bir çok şey hızlandığı için bu hıza kapılıyoruz ve yavaş ilerleyen şeyler zamanımızı tüketiyor gibi hissediyoruz. Şunu da unutmadan belirteyim ki nicelik değil nitelik önemlidir. Yani birşeyin çokluğu değil kalitesi önemlidir. Örneğin geçirilen zamanların uzunluğu değil kalitesi önemlidir.

Şu da var ki uzatmalara/boşluğa da kısaltmalar/doluluk kadar çok ihtiyacımız var. Sürekli bilgi edinmek, birşeyler öğrenmek; sürekli o boşluğu doldurma arzusu bir süre sonra sağlıksız bir duruma dönüşebilir. Kişi boşluğu gereksizlik gibi düşünebilir. Oysa ki boşluğa da doluluk kadar ihtiyacımız vardır. Boşluk olmasaydı dolunun ne olduğunu bilmezdik. Örneğin bir müzik eserinde sessizlikler, duraklamalar olmasaydı o müzik müzik olmazdı. "Her şey zıtlığıyla vardır." diyen düşünürlere ve bilim insanlarına selam olsun.

Boşluk duygusunun yaşandığı belli başlı bazı psikopatolojiler vardır. Özellikle Sınır Kişilik Bozukluğu ve Bağımlılıkta bu duruma sık rastlanır, bu dertlerden muzdarip kişiler hep içlerini/zihinlerini doldurma peşindedirler, boşluğa tahammül edemezler. Boşluk acı verir. Kendi dünyalarında o boşluğa ya bir insan gereklidir ya da bir madde. İyi tarafından bakarsak, kişiler bu hastalıklarıyla mücadele kararı vermişse o boşluğu hep uzun vadede sağlıklı ve faydalı şeylerle doldururlar. Ama bazen bu onları yorabilir. Bu sebeple meditasyon, farkındalık terapisi gibi uygulamalar kişilerin dinlenmesine ve boşluğa dayanmasına yardımcı olabilir.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Atakan Ayvazoğlu - 19 Ağustos 2025

•Kısaltmalarla ilgili film önerisi: Arrival

Address

Suadiye

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Psikolog Atakan Ayvazoğlu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzman Psikolog Atakan Ayvazoğlu:

Shortcuts

Share

Category