Ergoterapist Yusuf Aktürk

Ergoterapist Yusuf Aktürk - Ergoterapi - Duyu bütünleme- Oral/motor Terapisi - Beslenme Terapisi -

09/05/2026

Bebekleri kundaklamak, hem geleneksel bir uygulama hem de nörolojik temellere dayanan etkili bir sakinleştirme yöntemidir.
1. Duyusal Bütünleme ve Sinir Sistemi Üzerindeki Etkisi
​Kundaklama, bebeğin henüz olgunlaşmamış sinir sistemine dışarıdan bir “destek ünitesi” gibi hizmet eder:
• ​Derin Basınç: Vücudu saran kumaş, kas ve eklemlere sürekli bir basınç iletir. Bu girdi, parasempatik sinir sistemini aktive ederek kalp atışını yavaşlatır ve bebeğin sakinleşmesini sağlar.
• ​Vücut Farkındalığı: Bebek, kundağın sınırları sayesinde boşlukta düşme hissi yaşamaz; vücudunun nerede bitip dünyanın nerede başladığını daha iyi kavrar.
• ​Uyarılmayı Sınırlandırma: Dış dünyadan gelen dağınık dokunsal uyaranları filtreleyerek duyusal aşırı yüklenmeyi önler.
​2. Fiziksel ve Gelişimsel Faydaları
• ​Uyku Kalitesi: Bebeklerde istemsizce oluşan Moro refleksini kısıtlayarak, bebeğin kendi el hareketiyle uyanmasını engeller.
• ​Anne Karnı Simülasyonu: Dar ve sıcak bir alan yaratarak, bebeğin dördüncü trimester adaptasyon sürecini kolaylaştırır.
• ​Konfor: Kolik veya huzursuzluk dönemlerinde bebeğin ağlama nöbetlerini azaltabilir ve vücut ısısını dengede tutmaya yardımcı olur.
​3. Güvenli Uygulama İçin Altın Kurallar
​Kundağın fayda sağlaması için doğru uygulanması kritiktir:
• ​Kalça Dostu Kundak: Bacaklar asla dümdüz ve sıkı birleştirilmemelidir. Kalça gelişimini korumak için alt kısım gevşek bırakılmalı, bebek bacaklarını “kurbağa pozisyonunda” rahatça hareket ettirebilmelidir.
• ​Yatış Pozisyonu: Kundaklanan bebek her zaman sırt üstü yatırılmalıdır.
• ​Bırakma Zamanı: Bebek kendi etrafında dönmeye başladığı an kundak kullanımı güvenlik nedeniyle sonlandırılmalıdır.
• ​Nefes Alan Kumaş: Aşırı ısınmayı önlemek için müslin gibi pamuklu ve hava geçiren dokular tercih edilmelidir.

*reklam yok

04/05/2026

İnce-motor Gelişimi ve Özbakım

İnce Motor Beceri Gelişimi
​İnce motor beceriler, el ve parmaklardaki küçük kasların koordinasyonunu içerir. Bu beceriler, okul başarısı ve günlük yaşam aktiviteleri için kritiktir.
• ​Kavrama ve Bırakma: Nesneleri bilinçli şekilde tutma, bir kaptan diğerine aktarma.
• ​El-Göz Koordinasyonu: Boncuk dizme, kağıt kesme, legolarla oynama.
• ​Parmak İzolasyonu: İşaret parmağıyla bir noktayı gösterme veya piyano çalar gibi parmakları tek tek hareket ettirme.
• ​Bilateral Koordinasyon: İki eli aynı anda kullanma (bir elle kağıdı tutup diğeriyle kesmek gibi).

Öz Bakım Becerileri
​Öz bakım, bireyin kendi ihtiyaçlarını başkasına bağımlı kalmadan karşılama yeteneğidir. İnce motor becerilerin gelişimi, öz bakımın kalitesini doğrudan etkiler.
• ​Beslenme: Kaşık-çatal kullanımı, bardaktan su içme, ekmeğe bir şeyler sürme.
• ​Giyinme: Düğme ilikleme, fermuar çekme, ayakkabı giyme ve bağlama.
• ​Hijyen: Diş fırçalama, elleri yıkama ve kurulama, saç tarama.
• ​Tuvalet Eğitimi: Giysilerini indirme-kaldırma ve temizlik aşamaları.

Bu süreçte bir gelişimsel gerilik gözlemleniyorsa, bir Ergoterapist tarafından yapılacak değerlendirme, çocuğun ihtiyacına yönelik en doğru stratejilerin belirlenmesini sağlar.



*reklam yoktur

01/05/2026

Gravitasyon, bilateral koordinasyon ve denge

1. Gravitasyonel Güvenlik (Yerçekimi Algısı)
​Gravitasyon (yerçekimi), vücudumuzun dünya üzerindeki konumunu belirleyen temel kuvvettir. Vestibüler sistem (iç kulak) aracılığıyla algılanır.
• ​Nedir? Yerçekimine karşı duyulan temel güvendir. Ayaklarımızın yere bastığını ve başımızın nerede olduğunu hissetmemizi sağlar.
• ​Sorun Olduğunda: Kişi yerçekimi güvensizliği yaşayabilir. Bu durum, ayakların yerden kesilmesinden korkma, asansörde huzursuz olma veya geriye doğru eğilmekten çekinme şeklinde kendini gösterir.
• ​Rolü: Denge ve bilateral koordinasyonun üzerine inşa edildiği “temel zemini” oluşturur.
​2. Bilateral Koordinasyon (İki Taraflı Eşgüdüm)
​Vücudun her iki tarafını aynı anda, organize ve ritmik bir şekilde kullanma yeteneğidir. Beynin sağ ve sol yarım küreleri arasındaki iletişimin ne kadar sağlıklı olduğunu gösterir.
• ​Simetrik Kullanım: İki elin aynı anda aynı işi yapması (örneğin; alkış yapmak, merdane kullanmak).
• ​Asimetrik Kullanım: Bir tarafın stabilize ederken diğerinin aktif olması (örneğin; kağıdı tutarken makasla kesmek).
• ​Resiprokal (Ardışık) Kullanım: İki tarafın sırayla kullanılması (örneğin; merdiven çıkmak, bisiklet sürmek).
​3. Denge (Postüral Kontrol)
​Vücudun ağırlık merkezini, destek tabanı üzerinde tutma yeteneğidir. Hem vestibüler sistemden hem de kaslardan gelen proprioseptif (derin duyu) bilgilerden beslenir.
• ​Statik Denge: Sabit dururken (tek ayak üzerinde durmak gibi) vücudu koruma yeteneği.
• ​Dinamik Denge: Hareket halindeyken (çizgi üzerinde yürümek gibi) vücut kontrolünü sağlama yeteneği.

*reklamyok

29/04/2026

Çocukların dünyasında nesneleri dağıtmak ve fırlatmak, yetişkinlerin aksine bir “karmaşa” değil, aslında çok boyutlu bir öğrenme ve gelişim sürecidir. Bu davranışı şu başlıklar altında özetlemek mümkündür:
Gelişimsel ve Fiziksel Nedenler
• ​Neden-Sonuç İlişkisi: Çocuk, “Bu nesneyi atarsam ne olur?” sorusunun cevabını arar. Yerçekimi, hız, ses ve çarpma etkisi gibi temel fiziksel kuralları bu yolla deneyimler.
• ​Şema Dönemi: Özellikle “Yörünge Şeması” içindeki çocuklar, nesnelerin boşluktaki hareketine odaklanır. Bu, görsel-mekansal algıyı geliştiren doğal bir evredir.
• ​Motor Beceriler: Nesneyi kavramak, fırlatmak ve hedeflemek; el-göz koordinasyonu ve her iki elin uyumlu çalışması için kritik bir egzersizdir.
Duyusal İhtiyaçlar ve Regülasyon
• ​Derin Duyu Arayışı: Kas ve eklemlerine baskı hissetmek isteyen çocuklar, sert hareketlerle vücut farkındalıklarını artırırlar. Bu, onlar için bir nevi kendini sakinleştirme ve regüle etme yöntemidir.
• ​Hâkimiyet Duygusu: Her şeyin yetişkinler tarafından kontrol edildiği bir dünyada, bir alanı dağıtmak çocuğa kendi çevresi üzerinde güç ve kontrol sahibi olduğu hissini verir.
Yaş Grupları ve Kritik Eşikler
• ​0-2 Yaş: Bu dönemde dağıtma tamamen keşif amaçlıdır ve çok doğaldır.
• ​2-3 Yaş: Bu yaştan itibaren çocuğun nesneleri fonksiyonuna uygun kullanmaya başlaması beklenir.
• ​3-4 Yaş ve Sonrası: Artık “mış gibi yapma” ve sembolik oyunların gelişmiş olması gerekir. Eğer 4 yaşına gelmiş bir çocuk, oyuncağın ne olduğuna bakmaksızın sadece atma ve dağıtma odaklıysa; bu durum bir duyu bütünleme ihtiyacına veya motor planlama güçlüğüne işaret edebilir.



*reklamyok

25/04/2026

Çocukların tehlikeyi yetişkinler gibi algılayamaması, hem biyolojik gelişimleri hem de dünyayı keşfetme biçimleriyle doğrudan ilgilidir. Bu durumun arkasında yatan temel nedenleri birkaç ana başlıkta toplayabiliriz:
​- Beyin Gelişimi ve Prefrontal Korteks
​Beynin “yönetici merkezi” olan prefrontal korteks, muhakeme yapma, dürtü kontrolü ve sonuçları öngörme gibi görevlerden sorumludur. Çocuklarda bu bölge henüz gelişimini tamamlamamıştır.
Sonuç Odaklılık: Bir çocuk, yolun karşısındaki topu gördüğünde beyni sadece “topu al” komutuna odaklanır; yaklaşan bir arabanın yaratabileceği tehlikeyi hesaplayacak mekanizma henüz yeterince hızlı çalışmaz.
​- Somut İşlem Dönemi ve Deneyim Eksikliği
​Çocuklar dünyayı yaşayarak öğrenirler. Bir yetişkin, “elektrik çarpar” dendiğinde bunun fiziksel acısını hayal edebilir; ancak bir çocuk için bu sadece soyut bir kavramdır.
Neden-Sonuç İlişkisi: Çocuklar, olaylar arasındaki neden-sonuç bağını kurmakta zorlanırlar. Örneğin, yüksek bir yerden atlamanın yerçekimi nedeniyle can yakacağını ancak düştükten sonra kavrayabilirler.
​- Benmerkezci Bakış Açısı
​Gelişim psikolojisinde egosantrizm olarak bilinen bu durumda çocuk, kendisini dünyanın merkezinde hisseder.
Görünmezlik Hissi: “Ben arabayı görüyorsam, araba da beni görüyordur” gibi hatalı bir mantık yürütebilirler. Kendi güvenliklerini başkalarının mutlak koruması altında hissettikleri için kişisel bir risk algısı geliştirmezler.
​- Merak ve Keşfetme Güdüsü
​Çocuklar için dünya bir laboratuvardır. Yeni bir nesneyi tanımak için onu tatmak, dokunmak veya içine girmek isterler.
Korkunun Öğrenilmesi: Birçok korku genetikten ziyade deneyimle veya gözlemle öğrenilir. Tehlikeyi henüz “korkulacak bir şey” olarak kodlamadıkları için cesurca üzerine giderler.
​- Görüş Açısı ve Fiziksel Sınırlamalar
​Çocukların görüş açıları yetişkinlere göre daha dardır. Boylarının kısa olması nedeniyle çevresel faktörleri tam olarak göremezler ve bu da durumsal farkındalıklarını kısıtlar.


*reklamyok

23/04/2026

Ani Hareketler, Ses ve Işık

- Bebekler ve küçük çocuklar, hayatta kalma içgüdüsüyle dünyaya gelirler. Beklenmedik bir uyaran (ani bir gürültü veya hızla yaklaşan bir cisim), beynin amigdala adı verilen bölgesini uyarır. Bu durum vücutta bir alarm durumuna neden olur ve çocuk henüz bu uyarının “tehlikeli olmadığını” analiz edecek bilişsel olgunluğa sahip olmadığı için doğrudan korku tepkisi verir.
- Çocukların sinir sistemleri yetişkinler kadar gelişmiş ve “filtrelenmiş” değildir.
Eşik Değeri: Çocuklar dış dünyadan gelen duyusal verileri çok daha yoğun hissederler. Bir yetişkin için normal bir elektrik süpürgesi sesi, bir çocuk için aşırı gürültülü ve tehdit edici olabilir.
Öngörülemezlik: Yetişkinler bir kapının çarpacağını rüzgarın sesinden tahmin edebilir, ancak çocuklar neden-sonuç ilişkisini henüz kuramadıkları için ani değişimler onları hazırlıksız yakalar.
- Çocuklar dünyayı güvenli ve tahmin edilebilir bir yer olarak algılamak isterler. Beklenmedik sesler veya ışık patlamaları, bu güvenli ortamın kontrolü dışında bozulması anlamına gelir. Bu belirsizlik hali de endişeyi tetikler.

Ne Yapılabilir?
- Normalleştirin: Korktuğunda “Korkacak bir şey yok” demek yerine, “Ses seni şaşırttı, farkındayım, şu an güvendesin” diyerek duygusunu onaylayın.
- Önceden Haber Verin: Mümkünse gürültülü bir aleti (mutfak robotu vb.) çalıştırmadan önce “Şimdi biraz ses çıkacak” diyerek onu hazırlayın.
- Kademeli Maruz Bırakma: Onu korkutan ses veya nesneyle, güvenli bir mesafeden ve oyun yoluyla tanışmasını sağlayın.

*reklam yok

21/04/2026

Saç ve Tırnak Kestirmek

Çocukların saç ve tırnak kesimi sırasında ağlaması, ebeveynler için zorlayıcı olsa da aslında gelişimsel açıdan oldukça mantıklı sebeplere dayanır. Bu durum genellikle korku, duyusal hassasiyet ve kontrol kaybı hissinin bir birleşimidir.
​İşte çocukların bu süreçte tepki göstermesinin temel nedenleri:
​- Duyusal Hassasiyet: Çocuklar dünyayı yetişkinlerden çok daha yoğun bir duyusal algıyla deneyimlerler; Dokunma: Saç kesimi sırasında enseden aşağı düşen küçük saç telleri kaşındırıcı ve rahatsız edici olabilir. Tırnak makasının yarattığı baskı veya soğuk metal hissi bazı çocuklar için “can yakıcı” algılanabilir.
Ses: Makasın “çıt çıt” sesi veya tıraş makinesinin titreşimi ve gürültüsü, çocukta bir tehdit algısı (savaş ya da kaç tepkisi) yaratabilir.
Vücut Bütünlüğü Korkusu: Küçük çocuklar henüz “vücut sınırları” kavramını tam olarak geliştirmemişlerdir. Saçlarının veya tırnaklarının kendilerinden koparılıp atılması, sanki kollarının veya bacaklarının kesilmesi gibi bir “parça kaybı” hissi uyandırabilir. Onlar için saç ve tırnak, canı yanmayan bir yapı değil, vücutlarının ayrılmaz bir parçasıdır.
- Hareket Kısıtlanması ve Kontrol Kaybı
​Çocuklar doğaları gereği hareket etmek isterler. Kesim sırasında sabit durmaya zorlanmak, bir yabancının (veya ebeveynin) ellerini başının veya parmaklarının üzerinde baskıcı bir şekilde tutması, çocukta hapsolmuşluk hissi yaratır. Kontrolün kendisinde olmadığını hissetmek kaygıyı tetikler.
​- Keskin Nesne Korkusu: Makas veya tırnak makası gibi keskin ve parlayan aletler, çocukların içgüdüsel olarak tehlikeli bulduğu nesnelerdir. Bu aletlerin yüzlerine veya ellerine bu kadar yakın tutulması doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak algılanabilir.
Eğer çocuğunuzda bu tepkiler çok şiddetliyse ve günlük hayatı etkileyen başka duyusal hassasiyetler de (kıyafet etiketlerinden rahatsız olma, yüksek sesten aşırı korkma vb.) varsa, bir uzmandan duyusal bütünleme desteği almak süreci çok daha konforl

18/04/2026

Bu Durum Neden Oluşur?

- Duygusal Olgunlaşma Süreci: Çocuklarda beynin mantık ve kontrol merkezi olan prefrontal korteks henüz tam gelişmemiştir. Bu yüzden hayal kırıklığıyla başa çıkmakta zorlanırlar ve duygularını yoğun bir şekilde dışa vururlar.
- İletişim Becerilerinde Boşluk: İsteklerini veya hissettiklerini kelimelerle ifade edemeyen çocuk, “bağırma ve ağlama” yöntemini en etkili iletişim aracı olarak görebilir.
- Mizaç Özellikleri: Bazı çocuklar doğuştan daha hassas bir sinir sistemine sahiptir. Çevresel uyaranlara (ses, ışık, kalabalık) veya değişimlere karşı daha tepkisel olabilirler.
- Öğrenilmiş Davranış: Eğer çocuk geçmişte şiddetli ağlayarak istediğini elde ettiyse, beyni bu yöntemi “sonuca ulaştıran bir araç” olarak kodlar.

Nasıl Başa Çıkılır?

​- Çocuk kriz anındayken ona mantıklı açıklamalar yapmak genellikle işe yaramaz; çünkü o sırada beyninin mantıklı düşünen kısmı devre dışıdır. Çocuğun kendine zarar vermeyeceği bir ortamda, yanında olduğunuzu hissettirerek sakinleşmesini bekleyin. Az ve öz konuşun.
​- Bekleme süresini kademeli olarak artırın. Bekleme becerisi bir kas gibidir, çalıştırılarak güçlenir. “Sana meyve vereceğim ama önce saatin alarmının çalmasını bekleyelim” diyerek 30 saniyelik, ardından 1 dakikalık küçük beklemelerle alarmlar kurarak somutlaştırıp antrenman yapın.
​- Sınırları netleştirin ve tutarlı olun. En kritik nokta, ağlama şiddeti arttığında kuralı bozmamaktır. “Hayır” diyorsanız “Hayır” kalsın: Eğer ağladığı yada saldırdığı için istediği şeyi verirseniz, çocuğa “Daha yüksek sesle ağlarsan yada saldırırsan kazanırsın” mesajını vermiş olursunuz.
​- Duygularını etiketleyin. Çocuğun ne hissettiğini ona söyleyerek farkındalık kazandırın. Çocuğun anlaşıldığını hissetmesini sağlar ve tepkinin şiddetini zamanla azaltabilir.
​- Duyusal ihtiyaçları gözlemleyin. Bazen bu patlamalar açlık, uykusuzluk veya duyusal bir aşırı yüklenmeden (gürültülü bir ortam gibi) kaynaklanabilir. Çocuğun rutinlerini t

16/04/2026

Hayvanlar ve Çocuk Gelişimi

Hayvanların çocuk gelişimi üzerindeki etkisi oldukça derin ve çok boyutludur. Bir çocuk ile bir hayvan arasındaki bağ, sadece eğlence değil, aynı zamanda ciddi bir öğrenme ve gelişim sürecidir.
- Empati Yeteneği: Çocuklar, bir canlının ihtiyaçlarını anlamaya çalışırken başkalarının hislerini anlama yeteneklerini geliştirirler.
- Özgüven: Bir canlının sorumluluğunu almak ve onun sevgisini kazanmak, çocuğun “başarabiliyorum” duygusunu pekiştirir.
- Koşulsuz Sevgi: Hayvanlar yargılamazlar. Bu durum, özellikle sosyal kaygısı olan çocuklar için güvenli bir duygusal liman sağlar.
​- Sorumluluk Bilinci: Hayvanın beslenmesi, temizliği veya gezdirilmesi gibi günlük rutinler, çocuğun disiplin kazanmasına yardımcı olur.
​- Fiziksel Gelişim: Özellikle köpek gibi hareketli hayvanlarla vakit geçirmek, çocuğu ekran başından uzaklaştırarak hareket etmeye ve oyun oynamaya teşvik eder. Bu durum kaba motor becerilerini ve genel fiziksel sağlığı destekler.
​- Bilişsel ve Dil Gelişimi: Çocuklar genellikle hayvanlarla konuşurlar. Bu “sohbetler”, henüz akranlarıyla iletişim kurmakta zorlanan çocuklar için dil pratiği yapma şansı tanır.
​- Bağışıklık Sistemi: Yapılan araştırmalar, erken yaşta evcil hayvanlarla büyüyen çocukların alerji ve astım riskinin, bağışıklık sisteminin bu mikroplara alışması nedeniyle daha düşük olabildiğini göstermektedir.

*reklamyok

13/04/2026

El - Göz Koordinasyonu

El-göz koordinasyonu, gözlerimizin gördüğü bilgiyi (görsel algı) ellerimizin hareketlerini yönlendirmek için kullanma yeteneğidir. Bu, beynin görsel sistem ile motor sistemi arasında kurduğu karmaşık bir köprüdür. Bir bardağa uzanmaktan yazı yazmaya, spor yapmaktan karmaşık el becerisi gerektiren işlere kadar günlük hayatın her anında bu beceriyi kullanırız.
​Gelişim süreci doğumdan itibaren başlar ve yıllar içinde daha spesifik hale gelir.

​El-Göz Koordinasyonunun Gelişim Evreleri
Bebeklik Dönemi (0-12 Ay):
• ​İlk aylarda hareketler daha çok refleksiftir. 3. aydan itibaren bebekler ellerini izlemeye başlar.
• ​5-6. aylar civarında, gördükleri bir nesneye bilinçli olarak uzanma ve onu kavrama başlar.
• ​Yıl sonuna doğru, nesneleri bir elden diğerine geçirme ve parmak uçlarını kullanma (pense kavrama) yeteneği gelişir.
Erken Çocukluk (1-3 Yaş):
• ​Kule yapma, karalama yapma ve basit şekilleri yerleştirme gibi beceriler ortaya çıkar.
• ​Kaşık-çatal kullanımıyla birlikte beslenme sırasında koordinasyon keskinleşir.
Okul Öncesi Dönem (3-5 Yaş):
• ​Makas kullanma, belirgin çizgilerin içini boyama ve düğme ilikleme gibi ince motor beceriler hız kazanır.
• ​Top atma ve tutma gibi kaba motor becerilerde mesafe ve yön algısı güçlenir.
Okul Çağı ve Sonrası:
• ​Yazı yazma, enstrüman çalma veya video oyunları gibi çok daha hızlı ve hatasız koordinasyon gerektiren görevlerde uzmanlaşılır.

Address

Sultançiftliği Mahallesi Ordu Caddesi 194. Sokak No. 6/1
Sultangazi

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 19:00
Sunday 09:00 - 19:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ergoterapist Yusuf Aktürk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category