Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nin Resmi Sayfasıdır. Randevu Almak ve Tahlil Sonuçlarınız İçin https://farabihasta.ktu.edu.tr/

Hastanemizde Emzirme Haftası Etkinlikleri DüzenlendiBir yedi Ağustos Emzirme Haftası kapsamında hastanemizde, anne sütüy...
10/08/2026

Hastanemizde Emzirme Haftası Etkinlikleri Düzenlendi

Bir yedi Ağustos Emzirme Haftası kapsamında hastanemizde, anne sütüyle beslenmenin önemine dikkat çekmek, emzirme konusunda farkındalık oluşturmak ve anneleri bilinçlendirmek amacıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Etkinlikler çerçevesinde hastanemizin belirlenen alanlarında bilgilendirme stantları kurularak anne adayları, emziren anneler ve hasta yakınlarına anne sütünün bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri hakkında kapsamlı bilgiler verildi.

Sağlık çalışanlarımız tarafından yürütülen bilgilendirme faaliyetlerinde, anne sütünün bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişmesindeki vazgeçilmez rolü, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisi ve ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmenin önemi vurgulandı. Ayrıca tamamlayıcı beslenme döneminde de emzirmenin sürdürülmesinin hem bebek hem de anne sağlığı açısından sağladığı faydalar katılımcılarla paylaşıldı.

Etkinlikler boyunca anne adayları ve emziren annelerin merak ettikleri sorular sağlık profesyonellerimiz tarafından yanıtlanırken, doğru emzirme teknikleri, emzirme sürecinde karşılaşılabilecek sorunlar ve çözüm önerileri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Katılımcılara bilgilendirici broşürler dağıtılarak anne sütünün önemi konusunda farkındalığın artırılması hedeflendi.

Emzirme Haftası etkinlikleri kapsamında hastanemizde doğum yapan anneler de unutulmadı. Yeni doğum yapmış anneler ziyaret edilerek kendilerine çeşitli hediyeler takdim edildi ve bu özel süreçte yanlarında olunduğu mesajı verildi. Annelerle sohbet edilerek emzirme sürecine ilişkin destekleyici bilgiler paylaşılırken, sağlıklı nesillerin yetişmesinde anne sütünün vazgeçilmez önemi bir kez daha hatırlatıldı.

Hastanemizde, anne ve bebek sağlığını korumaya yönelik farkındalık çalışmalarını sürdürmeye, anne sütüyle beslenmenin teşvik edilmesine katkı sağlamaya ve ailelerin bu süreçte ihtiyaç duydukları bilgi ve desteği sunmaya devam edecegiz.

KTÜ Farabi Hastanesi'nde Robotik Cerrahi İle Yeni DönemKaradeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi, sağlık hizmetleri...
04/08/2026

KTÜ Farabi Hastanesi'nde Robotik Cerrahi İle Yeni Dönem

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi, sağlık hizmetlerinde teknolojik altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek da Vinci Robotik Cerrahi Sistemini bünyesine kazandırmıştır. Dünyanın en gelişmiş robotik cerrahi platformlarından biri olarak kabul edilen bu sistem, hastanede gerçekleştirilecek cerrahi işlemlerde yüksek teknoloji ve üstün hassasiyet sağlayarak hem cerrahlara hem de hastalara önemli avantajlar sunacaktır.

Da Vinci Robotik Cerrahi Sistemi, cerrahın tam kontrolünde çalışan, yüksek çözünürlüklü üç boyutlu görüntüleme ve insan elinin hareket kabiliyetini daha hassas şekilde yansıtan robotik kollarıyla ameliyatların gerçekleştirilmesine imkân tanıyan ileri teknoloji bir cerrahi platformudur. Sistem kendi başına karar veren veya ameliyat yapan bir robot olmayıp, tüm işlemler deneyimli cerrah tarafından yönetilmektedir.

Robotik cerrahi teknolojisi sayesinde;
- Daha küçük cerrahi kesiler,
- Daha az kan kaybı,
- Daha düşük enfeksiyon riski,
- Ameliyat sonrası daha az ağrı,
- Hastanede daha kısa yatış süresi,
- Günlük yaşama ve iş hayatına daha hızlı dönüş,
- Hassas anatomik bölgelerde daha güvenli ve yüksek doğrulukta cerrahi müdahaleler sağlanması hedeflenmektedir.

Sistemin başta Genel Cerrahi ve Üroloji üzere uygun görülen diğer cerrahi branşlarda kullanılması planlanmaktadır. Robotik cerrahi altyapısının, özellikle ileri düzey ve kompleks ameliyatlarda tedavi kalitesine önemli katkılar sunması beklenmektedir.

Bu önemli yatırım ile KTÜ Farabi Hastanesi, yalnızca Trabzon'un değil, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin de ileri teknoloji sağlık hizmeti sunan referans merkezlerinden biri olma konumunu daha da güçlendirmiştir. Aynı zamanda robotik cerrahi sistemi; nitelikli sağlık hizmetinin yanı sıra tıp eğitimi, uzmanlık eğitimi, bilimsel araştırmalar ve akademik çalışmalara da önemli katkılar sağlayarak üniversite hastanemizin sağlık alanındaki öncü rolünü daha ileriye taşıyacaktır.

Kaşından Yapılan Küçük Kesiyle Beyin Tümöründen KurtulduTrabzon'da beyin tümörü tanısıyla Karadeniz Teknik Üniversitesi ...
23/07/2026

Kaşından Yapılan Küçük Kesiyle Beyin Tümöründen Kurtuldu

Trabzon'da beyin tümörü tanısıyla Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesine başvuran Esengül Maden, küçük kesi (minimal invaziv) yöntemiyle gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuştu.
El titremesi şikayetiyle kentteki bir hastaneye başvuran 40 yaşındaki Maden'e yapılan tetkik ve manyetik rezonans (MR) görüntülemeleri sonucunda beyin tümörü teşhisi konuldu.
Tedavi için KTÜ Farabi Hastanesine gelen Maden'in beynindeki tümörün, iki göz siniri ve şahdamarı arasında, cerrahi müdahale açısından hassas bir bölgede bulunduğu belirlendi.
Hastanın tedavi sürecini yürüten Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ali Samet Topsakal ve ekibi, ayrıntılı görüntüleme ve değerlendirmelerin ardından ameliyatın kaş içerisinden açılan küçük bir kesiyle yapılmasına karar verdi.
Başarıyla gerçekleştirilen operasyonla Maden'in beynindeki tümörün tamamı çıkarıldı.
"Bu tür hassas ameliyatlarda çevredeki sinir ve damarların korunması önem taşıyor"
Dr. Öğr. Üyesi Ali Samet Topsakal, AA muhabirine, tercih edilen ameliyat yönteminin diğer uygulamalara kıyasla iyileşme süreci ve çiğneme kasları üzerindeki etkileri açısından daha az hasar oluşturan bir teknik olduğunu söyledi.
Operasyon öncesinde MR görüntülemelerinin yanı sıra anjiyografi ve tümör çevresindeki sinir ile damar yapılarına ilişkin ayrıntılı inceleme yaptıklarını dile getiren Topsakal, bu tür hassas ameliyatlarda çevredeki sinir ve damarların korunmasının hastanın sağlığı açısından önem taşıdığını ifade etti.
Topsakal, ameliyat planlamasını bu doğrultuda yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu bölgeye, hastaya daha az zarar verecek, kafatasından daha az kemik çıkarılmasını sağlayacak ve iyileşme sürecini daha hızlı ve güvenli hale getirecek bir teknikle kaş içerisinden girerek ulaştık. Rutinde yapılan ameliyatlara nazaran özellikle çiğneme kaslarının etkilenmesinden hastamızı kurtarmış olduk. Hastamıza baktığımızda neredeyse tümör ameliyatı olduğuna inanılmayacak kadar ufak bir yarası var."
Söz konusu yöntemin hastaların özellikle ameliyat sonrası konforu açısından önemli avantajlar sağladığını vurgulayan Topsakal, bu uygulamanın hastaların daha hızlı toparlanmasına, kısa sürede taburcu olmalarına ve yoğun bakım ihtiyacının azalmasına katkı sağladığını aktardı.
Topsakal, hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğunu, taburcu edilmeye hazırlandığını da kaydetti.
"Görme sorunlarım ortadan kalktı"
Operasyonun ardından sağlığına kavuşan Esengül Maden de görme sorunlarının ortadan kalktığını ifade etti.
Maden, operasyona bir hafta içerisinde karar verildiğini anlatarak, "Ameliyat sürecim çok iyi geçti. Sonrasında da ciddi bir şikayetim olmadı. Görme bozukluğu yaşıyordum, gözümde perde oluşuyordu. Ameliyattan sonra böyle bir durumla hiç karşılaşmadım." dedi.

İrade Bizim, Zafer Bizim! 🇹🇷Türkiye aşkına çarpan koca yürekleriyle 15 Temmuz 2016 gecesi tarihi kıyama katılan her bir ...
15/07/2026

İrade Bizim, Zafer Bizim! 🇹🇷

Türkiye aşkına çarpan koca yürekleriyle 15 Temmuz 2016 gecesi tarihi kıyama katılan her bir vatandaşımıza ve o gece gazilikle şereflenen milletimizin her bir ferdine, teşekkür ediyor; FETÖ terör örgütü mensubu hainlere karşı koyarken şehadete yürüyen aziz şehitlerimize, Allah’tan rahmet diliyoruz.

31 yıl önce Srebrenitsa’da yaşanan insanlık dramını unutmuyor; şehit edilen 8.372 masum Boşnak Müslümanı, rahmet ve deri...
11/07/2026

31 yıl önce Srebrenitsa’da yaşanan insanlık dramını unutmuyor; şehit edilen 8.372 masum Boşnak Müslümanı, rahmet ve derin bir hüzün ile yâd ediyoruz. 🤲

Artan Sıcaklarda Besin Zehirlenmesi UyarısıArtan sıcak havalarda kontrolsüz gıda ve su tüketiminin riskleri artırdığını ...
09/07/2026

Artan Sıcaklarda Besin Zehirlenmesi Uyarısı

Artan sıcak havalarda kontrolsüz gıda ve su tüketiminin riskleri artırdığını belirten uzmanlar besin zehirlenmelerinin sadece taze sebze ve meyvelerle değil, uygun şartlarda hazırlanmayan konserveler ve kaynak kontrolü yapılmamış sularla da ortaya çıkabileceğini vurgulandı.
Konuyla ilgili uyarılarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Doç. Dr. Firdevs Aksoy, besin zehirlenmesinin yalnızca tüketilen gıdaya bağlı gelişmediğine dikkat çekerek gıdaların saklandığı kaplar, pişirme sırasında kullanılan malzemeler ve bu materyallerde bulunabilecek kimyasalların da zehirlenmeye neden olabileceğini kaydetti.
Aksoy, uygun saklama şartlarına uyulmayan tüm gıdaların risk taşıdığına dikkat çekerek özellikle taze meyve ve sebzelerin nasıl yıkandığı, nasıl saklandığı, yeterince temizlenip temizlenmediği ve toprak bulaşı olup olmadığı gibi unsurların büyük önem taşıdığını belirtti. Az pişmiş gıdalar, bozulmuş besinler, uygun şartlarda hazırlanmamış konserveler ile son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin de besin zehirlenmesine yol açabileceğine dikkat çeken Aksoy, "Besin zehirlenmeleri yalnızca yaz aylarında değil, her mevsimde görülebilir. Yazın havaların sıcak olması nedeniyle besin ve su tüketimi biraz daha kontrolsüz olabiliyor. Besin zehirlenmelerini daha çok taze sebze ve meyvelerle ilişkilendiriyoruz ama bazen konservelerle de ortaya çıkabiliyor. Kaynak kontrolü yapılmamış sular da aynı şekilde besin zehirlenmeleri arasında değerlendirilebilir. Besin zehirlenmeleri sadece yediğimiz gıdalarla değil, ayrıca o besinleri sakladığımız kaplar ve pişirme için kullandığımız malzemeler aracılığıyla da meydana gelebiliyor. Besinlerin saklandığı ya da pişirildiği materyallerde bulunan kimyasallar da buna neden olabiliyor. Dolayısıyla besin zehirlenmesinin oluşma şekli; yenilen gıdaya, saklanma şartlarına ve tüketilme biçimine göre değişebiliyor. Toplu zehirlenmelerde genellikle aynı gıdanın tüketilip tüketilmediğine bakıyoruz. Ancak bu durum herkesi aynı şekilde etkilemeyebiliyor. Bir gıdadan on kişi yiyebilir, sadece bir kişi besin zehirlenmesiyle karşımıza çıkabilir. Besin zehirlenmesinde özellikle hastaların şikâyetlerine ve tüketilen gıdalar arasında ortak bir besin olup olmadığına dikkat etmeye çalışıyoruz. Hastaları şikâyetlerine göre değerlendiriyoruz. Bu şikâyetlere göre hangi besinin tüketildiğini sorguluyoruz. Tüketilen besine göre mikroorganizmalar değişebiliyor. Hastaların şikâyetlerine göre mikroorganizmaları tahmin edebiliyor, tedavilerini de buna göre düzenliyoruz. O yüzden, zehirlenme diyebilmemiz için tüketilen gıdanın ne olduğu bizim için önemli. Saklama şartlarına uygun olmayan tüm gıdalar ya da taze meyve-sebzeler tüketilmişse; bunların yıkanma ve saklanma şekilleri, uygun temizlenip temizlenmedikleri, toprak bulaşı olup olmadığı gibi unsurlar önem taşıyor. Tüketilen her gıda besin zehirlenmesine neden olabilir. Saklama şartları uygun değilse olabilir, pişirilme şekli uygun değilse olabilir. Bazen az pişmiş gıdalar besin zehirlenmesine yol açabiliyor. Bazen bozulmuş gıdalar da buna neden olabiliyor. Hatta konserveler bile uygun şartlarda yapılmamışsa veya saklanmamışsa besin zehirlenmesi nedeni olabilir. Dolayısıyla yenilen her gıda; uygun saklanmamışsa, uygun pişirilmemişse, son kullanma tarihi geçmişse ya da uygun şartlarda muhafaza edilmemişse besin zehirlenmesi olarak karşımıza çıkabilir. Özellikle sıcak havalarda görülen besin zehirlenmelerinin yanı sıra su ile olan bulaşmalar da önemlidir. Örneğin denize girme ya da deniz ürünlerini tüketme de etkili olabilir" dedi.
"İki ya da daha fazla bitkisel gıdanın aynı anda tüketilmemesini öneriyoruz"
Doğadan toplanan otların tüketilmesi risk oluşturabileceğini kaydeden Aksoy, "Bilmediğimiz ya da bilsek bile özellikle bitkisel olan birçok madde karaciğer ve böbrek üzerinde zararlı olabiliyor. Bunları fazla tüketmek her türlü zarara neden olabilir. Özellikle iki ya da daha fazla bitkisel gıdanın aynı anda tüketilmemesini öneriyoruz. Çünkü karaciğere ve böbreğe zarar verebilir. Faydalı olacağını düşündüğümüz şeyleri fazla tükettiğimizde zararını daha fazla görebiliyoruz. Özellikle mantar zehirlenmeleri açısından da her mantarın faydalı ve tüketilebilir olduğuna dair bir bilgi yok. Bu nedenle zehirli mantarların tüketilmesi ölümcül sonuçlara yol açabilir. Besin zehirlenmelerinde, özellikle hastalarda ishal gelişmişse ya da çok şiddetli bulantı ve kusma varsa; hasta yaşlıysa, çocuksa ya da altta yatan bir hastalığı bulunuyorsa, aşırı sıvı kaybına bağlı olarak böbrek ve karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Bu yüzden tüketilen her gıdada ’azı karar, çoğu zarar’ diye düşünmek gerekir" diye konuştu.

Öz Sağlık-İş Sendikası Başkanı Devlet Sert, hastanemizi ziyaret etti.
07/07/2026

Öz Sağlık-İş Sendikası Başkanı Devlet Sert, hastanemizi ziyaret etti.

KTÜ'de Sağlık Teknolojisi Başarısı: Kişiye Özel İmplantla Doğal GörünümTrabzon’da öğretmen Özlem Akıntürk’ün, beyin tümö...
07/07/2026

KTÜ'de Sağlık Teknolojisi Başarısı: Kişiye Özel İmplantla Doğal Görünüm

Trabzon’da öğretmen Özlem Akıntürk’ün, beyin tümörü ameliyatı sırasında alın kemiğinin çıkarılması nedeniyle oluşan çöküklük, kendisine özel tasarlanıp üretilen 3 boyutlu implantla giderildi. Tomografi ve 3 boyutlu modelleme teknolojisiyle hazırlanan implant, başarılı operasyonla yerine yerleştirilirken, Akıntürk yeniden doğal alın görünümüne kavuştu.

Trabzon’da yaşayan öğretmen Özlem Akıntürk, yaklaşık 1,5 yıl önce şiddetli baş ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan manyetik rezonans (MR) görüntülemesinde beyninde tümör tespit edilen Akıntürk, Ankara’da geçirdiği beyin tümörü ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Ancak operasyon sırasında alın bölgesindeki kemiğin çıkarılması nedeniyle yüzünde belirgin bir çöküntü oluştu. Ameliyatın ardından aynaya baktığında ve fotoğraflarında alın bölgesindeki deformasyonu gören Akıntürk, yaşadığı estetik kaygıyı gidermek için çözüm arayışına başladı. İnternet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucu Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu’na başvurdu.

Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu ve ekibi tarafından yapılan ayrıntılı değerlendirmelerde, alın bölgesindeki kemik kaybı tomografi görüntüleri ve üç boyutlu modelleme teknolojisiyle analiz edildi. Hastadaki eksik doku ve kemik yapısı dijital ortamda yeniden oluşturularak Özlem Akıntürk’e özel implant tasarlandı. KTÜ bünyesinde faaliyet gösteren Medikal Cihaz Tasarım ve Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde kısa sürede üretilen kişiye özel implant, planlanan cerrahi operasyonla başarıyla hastaya uygulandı. Başarılı operasyonun ardından alın bölgesindeki deformasyon büyük ölçüde giderilirken, Akıntürk hem doğal görünümüne kavuştu hem de ameliyat sonrası yaşadığı estetik kaygılardan kurtuldu.

"Birebir ölçülerle implantlar yapıyoruz"
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu, hastanın beyin tümörü ameliyatı sonrası alın bölgesinde oluşan deformasyon nedeniyle kendilerine başvurduğunu belirterek, "Hastamız ameliyat sonrası alın bölgesindeki bir deformite ile geldi. Alın bölgesinde çukurluk ve şekil bozukluğu vardı. Hastamız bize başvurunca bir değerlendirme yaptık. Aynı diş implantı gibi 3 boyutlu yazıcılarla birebir ölçülerle implantlar yapıyoruz. Hastanın ihtiyacı ve boşluğu neredeyse orayı tamamlayacak şekilde implant uygulaması yapıyoruz" dedi.

"Bu yöntemi yaklaşık 2 senedir uyguluyoruz"
Hastaya özel üretim gerçekleştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Uraloğlu, "Hastamızın kafatasından bir model çıkartıyoruz. Ortaya çıkan modelde hastamızın daha önceki ameliyatından kalan sekelleri var. Alın bölgesindeki kemik parçası kaldırılınca bir kayıp olmuş. Alın bölgesindeki kayıptan dolayı çukur ve şekil bozukluğu olmuştu. Boşluğu tamamlayacak uygulama yaptık. Birebir ölçüde implant uygulamasıyla hastamızın şikayetini tamamen ortadan kaldırdık" diye konuştu.

Ameliyatın uzun sürmediğini kaydeden Prof. Dr. Uraloğlu, "Bu uzun bir ameliyat değil. Daha önceki ameliyattan dolayı yara izleri vardı. Önceki ameliyat izlerinden girerek boşluğu ortadan kaldırdık. Çok hassas bir üretim yapıldı. Alnın yanlarındaki minik bir implantı yapmak diş protezinden daha zor. Orijinal bir kafatası şekline getirdik" şeklinde konuştu.

Yaklaşık iki yıldır bu yöntemi uyguladıklarını belirten Prof. Dr. Uraloğlu, "Bu yöntemi yaklaşık 2 senedir uyguluyoruz. Üniversitemiz bünyesindeki METAM’da böyle bir merkez açılınca üretime geçtik. Ankara’nın doğusunda bu yöntemi kullanan yok" dedi.

"Eski fotoğraflarım bu ameliyatı olmam gerektiğini söylüyordu"
Öğretmen Özlem Akıntürk (34) ise, yaklaşık 1,5 yıl önce geçirdiği beyin tümörü ameliyatının ardından alnında oluşan çöküklük nedeniyle zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, KTÜ Farabi Hastanesi’nde uygulanan kişiye özel implant sayesinde yeniden doğal görünümüne kavuştuğunu söyledi. Akıntürk, "Baş ağrısı sebebiyle nöroloji doktoruna gittim. MR çekildim ve beynimde tümör olduğunu öğrendim. Kısa süre sonra Ankara’ya giderek beyin tümörü ameliyatı oldum. Bu ameliyattan sonra alnımda bir çöküklük kaldı. 1 yıl geçtikten sonra Muhammet Hoca’ya başvurdum. Bu tarz çöküklüklerde nasıl bir işlem uygulandığını araştırdım. Böyle bir yöntemin yapıldığı öğrendim ama Trabzon’da yapılıp yapılmadığını bilmiyordum. Muhammet Hoca’nın yanına geldiğimde yapıldığını öğrenince sevindim. Ameliyatı olmaya karar verdim ama endişelerim vardı. Beyin ameliyatından sonra çok zor günler geçirdim. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadım. Beyin ameliyatıma göre çok daha kolay geçti. Muhammet Hoca bu ameliyatın beyin ameliyatı kadar riskli olmayacağını söylemişti. Güzel olacağını tahmin ediyordum. Gerçekten düşündüğüm gibi oldu. İyileşme süreci çok hızlı gelişti. Bir hafta içerisinde ödemler inmişti. 3-4 gün içerisinde ağrılar gitti ve iyileşme sürecine girdim. Eski fotoğraflarım bu ameliyatı olmam gerektiğini söylüyordu. Sürekli eski fotoğraflarıma bakarak ameliyat olmaya karar verdim. O çöküklük hiç hoşuma gitmemişti. Çok memnunum" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Atila Türkyılmaz İsmi Sokağa VerildiÇanakkale'nin Yenice ilçesinde doğup büyüyen ve cerrahlık alanında önemli ...
05/07/2026

Prof. Dr. Atila Türkyılmaz İsmi Sokağa Verildi

Çanakkale'nin Yenice ilçesinde doğup büyüyen ve cerrahlık alanında önemli başarılara imza atan Prof. Dr. Atila Türkyılmaz, hem ülkesine hem de ilçesine sağladığı katkılardan dolayı büyük bir onur yaşadı.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nde göğüs cerrahı olarak uzun yıllar hizmet veren Prof. Dr. Atila Türkyılmaz'ın ismi, Yenice ilçesinde Reşadiye Köyü'nde yaşayanlar için özel bir anlam taşıyor. İlçe belediyesinin düzenlediği törenle, Türkyılmaz'ın ismi sokağa verilirken, bu büyük onuru yaşaması sağlandı. Törene, Yenice Kaymakamı Musa Göktaş, Belediye Başkanı Veysel Acar, Ak Parti İlçe Başkanı Faruk Günay, Belediye Meclis Üyeleri, Prof. Dr. Atila Türkyılmaz ve ailesi, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, Reşadiye Köyü Muhtarı Nuran Şen, Reşadiyeli vatandaşlar ve esnaflar katıldı. Türkyılmaz'ın bu anlamlı günde hemşehrileri tarafından yalnız bırakılmaması dikkat çekti.

Başkan Acer'den Teşekkürler
Tören sırasında bir konuşma yapan Yenice Belediye Başkanı Veysel Acer, Prof. Dr. Atila Türkyılmaz'ın isminin sokağa verilmesinin ilçe için büyük bir gurur olduğunu belirtti. Başkan Acer, törene katılan herkese teşekkür ederek, Türkyılmaz'ın isminin yer aldığı plaketin sokağa çakılmasını sağladı.

Boğulma Uyarısı: "Sessiz Ölüm Birkaç Dakikada Geri Dönüşsüz Hasara Yol Açabilir"Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp ...
29/06/2026

Boğulma Uyarısı: "Sessiz Ölüm Birkaç Dakikada Geri Dönüşsüz Hasara Yol Açabilir"

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ulusoy, yaz aylarında artan suda boğulma vakalarına dikkat çekerek vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.
Ulusoy, suda boğulmanın dünyada ve Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, özellikle yaz mevsiminde deniz, göl, akarsu ve havuzlarda meydana gelen boğulma olaylarına karşı uyarılarda bulundu.
Boğulmaların çoğunun önlenebilir nedenlere bağlı olduğunu ifade eden Ulusoy, "Yüzme bilmemek, tehlikeli bölgelerde suya girmek, çocukların gözetimsiz bırakılması ve alkollü şekilde yüzmeye çalışmak boğulma riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Basit önlemlerle çok sayıda ölümün önüne geçilebilir" dedi.
Özellikle çocukların boğulma açısından risk grubunda bulunduğunu vurgulayan Ulusoy, ailelerin su kenarında çocuklarını sürekli gözlem altında tutmaları gerektiğini hatırlatarak, "Çocuklar birkaç dakika içerisinde ve çoğu zaman sessiz şekilde boğulabilir. Bu nedenle ebeveynlerin dikkatini kısa süreliğine bile başka bir noktaya yöneltmesi ciddi sonuçlar doğurabilir" ifadelerini kullandı.
Vatandaşların cankurtaran bulunan ve güvenli olduğu bilinen alanlarda yüzmeyi tercih etmeleri gerektiğine vurgu yapan Ulusoy, özellikle Karadeniz kıyılarında görülen rip akıntılarının, diğer adıyla çeken akıntının, ciddi tehlike oluşturduğunu kaydetti.
Boğulma vakalarında en ağır sonuçların çocuklarda görüldüğünü belirten Ulusoy, "Zamansal olarak artan ve Türkiye genelinde, özellikle deniz kıyısındaki şehirlerde önemli bir sağlık sorunu oluşturan durumlardan biri suda boğulmalardır. Aslında bu sessiz bir ölümdür ve önlenebilir. Peki nasıl önlenebilir? Erişkin kişilerin denize girerken koruyucu önlemlere dikkat etmesi, bayrak durumunu, rüzgârı ve o günkü yasakları takip etmesi gerekiyor. Asla tek başına denize girilmemeli, alkol alarak denize girilmemeli. Epilepsi, kalp rahatsızlığı ya da panik atak gibi problemi olan kişilerin de asla yalnız denize girmemesi gerekiyor. Bu konuda ölümle sonuçlanan en acı durumlar ise çocukların başına geliyor. Çocukların kol mesafesinden daha uzağa bırakılmaması, su kenarındayken ebeveynlerin başka hiçbir şeyle ilgilenmemesi ve gözlerini çocuklarından ayırmaması gerekiyor. Çocuğun kolluk, simit ya da deniz oyuncaklarıyla suya girmesinin bir cankurtaran kadar güvenli olmadığı da akıldan çıkarılmamalı. Aslında bu nedenle önlenebilir durumlardan söz ediyoruz. Karadeniz kıyılarında tehlikeli rip akıntılarının bulunduğu bölgeler var. Ne kadar profesyonel yüzücü olursanız olun, böyle bir akıntıya maruz kaldığınızda önce enerjinizi tasarruflu kullanıp suyun üzerinde kalmaya çalışmanız, daha sonra kıyıya paralel yüzerek akıntının çektiği bölgeden çıkmanız ve ardından kıyıya ulaşmanız gerekiyor" diye konuştu.
"Hayatları boyunca tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı kalabilirler"
Özellikle gençlerin gösteriş amaçlı suya balıklama atlamaları beraberinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Ulusoy, " Bir diğer önemli konu da özellikle gençler arasında gösteriş amacıyla yapılan balıklama atlamalar. Bir yıl önce dört metre derinliğinde olan bir su birikintisi, o yıl denizin dolması ya da zemin yapısının değişmesi nedeniyle farklı hale gelmiş olabilir. Kaya zeminine ya da sığ suya balıklama atlamak; boyundan aşağısında veya belden aşağısında felce yol açabilecek omurilik hasarlarına neden olabilir. Bu kişiler hayatları boyunca tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı kalabilir. Boğulma olmasa bile omurga hasarları, deniz kazaları içinde azımsanmayacak kadar önemli bir yer tutuyor" dedi.
"Nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömülüyorlar"
Boğulma tehlikesi geçiren kişilerin filmlerdeki gibi bağırarak ya da çırpınarak yardım isteyemediğini nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömüldüğünü belirten Ulusoy, " Aslında bize ulaşmadan önce, denizde boğulma tehlikesi geçiren insanlar filmlerde gösterildiği gibi çırpınarak ve gürültü yaparak etrafındakilerin dikkatini çekemiyor. Nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömülüyorlar. Böyle bir durumda bir kişi fark edildiğinde ya da çırpınırken müdahale edilmesi gerektiğinde, önce kurtarıcının kendi güvenliğini düşünmesi gerekiyor. Bir ip ya da kişinin suda kalmasını sağlayacak can simidi benzeri bir şey uzatılmalı, aynı anda kıyıdaki kişiler 112’yi hemen aramalı. Eğer müdahale edecek kişi profesyonel eğitim aldıysa, kendisi de boğulmadan o kişiyi kurtarmaya çalışmalı. Kişi kıyıya çıkarılır çıkarılmaz önce şuuru açık mı, nefes alıp veriyor mu kontrol edilmeli. Nabza bakarak vakit kaybedilmemeli; karnına bastırarak akciğerlere kaçan suyu çıkarmaya çalışmak, kusturmak ya da ters çevirmek gibi zaman kaybettirici manevralardan kaçınılmalı. Kişi hafifçe omzundan sarsıldığında gözlerini açmıyorsa, şuuru kapalıysa, yanağına eğildiğinizde nefesi hissedilmiyor ya da göğüs hareketi görülmüyorsa ilk yapılması gereken şey kurtarıcı soluktur. Olay yerinde profesyonel temel yaşam desteği eğitimi almış kişiler varsa, boğulan kişi kurtarıcı soluk ve kalp masajıyla 112 ekipleri gelene kadar hayatta tutulabilir. Çünkü ölüm, akciğerlerdeki sudan değil; beyin ve kalbin oksijensiz kalmasından kaynaklanır. Bu da iki-üç dakika içinde beyin hücrelerinde doğrudan beyin ölümüne kadar gidebilecek ağır hasarlara yol açabilir. Aslında ölüme gidişi belirleyen temel unsur oksijensiz kalma süresidir" diye konuştu.

Oksijensiz kalmasından kaynaklanıyor.
Boğulmalarda ölümün akciğerdeki sudan değil, beyin ve kalbin oksijensiz kalmasından kaynaklandığını kaydeden Ulusoy, "Tuzlu su ve tatlı su, vücudun elektrolit dengesi üzerindeki farklı etkileri nedeniyle akciğerlerde oluşan hasarı değiştirebilir. Ancak sonuçta ölüm, oksijensiz kalma süresiyle ilişkilidir. Eğer kişi kirli suya, bataklık ya da p*s su birikintisine maruz kalmışsa ve şuuru kapanarak bu kirli suyu akciğerlerine kaçırmışsa, oksijensizliğe ek olarak aspirasyon pnömonisi dediğimiz zatürre, enfeksiyon hatta sepsis de tabloya eklenebilir" dedi.

Address

Trabzon
61060

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi:

Shortcuts

Share

Category