uzm.dr.muberrakulu

uzm.dr.muberrakulu Psikiyatrist
Psikoterapist
Cinsel terapist

10/06/2026

Sınav dönemi, hem çocuk hem de aile için duygusal yükün arttığı bir süreçtir. Aileler çoğu zaman çocuğa destek olmak, motive etmek ya da onu rahatlatmak ister. Ne var ki bazı cümleler iyi niyetle söylense de, çocuğun zihninde beklenenin tam tersi bir etki yaratabilir.

Peki bu nasıl mümkün olabilir?
Çünkü sınava hazırlanan bir çocuk, zaten yoğun bir performans baskısı altındadır. Bu dönemde duyduğu her cümleyi olağan zamandan daha hassas bir filtreyle işleyebilir. Bu yüzden destek niyetiyle söylenen bir söz bile, çocuğun zihninde "yetersizlik" ya da "beklenti" olarak yer edebilir.

Sık duyulan ama kaygıyı artırabilen cümleler:

🌿 "Sana güveniyoruz, yapacaksın."
İlk bakışta destekleyici görünür. Ancak çocuk bunu çoğu zaman "Yapamazsam onları hayal kırıklığına uğratırım" şeklinde yorumlayabilir. Bu da güven duygusu yerine sorumluluk yükü yaratabilir.

🌿 "Sen çok çalışıyorsun, kesinlikle kazanacaksın."
Bu cümle, sonucu önceden garanti eder gibi sunulduğunda; başarısızlık ihtimali çocuk için "kabul edilemez" bir senaryoya dönüşebilir.

🌿 "Bu sınav hayatının dönüm noktası."
Çocuğun zaten algıladığı önemi büyütmek, kaygıyı yönetilebilir olmaktan çıkarıp felakete dönüştürebilir.

🌿 "Biz senin için her şeyi yaptık, sen de elinden geleni yap."
Bu ifade çoğu zaman fedakârlığı hatırlatma niyetiyle söylenir; ancak çocukta "Onlara borçluyum, başaramazsam suçluluk hissedeceğim" algısı yaratabilir.

🌿 "Kuzenin/arkadaşın çok çalışıyormuş."
Kıyas içeren her cümle, çocuğun öz değer algısını sarsabilir. Çünkü çocuk bu cümleyi "Ben yeterince iyi değilim" olarak içselleştirebilir.

🌿 "Boş ver, sonuç ne olursa olsun fark etmez."
İyi niyetli görünse de, çocuk sürecin önemsizleştirildiğini hissedebilir. Bu da emeğinin görülmediği duygusunu pekiştirebilir.

Daha destekleyici olabilecek alternatifler:
• "Süreç boyunca yanındayım, sonuç ne olursa olsun bu değişmeyecek."
• "Bugün nasıl hissediyorsun?"
• "Yorulduğunu görüyorum, biraz mola vermek ister misin?"
Yani çocuğa söylenen sözlerde niyet kadar etki de önemlidir. Çünkü sınav dönemindeki çocuk, kelimeleri değil; o kelimelerin kendisinde bıraktığı duyguyu hatırlar.

Sevgili Rabia moderatörlüğünde ruh sağlığında tütün kullanımını konuştuğumuz bir panel yaptık.
07/06/2026

Sevgili Rabia moderatörlüğünde ruh sağlığında tütün kullanımını konuştuğumuz bir panel yaptık.

Psikiyatrik hastalıklarda sigara kullanımı konuştuk.
06/06/2026

Psikiyatrik hastalıklarda sigara kullanımı konuştuk.

29/05/2026

Kendine zarar verme, ergenin canını acıtmak istemesinden değil; duygusal yükünü taşıyamamasından kaynaklanır.
Bu davranış, çoğu zaman ergenin “kendi duygusal acısını bedensel bir alana taşıyarak kontrol etme” girişimidir. Bunu seçmelerinin nedeni, duygularını ifade edecek olgun bir dil henüz gelişmemiş olmasıdır.

Ergenlik döneminde beyin duyguları çok yoğun yaşar.
Kontrol mekanizması zayıftır, karar verme merkezleri tam gelişmemiştir. Ergen streslendiğinde, incindiğinde veya kendini yalnız hissettiğinde beyin kısa süreli rahatlama sağlayan davranışlara yönelir. Kendine zarar verme de bu yanlış ama hızlı rahatlatıcı mekanizmalardan biridir.

Bu davranış bir “ilgi çekme” değildir.
Bu, genç bir beynin çaresizlik içinde kendine bulduğu bir çıkış yoludur.

Tedavi yaklaşımı nasıl planlanabilir?
• Duygusal regülasyon eğitimi
• Aile desteği
• Gerekirse ilaç tedavisi
• Travma ve duygu odaklı terapi
• Güvenli iletişim ortamı

Kendine zarar verme, ergenin iç dünyasında yolunda gitmeyen bir şey olduğunun güçlü bir sinyalidir ve mutlaka profesyonel yaklaşım gerektirir.

22/05/2026

Madde kullanımı bir tercih gibi görünse de klinik olarak bakıldığında çoğu zaman duygusal acıyla başa çıkmanın yanlış bir yoludur.
İnsan psikolojisinde beyin, dayanamadığı duyguyu uyuşturmak için hızlı çözümlere yönelir. Alkol, madde, kumar veya aşırı yeme… Hepsi aynı biyolojik döngüye dayanır:
Kısa süreli rahatlama, uzun süreli zarar.

Biyolojik olarak madde, beyindeki dopamin sistemini aşırı uyarır.
İlk kullanım bile beyinde güçlü bir “öğrenme izi” bırakır.
Beyin, bu hissi tekrar yaşamak ister ve kişi bir süre sonra “kontrol ettiğini zannederken” davranışın kontrolü beyinde dopamin döngüsüne geçer.

Psikiyatrik gerçek şudur:
Madde kullanımı bir irade sorunu değil;
• Travmanın,
• Çocukluk ihmallerinin,
• Sosyal baskıların,
• Duygusal acının,
• Biyolojik yatkınlıkların
bir araya geldiği çok katmanlı bir sorundur.

Tedavi hem biyolojik hem psikolojik yaklaşım ister.
Tek bir yöntem değil; çok yönlü, kişinin hikâyesine göre planlanmış bir tedavi gerektirir.

“Bir kereden bir şey olmaz” en çok ergenleri ve genç yetişkinleri yanıltan cümledir — fakat bilimsel olarak çok risklidi...
18/05/2026

“Bir kereden bir şey olmaz” en çok ergenleri ve genç yetişkinleri yanıltan cümledir — fakat bilimsel olarak çok risklidir.
Çünkü beyin ilk deneyimi çok hızlı öğrenir. Dopamin sisteminin verdiği hazlı yanıt, beyinde “Bu iyi hissettirdi, tekrar yapmalısın” şeklinde kodlanır. Bu kod davranışın kontrolünü kişiden alıp otomatik bir döngüye dönüştürür.

⚠️ Özellikle ergenlik döneminde prefrontal korteks (karar – risk analizi merkezi) tam gelişmediği için kişi uzun vadeli riskleri değerlendiremez.
Bu yüzden “bir kere denemek” bile bağımlılık mekanizmasını başlatabilir.

⚠️ Bu düşünce ayrıca sınır algısını zayıflatır.
Kişi kendini daha dayanıklı sanır; riskleri küçümser.
Madde, davranışsal bağımlılıklar (kumar, oyun, sosyal medya) veya tehlikeli davranışlar bu nedenle “bir kez”le başlar ve hızla döngüye dönüşebilir.

Sosyal medya, kişinin içsel dünyasını değil; kendini göstermek istediği yüzünü sunar.Bu platformlarda paylaşılan “mükemm...
15/05/2026

Sosyal medya, kişinin içsel dünyasını değil; kendini göstermek istediği yüzünü sunar.
Bu platformlarda paylaşılan “mükemmel hayatlar”, zihinde hata payı bırakmaz. İnsan kendi hayatını doğal hâliyle değil, başkalarının filtreden geçmiş hâliyle kıyaslamaya başlar.

Klinik olarak sosyal medya, depresyon ve kaygı belirtilerini artırır.
Sebep kıyaslama döngüsüdür:
Ben neden onlar gibi mutlu değilim?
Ben neden bu kadar sıradanım?
Ben neden yeterince iyi değilim?

Bu sorgulamalar öz-değeri zedeler, kimlik karmaşası yaratır ve gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaştırır. Kişi görünür olur ama bağlantısız hisseder; paylaşır ama yalnızdır; güler ama içi boşalmıştır.

Mutlu görünme baskısı, gerçek duyguların ifadesini engeller.
Kişi mutsuzluğunu bile fark edemez çünkü görünüşü korumak için hislerini bastırır. Psikiyatrik açıdan bu durum “duygusal kopukluk” riskini artırır.

Sosyal medya düzenlendiğinde, gerçek hayatla bağ kurulmaya başlandığında kişi kendi değerini dışarıdan değil içeriden ölçmeyi öğrenir.

Yalnız kalmak günümüz insanı için zor çünkü zihnimiz doğal hâline göre çok daha yüksek uyaran altında yaşıyor.Sürekli ek...
11/05/2026

Yalnız kalmak günümüz insanı için zor çünkü zihnimiz doğal hâline göre çok daha yüksek uyaran altında yaşıyor.
Sürekli ekran maruziyeti, sosyal medya bildirimleri, hızlı karar alma baskısı… Tüm bunlar beynin dopamin sistemini sürekli uyarır.
Bir anda durunca, sessizlik gelince, kişi kendini huzursuz hisseder; çünkü beyin artık “sürekli meşgul olmaya” alışmıştır.

Psikiyatrik açıdan yalnızlığın zorlaşmasının ikinci nedeni, kişinin kendi iç sesiyle temas etme korkusudur.
İçimizde söylediğimiz ama duyamadığımız çok fazla şey vardır. Sessizlik, bu duyguları gün yüzüne çıkarır. Çoğu kişi yalnız kalınca hissettiği sıkıntıyı boşluk sanır ama aslında bu, yıllardır ertelenmiş duyguların yükselişidir.

📌İçsel güven eksikliği olan kişiler yalnızlığı daha ağır yaşar.
Çocuklukta duygusal destek alamayan veya güvende hissetmeyen bireyler yetişkinlikte kendi başına kaldığında derin bir tedirginlik yaşar.
Bu durum bir karakter sorunu değil; öğrenilmiş bir nöropsikolojik reaksiyondur.

Yalnızlıkla başa çıkmak mümkündür: düzenli duygusal temas, doğru terapi ve sinir sistemini sakinleştiren pratikler büyük fark yaratır.

Okullarda artan şiddet; çocukların “kötü” olmasından değil, duygusal yüklerinin taşınamaz hâle gelmesinden kaynaklanır.B...
08/05/2026

Okullarda artan şiddet; çocukların “kötü” olmasından değil, duygusal yüklerinin taşınamaz hâle gelmesinden kaynaklanır.
Bir çocuk ya da ergen şiddete yöneliyorsa, bu çoğu zaman altta yatan bir duygusal veya nörolojik zorluk olduğunun işaretidir. Şiddet davranışı, çocuğun iç dünyasında anlam veremediği yoğun bir duyguyu yönetemediğinde ortaya çıkar.

Bir ergenin sinir sistemi yetişkin gibi çalışmaz.
Duyguların patlama noktasını belirleyen limbik sistem hızlı çalışırken, dürtü kontrolünü sağlayan prefrontal korteks henüz tam gelişmemiştir. Bu nedenle “küçük tetikleyiciler bile büyük tepkilere” dönüşebilir.

Şiddetin altında sıklıkla şu faktörler bulunur:
• Aile içi çatışmalar veya duygusal ihmal
• Akran zorbalığı
• Okulda uyum sorunları
• DEHB gibi nörogelişimsel bozukluklar
• Sosyal medya kaynaklı öfke birikimi
• Travmatik yaşantılar
• Kendini ifade edememe ve duygusal regülasyon güçlüğü

Şiddet davranışı, çocuğun “yardıma ihtiyaç duyduğu” durumların en görünür işaretidir.
Doğru psikolojik destek, okul‑aile iş birliği ve duygusal düzenleme eğitimi verildiğinde şiddet hızla azalır.

İnsana dair olan her şeye ne kadar yakın olduğumuzu deneyimlediğim bir sürecin içindeyim bir kaç aydır. Bu sürede kontro...
24/04/2026

İnsana dair olan her şeye ne kadar yakın olduğumuzu deneyimlediğim bir sürecin içindeyim bir kaç aydır. Bu sürede kontrollerini gerçekleştiremediğim, randevularını elimde olmayan sebeplerle iptal etmek zorunda kaldığım hastalarıma çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. 27 Nisan Pazartesi günü itibariyle 25 yıldır olduğu gibi bundan sonraki hekimlik yaşantımda da bilimin ışığında, meslektaşlarımla rekabet değil iş birliği içerisinde çalışmak üzere kliniğimde olmayı planladığımı bildirmek istiyorum. Sağlıklı günlerde görüşebilmek dileğimle

Address

GOP Bulvarı Niksar Yolu Kavşağı No:74/1
Tokat
60100

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 11:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when uzm.dr.muberrakulu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to uzm.dr.muberrakulu:

Share