17/02/2026
Uzun zamandır çiftlerle çalışıyorum. Çiftler arasında sorun olarak gördüğüm üç temel konu var.
Birincisi, kişinin kendi kimliğini kabul ettirme çabasıdır. Partnerlerden biri bu çabaya girdiğinde, kendini değersiz, görülmemiş, desteksiz hatta saygı duyulmamış hissediyor.
İkincisi bağlanma problemi. Partnerler arasındaki güven duygusu tam olarak inşa edilmediğinde, taraflardan biri “Acaba beni seviyor mu?”, “Yeterince önemli miyim?”, “Terk edilir miyim?” gibi kaygılar yaşayabiliyor. Bu kaygılar, sürekli bir kontrol hâline, takip etmeye ve kanıt arayışına dönüşebiliyor. Güven problemi yaşayan kişinin aslında partneri tarafından anlaşılmaya ihtiyacı vardır. “Sen benim için değerlisin, senin güvende hissetmen için elimden geleni yapacağım.” mesajını hem sözel hem davranışsal olarak alması gerekir.
Üçüncü ve çok sık karşılaştığımız konu ise tekrar tekrar gündeme gelen eski meselelerdir. Bunu çift terapisinde oldukça sık konuşuyoruz. Çiftler bu olayları gerçekten geride bırakmakta zorlanıyorlar. İstedikleri şey, bu konuların artık konuşulmaması; ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.
Tekrar tekrar gündeme gelen konuların artık açılmaması için, konuyu gündeme getiren kişiye karşı empatik olunmalıdır. Ne demek istiyorum? Eğer empati, sorumluluk alma ve telafi net değilse, güven yeniden inşa edilmemiştir. Bu durumda geçmiş, kapanmamış bir borç gibi tekrar gündeme gelir.
Konu ne olursa olsun, yaşandığı anda karşı tarafın ihtiyaç duyduğu duygunun ona yansıtılması gerekir. Savunmayı bırakmak gerekir. “Şunları yaptım ama bunları fark etmiyorsun.” ya da “Görmüyorsun.” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Bunun yerine:
“Seni bunları yaşarken yalnız bıraktım. Yanında olmalıydım.”
“Seni bu konuda çok incittim.”
“O gün seni yalnız bıraktım. Bunun sende ne yarattığını şimdi daha iyi görüyorum. Böyle hissetmene sebep olduğum için üzgünüm. Bundan sonra … yapacağım.”
gibi sorumluluk alan ve empati içeren ifadeler kullanılmalıdır.