06/04/2026
Damla’nın üç oğlu var:
Şemmun Yusuf, Şubat ve Şehir… 👶👶👶
İsimlerinin ilk harfleri aynı olsa da,
her birinin bambaşka doğum hikâyeleri var.
Bu…
üç farklı kader ihtimalinin hikâyesi.
Ve aynı zamanda…
bir kararın hayatları nasıl değiştirdiğinin kanıtı.
İlk gebelikte tanıştık.
38. haftada…
“Çatın dar.” denilerek
sezaryen randevusu verilmişti.
Tanıdık cümleler.
Benzer yaklaşım.
Ama O itiraz etti. ⚡
Ve sadece 3 gün sonra
ilk oğlunu vajinal doğurdu.
Demek ki mesele hiçbir zaman
sadece “çatı” değildi…
İkinci doğumda suya girdi. 🌊
Ama panik oldu.
Sonradan anladık…
Çocukluğunda yaşadığı boğulma tehlikesi
o an yeniden yüzeye çıktı.
Beden hatırlamıştı. 🧠
Havuzdan çıktı…
ve Şubat’ı karada doğurdu.
Ve üçüncü doğum…
Bu sefer hiçbir şey yarım kalmadı.
Şehir bebek suya doğdu. 🌊✨
Doğumdan sonra söylediği cümle şuydu:
“Bu doğum bambaşkaydı…
Ben neden öncekileri suda doğurmadım?”
Ama asıl mesele bu da değil.
Eşi…
doğumdan kısa süre önce geçirdiği bir spor kazası sonrası
tekerlekli sandalyedeydi. ♿
Ve Damla…
doğumdan sonra yürüyerek çıktı. 🚶♀️
Üstelik eşinin sandalyesini sürerek.
Şimdi asıl soruyu soralım:
Ya ilk gün
o sezaryen yapılsaydı?
Baba sandalyede.
Anne sedyede. 🛏️
İkisi de taşınan…
kimseyi taşıyamayan iki insan.
Ve biz buna hâlâ
“güvenli seçenek” diyoruz.
Kim için güvenli? 🤔
Hekim için mi?
Sistem için mi?
Yoksa gerçekten anne için mi?
Gerçek şu:
Sezaryen hayat kurtarır.
Ama gereksiz olduğunda…
hayattan bir şey götürür.
Ve çoğu zaman
bunun bedeli hiç konuşulmaz.
Çünkü alıştık.
Kolaya.
Hıza.
Planlanabilirliğe.
Ama doğum…
bunların hiçbiri değildir.
Doğum…
bir kadının ayağa kalkma hikâyesidir. ✨
📸