DOĞRU YOL Türk Kültür Sanat Derneği

DOĞRU YOL Türk Kültür Sanat Derneği Doğru Yol Türk Kültür Sanat Derneği

07/09/2026

"Kosova’da Türk olmak..."
Kardeş kuruluşumuz Kosova Türk Gençleri Platformu'nun panelinden kısa bir tadımlık!
"DOĞRU YOL" Türk Kültür Sanat Derneği Başkanı Nevzat Şundo anlatıyor:

07/09/2026
07/09/2026

🔴 📻 BUGÜN KOSOVA RADYOSU TÜRKÇE CANLI YAYININDA!
Üsküp’te düzenlenen Uluslararası “Osmanlı Avrupası’nda Edebiyat (1400–1800)” Sempozyumunda Kosova’yı temsil eden Türkolog, araştırmacı-yazar, şair ve çevirmen Dr. Taner GÜÇLÜTÜRK, Prizren’in Türk edebiyatındaki tarihsel ve kurucu rolünü bilim dünyasına sunduğu çalışmasıyla bugün RTK 2 – Kosova Radyosu Türkçe Yayınları “Güncel Programı”na konuk oluyor.

🎙️ Bugün | Saat 16.20'de sayın Güçlütürk, sempozyum kapsamında gerçekleştirdiği “Sûzî Çelebi ve Ailesi Üzerinden Prizren’in Balkan Türk Edebiyatındaki Kurucu Rolü” başlıklı çalışmasının önemi ve ayrıntılarını dinleyicilerle paylaşacak.

Programda ayrıca, Prizren’in yüzyıllar öncesine uzanan edebi mirası ve Balkan Türk edebiyatının oluşumundaki kurucu rolü Sûzî Çelebi ve ailesi üzerinden ele alınırken, bugün içler acısı durumda bulunan Sûzî Çelebi Türbesi ile çevresindeki mezarlık haziresinin acilen restore edilmesi ve çevre düzenlemesinin yapılması konusu da yeniden gündeme yeniden taşınacak. Bu vesileyle bu önemli tarihi ve kültürel mirasın korunması için yetkili makamlara acil çağrıda bulunulacak.

Bu hassas konuya yayınlarında yer vererek kamuoyunun dikkatine sunan RTK 2 – Kosova Radyosu Türkçe Yayınlarına yakın ilgileri ve duyarlılıkları dolayısıyla teşekkür ederiz.

📡 Canlı yayını kaçırmayın!

RTK 2 – Kosova Radyosu Türkçe Yayınları
“Güncel Programı” | 16.20

🔗 Canlı yayın linki 👇
[RTK Live – Radio Kosova 2](https://www.rtklive.com/sq/livestream/radiokosova2/?utm_source=chatgpt.com)

Teşekkürler KOSOVAHABER!
07/09/2026

Teşekkürler KOSOVAHABER!

Kosova Türk edebiyatının tarihsel köklerine ışık tutan çalışmalarıyla tanınan Türkolog, araştırmacı-yazar, şair ve çevirmen Dr. Taner Güçlütürk, Üsküp’te gerçekleştirilen uluslararası “Osmanlı Avrupası’nda Edebiyat (1400–1800)” sempozyumunda Kosova’yı temsil...

Teşekkürler Kosovaport!
06/09/2026

Teşekkürler Kosovaport!

Kosova Türk edebiyatının tarihsel köklerine ışık tutan çalışmalarıyla tanınan Türkolog, araştırmacı-yazar, şair ve çevirmen Dr. Taner Güçlütürk, Üsküp'te gerçekleştirilen uluslararası "Osmanlı Avrupası'nda Edebiyat (1400–1800)" sempozyumunda...

06/09/2026

🔴GÜÇLÜTÜRK, SUZİ VE AİLESİ ÜZERİNDEN PRİZREN’İN BALKAN TÜRK EDEBİYATINDAKİ KURUCU ROLÜNÜ BİLİM DÜNYASINA SUNDU

Kosova Türk edebiyatının tarihsel köklerine ışık tutan çalışmalarıyla tanınan Türkolog, araştırmacı-yazar, şair ve çevirmen Dr. Taner Güçlütürk, Üsküp’te gerçekleştirilen uluslararası “Osmanlı Avrupası’nda Edebiyat (1400–1800)” sempozyumunda Kosova’yı temsil etti.

Güçlütürk, sunduğu bildiride Prizren’in Osmanlı Avrupası’nda Türk dili ve edebiyatının gelişimindeki kurucu rolünü Sûzi Çelebi ve aile çevresi üzerinden ortaya koydu.

Balkan Araştırmaları Enstitüsü, TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü tarafından 4–6 Eylül 2026 tarihlerinde Üsküp’te düzenlenen “Osmanlı Avrupası’nda Edebiyat (1400–1800)” Uluslararası Sempozyumu, farklı ülkelerden akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla gerçekleştirildi.

9 oturum ve 33 akademik sunumun yer aldığı bilimsel buluşmada Dr. Taner Güçlütürk de davetli konuşmacı olarak yer aldı. Güçlütürk, sempozyumda “Osmanlı Avrupası’nda Prizren’de Türk Edebiyatının Kurucu Kadrosu: Sûzi Çelebi ve Aile Çevresi” başlıklı bildirisini sundu.

●"Prizren, edebiyat tarihinin merkezlerinden biri olarak yeniden okundu"

Güçlütürk’ün çalışması, Prizren’in Osmanlı Avrupası’ndaki Türk edebiyatı tarihindeki konumunu yalnızca biyografik bilgiler üzerinden değil, medrese, vakıf, aile, eğitim, sosyal çevre ve kültürel ağlar bağlamında bütüncül biçimde ele aldı.

Araştırmada özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda Prizren’de oluşan edebî ve kültürel ortam incelendi. Nehâri, Sa’yi, Mü’min ve Sûzi gibi Prizren’de yetişen öncü şahsiyetlerin hayatları, eserleri ve dönemin kültür çevresiyle ilişkileri ele alınırken, bu isimlerin Osmanlı Avrupası’nda Türk dilinin ve edebiyatının gelişmesindeki rolleri ortaya konuldu.

Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, edebî üretimin yalnızca bireysel sanat faaliyetleriyle açıklanamayacağına ilişkin tespit oldu. Araştırma, aile, medrese, vakıf, kütüphaneler ve sosyal-kültürel çevrenin Prizren’de güçlü bir edebiyat geleneğinin oluşmasında belirleyici olduğunu ortaya koydu.

Güçlütürk’ün araştırmasına göre Prizren, İstanbul merkezli edebi geleneğin yalnızca takip edildiği bir “çevre” olarak kalmadı, kendi şairlerini, eserlerini, eğitim kurumlarını ve kültür çevresini üreten özgün bir edebiyat merkezi haline geldi.

Dönemin tezkirelerinde Prizrenli yedi divan şairinin yanı sıra âşık ve tekke şairleriyle birlikte toplam 14 şairin yer alması da şehrin Balkanlar’daki yoğun edebî üretimini ortaya koydu.

●"Sûzi Çelebi: Şairliğin ötesinde bir kültür kurucusu"

Güçlütürk’ün bildirisinin merkezinde yer alan Sûzi Çelebi, araştırmada yalnızca bir şair ve müellif olarak değil, Prizren’in kültürel hafızasını şekillendiren önemli bir şahsiyet olarak değerlendirildi.

Sûzi’nin Gazavatnâme-i Mihaloğlu Ali Bey adlı eseri, edebî değerinin yanı sıra Osmanlı’nın Balkan fetihleri ve akıncı kültürüne ışık tutan tarihî yönüyle de öne çıktı.

Ancak araştırmanın dikkat çektiği asıl husus, Sûzi’nin mirasının şiir ve yazılı eserlerle sınırlı kalmaması oldu. Sûzi tarafından inşa ettirilen cami, medrese, kütüphane, köprü, çeşme ve diğer vakıf yapıları, onun eğitim, bilgi, edebiyat ve kültürel aktarımı kurumsallaştıran bir kültür kurucusu olduğunu gösterdi.

Özellikle vakfiyesinde kitapların korunması ve güvenilir kişilere ödünç verilmesine ilişkin hükümler, dönemin kitap ve bilgi anlayışının da önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi. Böylece kitap, yalnızca bir eşya değil, gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir kültürel miras olarak ele alındı.

●"Osmanlı’dan Balkanlar’a uzanan edebiyat mirası"

Araştırma, Osmanlı döneminde Balkanlar’a taşınan edebi biçimlerin zaman içerisinde bölgenin yerel kültürü, sosyal yapısı ve temalarıyla harmanlandığını ve kendine özgü güçlü bir Balkan edebiyat geleneğinin oluşmasına zemin hazırladığını ortaya koydu.

Bu süreçte Prizren, yalnızca bir yerleşim merkezi değil, Türk dilinin, edebiyatının ve kültürünün üretildiği, korunduğu ve çevre bölgelere yayıldığı önemli bir kültür merkezi olarak öne çıktı.

Prizren’den Balkan coğrafyasına yayılan bu edebi birikim, sonraki kuşakların kültürel hafızasında kalıcı izler bıraktı ve Balkan Türk edebiyatı geleneğinin temel taşlarından birini oluşturdu.

Güçlütürk, ancak siyasi dönüşümler, toplumsal değişimler ve zaman içerisinde yaşanan kültürel ihmal nedeniyle bu mirasın önemli bir bölümünün unutulduğuna veya yeterince araştırılmadığına dikkat çekti.

Bu nedenle arşivlerin, yazma eserlerin, mecmuaların ve saha verilerinin yeniden değerlendirilmesinin, geçmişte kalan bu edebi mirasın gün yüzüne çıkarılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

●"Arşivlerden yazma mecmualara uzanan araştırma"

Güçlütürk’ün Üsküp’te sunduğu çalışma, yalnızca mevcut literatürün değerlendirilmesine dayanmadı. Araştırma, saha çalışmaları, arşiv incelemeleri ve eski yazma mecmuaların değerlendirilmesi gibi farklı kaynak ve yöntemlerle desteklendi.

Bu yönüyle çalışma, Prizren’in edebiyat tarihindeki yerini yeni belge, veri ve araştırma bulguları ışığında yeniden değerlendiren kapsamlı bir araştırma niteliği taşıdı.

Güçlütürk, uzun süredir üzerinde çalıştığı Sûzi Çelebi ve aile çevresi merkezli araştırmasının güncel sonuçlarını uluslararası akademik kamuoyuyla paylaşarak Osmanlı Avrupası’nda Türk edebiyatının oluşum süreçlerine ve Prizren’in bu süreçteki rolüne yeni bir perspektif kazandırdı.

●"Geçmişin mirası için somut koruma vurgusu"

Bildiri, akademik tespitlerin yanı sıra önemli bir kültürel sorumluluk çağrısını da gündeme taşıdı.
Araştırmada, Sûzi Çelebi’nin Prizren’de bulunan cami, türbe, mezar ve diğer vakıf eserlerinin mevcut durumuna dikkat çekilerek, tarihî mirasın korunması ve yaşatılması için somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı.

1955 yılında koruma altına alınmasına rağmen Sûzi’nin haziresi ve vakıf eserlerinin uzun yıllar yeterli koruma ve restorasyon çalışmalarından yoksun kalmasının, kültürel miras açısından ciddi bir sorun oluşturduğu belirtildi.

Bu kapsamda şair kardeşler Suzi ve kardeşi Nehari'nin mezarları ile etrafındaki hazirenin Kosova makamları, Türkiye Cumhuriyeti kurumları, Yunus Emre Enstitüsü, TİKA ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılması önerildi.

Bu şekilde Prizren’in ihmal edilip unutulan edebiyat hazinesi Üsküp’te bilim dünyasının gündemine bir daha geldi.

Bunun yanında bugün yalnızca 1795 beyti ulaşan Gazavatnâme’nin kayıp bölümlerinin yurt dışındaki yazma eser koleksiyonlarında araştırılması, muhtemel Sûzi Divanı’nın izinin sürülmesi, eserlerinin günümüz Türkçesiyle yeniden yayımlanması ve Sûzi’nin sonraki Prizrenli şairler üzerindeki etkisinin araştırılması gerektiği ifade edildi.

Dr. Taner Güçlütürk’ün çalışması böylece yalnızca geçmişte kalmış bir edebiyat dünyasının izlerini süren akademik bir araştırma olarak kalmadı, Prizren’in beş asırlık Türk edebiyatı ve kültür mirasının yeniden keşfedilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için bir kültürel sorumluluk çağrısına dönüştü.

Kosova Türk Yazarlar Derneği Eşbaşkanlığı görevini sürdüren Güçlütürk, aynı zamanda Kosova Yunus Emre Enstitüleri Okutmanı olarak da çalışmalarını sürdürüyor. Edebiyat tarihi, Yeni Türk Edebiyatı, Türk dili, halk bilimi ve Balkan Türk kültürü alanlarında araştırmalar yapan Güçlütürk, Kosova Türklerinin sözlü ve yazılı edebiyat mirasını uluslararası akademik platformlara taşıyan araştırmacılar arasında yer alıyor.

Bugüne kadar 8 kitap ve 50’nin üzerinde bilimsel makale yayımlayan Güçlütürk, akademik çalışmalarını bağımsız olarak sürdürüyor.

Uluslararası hakemli dergilerde ve sempozyum bildiri kitaplarında yayımlanan araştırmalarını bir araya getirerek bilim dünyasına sunmaya yönelik kapsamlı bir çalışma da hazırlıyor.

Güçlütürk, akademik çalışmaları dolayısıyla 2019 yılında Türklerin Dünyası Enstitüsü (IFWT) tarafından Bilim ve Akademik Yayın Ödülü’ne layık görülmüştü.

●"Prizren’in hafızası, Balkanlar’ın ortak mirası"

Üsküp’te gerçekleştirilen sempozyum, Osmanlı döneminin edebi birikimini farklı coğrafyalardaki kültürel izleriyle birlikte değerlendiren önemli bir bilimsel buluşma olarak tamamlandı. Güçlütürk’ün bildirisi ise bu geniş tarihsel çerçevede Prizren’i yeniden edebiyat tarihinin merkezine taşıdı.

Sûzi Çelebi ve aile çevresinden hareketle ortaya konulan araştırma, Prizren’in yalnızca geçmişte yaşamış şairlerin şehri olmadığını, Balkanlar’da Türk dili, edebiyatı, eğitimi ve kültürünün kök saldığı, üretildiği ve kuşaktan kuşağa aktarıldığı güçlü bir kültür merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Bugün Prizren’de yaşayan bu tarihi miras, artık yalnızca geçmişin hatırası değil, araştırılması, korunması ve geleceğe aktarılması gereken ortak bir kültürel değer olarak yeniden gündeme geldi.

Prizren’den Balkanlar’a, Osmanlı Avrupası’ndan bugüne uzanan bu edebiyat hafızası, Güçlütürk’ün bildirisi ve bilimsel araştırmasıyla bir kez daha bilim dünyasının gündemine taşındı.

KTYD Haber

🔴GÜÇLÜTÜRK, SUZİ VE AİLESİ ÜZERİNDEN PRİZREN’İN BALKAN TÜRK EDEBİYATINDAKİ KURUCU ROLÜNÜ BİLİM DÜNYASINA SUNDUKosova Tür...
06/09/2026

🔴GÜÇLÜTÜRK, SUZİ VE AİLESİ ÜZERİNDEN PRİZREN’İN BALKAN TÜRK EDEBİYATINDAKİ KURUCU ROLÜNÜ BİLİM DÜNYASINA SUNDU

Kosova Türk edebiyatının tarihsel köklerine ışık tutan çalışmalarıyla tanınan Türkolog, araştırmacı-yazar, şair ve çevirmen Dr. Taner Güçlütürk, Üsküp’te gerçekleştirilen uluslararası “Osmanlı Avrupası’nda Edebiyat (1400–1800)” sempozyumunda Kosova’yı temsil etti.

Güçlütürk, sunduğu bildiride Prizren’in Osmanlı Avrupası’nda Türk dili ve edebiyatının gelişimindeki kurucu rolünü Sûzi Çelebi ve aile çevresi üzerinden ortaya koydu.

Balkan Araştırmaları Enstitüsü, TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü tarafından 4–6 Eylül 2026 tarihlerinde Üsküp’te düzenlenen “Osmanlı Avrupası’nda Edebiyat (1400–1800)” Uluslararası Sempozyumu, farklı ülkelerden akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla gerçekleştirildi.

9 oturum ve 33 akademik sunumun yer aldığı bilimsel buluşmada Dr. Taner Güçlütürk de davetli konuşmacı olarak yer aldı. Güçlütürk, sempozyumda “Osmanlı Avrupası’nda Prizren’de Türk Edebiyatının Kurucu Kadrosu: Sûzi Çelebi ve Aile Çevresi” başlıklı bildirisini sundu.

●"Prizren, edebiyat tarihinin merkezlerinden biri olarak yeniden okundu"

Güçlütürk’ün çalışması, Prizren’in Osmanlı Avrupası’ndaki Türk edebiyatı tarihindeki konumunu yalnızca biyografik bilgiler üzerinden değil, medrese, vakıf, aile, eğitim, sosyal çevre ve kültürel ağlar bağlamında bütüncül biçimde ele aldı.

Araştırmada özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda Prizren’de oluşan edebî ve kültürel ortam incelendi. Nehâri, Sa’yi, Mü’min ve Sûzi gibi Prizren’de yetişen öncü şahsiyetlerin hayatları, eserleri ve dönemin kültür çevresiyle ilişkileri ele alınırken, bu isimlerin Osmanlı Avrupası’nda Türk dilinin ve edebiyatının gelişmesindeki rolleri ortaya konuldu.

Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, edebî üretimin yalnızca bireysel sanat faaliyetleriyle açıklanamayacağına ilişkin tespit oldu. Araştırma, aile, medrese, vakıf, kütüphaneler ve sosyal-kültürel çevrenin Prizren’de güçlü bir edebiyat geleneğinin oluşmasında belirleyici olduğunu ortaya koydu.

Güçlütürk’ün araştırmasına göre Prizren, İstanbul merkezli edebi geleneğin yalnızca takip edildiği bir “çevre” olarak kalmadı, kendi şairlerini, eserlerini, eğitim kurumlarını ve kültür çevresini üreten özgün bir edebiyat merkezi haline geldi.

Dönemin tezkirelerinde Prizrenli yedi divan şairinin yanı sıra âşık ve tekke şairleriyle birlikte toplam 14 şairin yer alması da şehrin Balkanlar’daki yoğun edebî üretimini ortaya koydu.

●"Sûzi Çelebi: Şairliğin ötesinde bir kültür kurucusu"

Güçlütürk’ün bildirisinin merkezinde yer alan Sûzi Çelebi, araştırmada yalnızca bir şair ve müellif olarak değil, Prizren’in kültürel hafızasını şekillendiren önemli bir şahsiyet olarak değerlendirildi.

Sûzi’nin Gazavatnâme-i Mihaloğlu Ali Bey adlı eseri, edebî değerinin yanı sıra Osmanlı’nın Balkan fetihleri ve akıncı kültürüne ışık tutan tarihî yönüyle de öne çıktı.

Ancak araştırmanın dikkat çektiği asıl husus, Sûzi’nin mirasının şiir ve yazılı eserlerle sınırlı kalmaması oldu. Sûzi tarafından inşa ettirilen cami, medrese, kütüphane, köprü, çeşme ve diğer vakıf yapıları, onun eğitim, bilgi, edebiyat ve kültürel aktarımı kurumsallaştıran bir kültür kurucusu olduğunu gösterdi.

Özellikle vakfiyesinde kitapların korunması ve güvenilir kişilere ödünç verilmesine ilişkin hükümler, dönemin kitap ve bilgi anlayışının da önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi. Böylece kitap, yalnızca bir eşya değil, gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir kültürel miras olarak ele alındı.

●"Osmanlı’dan Balkanlar’a uzanan edebiyat mirası"

Araştırma, Osmanlı döneminde Balkanlar’a taşınan edebi biçimlerin zaman içerisinde bölgenin yerel kültürü, sosyal yapısı ve temalarıyla harmanlandığını ve kendine özgü güçlü bir Balkan edebiyat geleneğinin oluşmasına zemin hazırladığını ortaya koydu.

Bu süreçte Prizren, yalnızca bir yerleşim merkezi değil, Türk dilinin, edebiyatının ve kültürünün üretildiği, korunduğu ve çevre bölgelere yayıldığı önemli bir kültür merkezi olarak öne çıktı.

Prizren’den Balkan coğrafyasına yayılan bu edebi birikim, sonraki kuşakların kültürel hafızasında kalıcı izler bıraktı ve Balkan Türk edebiyatı geleneğinin temel taşlarından birini oluşturdu.

Güçlütürk, ancak siyasi dönüşümler, toplumsal değişimler ve zaman içerisinde yaşanan kültürel ihmal nedeniyle bu mirasın önemli bir bölümünün unutulduğuna veya yeterince araştırılmadığına dikkat çekti.

Bu nedenle arşivlerin, yazma eserlerin, mecmuaların ve saha verilerinin yeniden değerlendirilmesinin, geçmişte kalan bu edebi mirasın gün yüzüne çıkarılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

●"Arşivlerden yazma mecmualara uzanan araştırma"

Güçlütürk’ün Üsküp’te sunduğu çalışma, yalnızca mevcut literatürün değerlendirilmesine dayanmadı. Araştırma, saha çalışmaları, arşiv incelemeleri ve eski yazma mecmuaların değerlendirilmesi gibi farklı kaynak ve yöntemlerle desteklendi.

Bu yönüyle çalışma, Prizren’in edebiyat tarihindeki yerini yeni belge, veri ve araştırma bulguları ışığında yeniden değerlendiren kapsamlı bir araştırma niteliği taşıdı.

Güçlütürk, uzun süredir üzerinde çalıştığı Sûzi Çelebi ve aile çevresi merkezli araştırmasının güncel sonuçlarını uluslararası akademik kamuoyuyla paylaşarak Osmanlı Avrupası’nda Türk edebiyatının oluşum süreçlerine ve Prizren’in bu süreçteki rolüne yeni bir perspektif kazandırdı.

●"Geçmişin mirası için somut koruma vurgusu"

Bildiri, akademik tespitlerin yanı sıra önemli bir kültürel sorumluluk çağrısını da gündeme taşıdı.
Araştırmada, Sûzi Çelebi’nin Prizren’de bulunan cami, türbe, mezar ve diğer vakıf eserlerinin mevcut durumuna dikkat çekilerek, tarihî mirasın korunması ve yaşatılması için somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı.

1955 yılında koruma altına alınmasına rağmen Sûzi’nin haziresi ve vakıf eserlerinin uzun yıllar yeterli koruma ve restorasyon çalışmalarından yoksun kalmasının, kültürel miras açısından ciddi bir sorun oluşturduğu belirtildi.

Bu kapsamda şair kardeşler Suzi ve kardeşi Nehari'nin mezarları ile etrafındaki hazirenin Kosova makamları, Türkiye Cumhuriyeti kurumları, Yunus Emre Enstitüsü, TİKA ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılması önerildi.

Bu şekilde Prizren’in ihmal edilip unutulan edebiyat hazinesi Üsküp’te bilim dünyasının gündemine bir daha geldi.

Bunun yanında bugün yalnızca 1795 beyti ulaşan Gazavatnâme’nin kayıp bölümlerinin yurt dışındaki yazma eser koleksiyonlarında araştırılması, muhtemel Sûzi Divanı’nın izinin sürülmesi, eserlerinin günümüz Türkçesiyle yeniden yayımlanması ve Sûzi’nin sonraki Prizrenli şairler üzerindeki etkisinin araştırılması gerektiği ifade edildi.

Dr. Taner Güçlütürk’ün çalışması böylece yalnızca geçmişte kalmış bir edebiyat dünyasının izlerini süren akademik bir araştırma olarak kalmadı, Prizren’in beş asırlık Türk edebiyatı ve kültür mirasının yeniden keşfedilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için bir kültürel sorumluluk çağrısına dönüştü.

Kosova Türk Yazarlar Derneği Eşbaşkanlığı görevini sürdüren Güçlütürk, aynı zamanda Kosova Yunus Emre Enstitüleri Okutmanı olarak da çalışmalarını sürdürüyor. Edebiyat tarihi, Yeni Türk Edebiyatı, Türk dili, halk bilimi ve Balkan Türk kültürü alanlarında araştırmalar yapan Güçlütürk, Kosova Türklerinin sözlü ve yazılı edebiyat mirasını uluslararası akademik platformlara taşıyan araştırmacılar arasında yer alıyor.

Bugüne kadar 8 kitap ve 50’nin üzerinde bilimsel makale yayımlayan Güçlütürk, akademik çalışmalarını bağımsız olarak sürdürüyor.

Uluslararası hakemli dergilerde ve sempozyum bildiri kitaplarında yayımlanan araştırmalarını bir araya getirerek bilim dünyasına sunmaya yönelik kapsamlı bir çalışma da hazırlıyor.

Güçlütürk, akademik çalışmaları dolayısıyla 2019 yılında Türklerin Dünyası Enstitüsü (IFWT) tarafından Bilim ve Akademik Yayın Ödülü’ne layık görülmüştü.

●"Prizren’in hafızası, Balkanlar’ın ortak mirası"

Üsküp’te gerçekleştirilen sempozyum, Osmanlı döneminin edebi birikimini farklı coğrafyalardaki kültürel izleriyle birlikte değerlendiren önemli bir bilimsel buluşma olarak tamamlandı. Güçlütürk’ün bildirisi ise bu geniş tarihsel çerçevede Prizren’i yeniden edebiyat tarihinin merkezine taşıdı.

Sûzi Çelebi ve aile çevresinden hareketle ortaya konulan araştırma, Prizren’in yalnızca geçmişte yaşamış şairlerin şehri olmadığını, Balkanlar’da Türk dili, edebiyatı, eğitimi ve kültürünün kök saldığı, üretildiği ve kuşaktan kuşağa aktarıldığı güçlü bir kültür merkezi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Bugün Prizren’de yaşayan bu tarihi miras, artık yalnızca geçmişin hatırası değil, araştırılması, korunması ve geleceğe aktarılması gereken ortak bir kültürel değer olarak yeniden gündeme geldi.

Prizren’den Balkanlar’a, Osmanlı Avrupası’ndan bugüne uzanan bu edebiyat hafızası, Güçlütürk’ün bildirisi ve bilimsel araştırmasıyla bir kez daha bilim dünyasının gündemine taşındı.

KTYD Haber

Teşekkürler Kosovaport!
04/09/2026

Teşekkürler Kosovaport!

Kosova Türk edebiyatının tarihsel köklerini gün ışığına çıkaran önemli akademik çalışmalarıyla tanınan Kosova Türk Yazarlar Derneği Eşbaşkanı, Türkolog, araştırmacı-yazar, şair ve çevirmen Dr. Taner Güçlütürk,...

🔴 Güçlütürk, Osmanlı Avrupası Sempozyumu’nda Kosova’yı Temsil EdecekKosova Türk edebiyatının tarihsel köklerini gün ışığ...
04/09/2026

🔴 Güçlütürk, Osmanlı Avrupası Sempozyumu’nda Kosova’yı Temsil Edecek

Kosova Türk edebiyatının tarihsel köklerini gün ışığına çıkaran önemli akademik çalışmalarıyla tanınan Kosova Türk Yazarlar Derneği Eşbaşkanı, Türkolog, araştırmacı-yazar, şair ve çevirmen Dr. Taner Güçlütürk, uluslararası önemli bir bilimsel buluşmada Kosova ve Balkanlar’ın edebî mirasını temsil edecek.

Dr. Güçlütürk, 4-6 Eylül 2026 tarihlerinde Üsküp’te, Balkan Araştırmaları Enstitüsü, TİKA ile Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenecek “Osmanlı Avrupası’nda Edebiyat (1400-1800)” başlıklı uluslararası sempozyumun davetli konuşmacıları arasında yer alacak. Güçlütürk, sempozyumda “Osmanlı Avrupası'nda Prizren'de Türk Edebiyatının Kurucu Kadrosu: (Sûzi Çelebi ve Aile Çevresi)” başlıklı bildirisini sunacak.

•Prizren’in edebiyat tarihindeki kurucu rolü yeniden okunacak

Güçlütürk’ün bildirisi, yalnızca belirli şair ve yazarların biyografilerini ele alan bir çalışma olmanın ötesinde, Prizren’in Osmanlı Avrupası’nda Türk dili ve edebiyatının gelişimindeki kurucu rolünü bütüncül bir bakışla ortaya koymayı amaçlıyor.

Çalışmada özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda Prizren’de şekillenen edebî ve kültürel çevre, medreseler, vakıflar ve dönemin sosyal-kültürel ağları üzerinden inceleniyor. Nehâri, Sa’yi, Mü’min ve Sûzi gibi Prizren’de yetişen öncü isimlerin biyografileri, eserleri ve şehirdeki kültür çevresiyle ilişkileri araştırmanın temel unsurlarını oluşturuyor.

Bu şahsiyetlerin yalnızca edebî üretimleri değil, aynı zamanda Osmanlı Avrupası’nda Türk dilinin ve edebiyatının korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasındaki kurucu rolleri de mercek altına alınıyor.

Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri ise edebî üretimin yalnızca bireysel sanat faaliyetleriyle açıklanamayacağını; aile, medrese, vakıf, sosyal çevre ve kültürel ağların Prizren’deki edebiyat geleneğinin oluşmasında belirleyici rol oynadığını ortaya koyması.

•Osmanlı’dan Balkanlar’a yayılan bir edebiyat mirası

Güçlütürk’ün çalışmasına göre Osmanlı’nın Balkanlar’a taşıdığı edebî biçimler, zaman içerisinde bölgenin yerel temaları ve kültürel dokusuyla harmanlanarak Balkanlar’a özgü karakter kazanan güçlü bir edebiyat geleneğinin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
Prizren de bu süreçte yalnızca bir yerleşim merkezi değil, Türk dili, edebiyatı ve kültürünün üretildiği, korunduğu ve çevre bölgelere yayıldığı önemli bir kültür merkezi olarak öne çıktı.
Araştırmanın bulguları, Prizren’den Balkan coğrafyasına yayılan edebî etkilerin sonraki kuşakların kültürel hafızasında kalıcı izler bıraktığını ve bugün Balkan Türk edebiyatı geleneğinin temel taşlarından birini oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Ancak siyasi dönüşümler, toplumsal değişimler ve zaman içerisinde yaşanan kültürel ihmal, klasik divan edebiyatı geleneğinin önemli bir bölümünün unutulmasına veya yeterince araştırılmamasına yol açtı. Güçlütürk, bu nedenle söz konusu mirasın arşiv çalışmaları, saha araştırmaları, yazma eser ve mecmua incelemeleri gibi akademik çalışmalarla yeniden ortaya çıkarılmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.
•Arşivlerden yazma mecmualara uzanan kapsamlı araştırma

Dr. Güçlütürk’ün Üsküp’te sunacağı çalışma, saha araştırmaları, arşiv incelemeleri ve eski yazma mecmuaların derlenmesiyle destekleniyor.
Bu yönüyle bildiri, Prizren’in edebiyat tarihindeki yerini yalnızca mevcut kaynakların tekrarı üzerinden değil, yeni belge, veri ve araştırma bulguları ışığında yeniden değerlendirmeyi hedefliyor.

Sempozyumda Güçlütürk, uzun süredir üzerinde çalıştığı Sûzi Çelebi ve aile çevresi merkezli araştırmasının güncel sonuçlarını akademik kamuoyuyla paylaşacak. Çalışmanın, Osmanlı Avrupası’nda Türk edebiyatının oluşum süreçlerine ve özellikle Prizren’in bu süreçteki rolüne ilişkin yeni bakış açıları kazandırması bekleniyor.

Kosova Türk Yazarlar Derneği Eşbaşkanlığı görevini sürdüren Dr. Taner Güçlütürk, aynı zamanda Yunus Emre Enstitüsü Kosova Okutmanı olarak görev yapıyor.

Edebiyat tarihi, Yeni Türk Edebiyatı, halk bilimi ve Balkan Türk kültürü alanlarında gerçekleştirdiği çalışmalarla tanınan Güçlütürk, Kosova Türklerinin sözlü ve yazılı edebiyat mirasını uluslararası akademik platformlara taşıyan araştırmacılar arasında öne çıkıyor.

Bugüne kadar 8 kitap ve 50’nin üzerinde bilimsel makale yayımlayan Güçlütürk, akademik çalışmalarını bağımsız olarak aralıksız sürdürüyor. Uluslararası hakemli bilimsel dergilerde ve sempozyum bildiri kitaplarında yayımlanan araştırmalarının tamamını bir araya getirerek bilim dünyasının hizmetine sunmaya yönelik kapsamlı bir çalışma da hazırlıyor.

Güçlütürk, akademik çalışmaları dolayısıyla 2019 yılında Türklerin Dünyası Enstitüsü (IFWT) tarafından Bilim ve Akademik Yayın Ödülü’ne layık görülmüştü.

Geçmişten geleceğe uzanan kültürel bir köprü
Üsküp’te gerçekleştirilecek uluslararası sempozyum, yalnızca Osmanlı dönemindeki edebiyat birikimini değerlendirmekle sınırlı kalmayacak; Türk edebiyatı geleneğinin farklı coğrafyalardaki izlerini günümüz akademik dünyasıyla buluşturarak kültürler arasında yeni bilimsel ve entelektüel köprüler kurulmasına da katkı sağlayacak.

Sosyal bilimler alanında disiplinlerarası çalışmaları teşvik etmeyi ve nitelikli akademik üretimi desteklemeyi amaçlayan sempozyuma, farklı ülkelerden çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve bilim insanının katılması bekleniyor. Bilimsel oturumların aynı zamanda özellikle genç araştırmacılar açısından deneyim paylaşımı, akademik etkileşim ve yeni araştırma iş birlikleri bakımından önemli bir zemin oluşturması hedefleniyor.

Sempozyumda sunulacak bildiriler hakem değerlendirmesinden geçirilecek; bilimsel niteliği yüksek bulunan seçkin çalışmaların yayımlanarak uluslararası bilim dünyasına kazandırılması planlanıyor.

•Prizren’in hafızası, Balkanlar’ın ortak mirası

Güçlütürk’ün Üsküp’te sunacağı bildiri, bu yönüyle yalnızca bir edebiyat tarihi araştırması değil; Prizren’in kültürel hafızasının, Balkanlar’daki Türk edebiyatının köklerinin ve Osmanlı Avrupası’nın çok katmanlı kültür mirasının yeniden okunması anlamına geliyor.

Sûzi Çelebi ve aile çevresinden hareketle Prizren’in kurucu edebî kadrosunu gündeme taşıyan bu çalışma, geçmişte kalmış bir edebiyat dünyasının izlerini sürerken aynı zamanda bugünün ve geleceğin kültürel haritasına da ışık tutuyor.

Kosova’nın tarihsel ve kültürel birikimini uluslararası akademik platformda temsil edecek olan Dr. Taner Güçlütürk’ün bildirisi, Prizren’den Balkanlar’a, geçmişten geleceğe uzanan güçlü bir edebiyat hafızasının yeniden görünür kılınması açısından sempozyumun dikkat çekici sunumlarından biri olmaya aday.

•Sûzi Çelebi: Bir şairden öte, Balkan Türk kültürünün kurucu hafızası

Güçlütürk’ün araştırmasının ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri, Prizren’in Osmanlı Avrupası’nda yalnızca İstanbul merkezli edebî geleneği takip eden bir “çevre” olmadığı, kendi şairlerini, eserlerini, eğitim kurumlarını, vakıflarını ve kültürel çevresini üreten özgün bir edebiyat merkezi olduğudur. Araştırmaya göre dönemin tezkirelerinde Prizrenli yedi divan şairinin yanı sıra âşık ve tekke şairleriyle birlikte toplam 14 şairin yer alması, şehrin Balkanlar’daki yoğun edebî üretimini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tablonun merkezinde ise Sûzi Çelebi ve aile çevresi bulunmaktadır. Sûzi’nin Gazavatnâme-i Mihaloğlu Ali Bey adlı eseri, yalnızca edebî değeriyle değil, Osmanlı’nın Balkan fetihleri ve akıncı kültürüne ışık tutan tarihî niteliğiyle de dikkat çekmektedir. Ancak araştırmanın asıl çarpıcı sonucu, Sûzi’nin mirasının şiir ve yazılı eserlerle sınırlı kalmamasıdır. İnşa ettirdiği cami, medrese, kütüphane, köprü, çeşme ve diğer vakıf yapılarıyla edebiyatı, eğitimi, bilgiyi ve kültürel aktarımı kurumsallaştıran bir kültür kurucusu olduğu ortaya konulmaktadır. Vakfiyesinde kitapların korunarak güvenilir kişilere ödünç verilmesini öngören anlayış ise kitapların yalnızca birer eşya değil, gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir kültürel miras olarak görüldüğünü göstermesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

•Geçmişin mirası için bugün somut adım çağrısı

Araştırmanın sonuçları, aynı zamanda önemli bir kültürel sorumluluğa da işaret ediyor. Sûzi Çelebi’nin Prizren’deki cami, türbe, mezar ve diğer vakıf eserlerinin günümüzdeki fiziki durumunun bakımsızlık ve ilgisizlik açısından belgelenmiş olması, bu mirasın korunması konusunda artık somut adımlar atılması gerektiğini ortaya koyuyor. Çalışmada, 1955 yılında koruma altına alınmasına rağmen yaklaşık 70 yıldır Sûzi’nin haziresi ve vakıf eserleri için yeterli bir koruma ve restorasyon çalışmasının gerçekleştirilmediği belirtilirken; Kosova makamları, Türkiye Cumhuriyeti kurumları, Yunus Emre Enstitüsü, TİKA ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle restorasyon ve çevre düzenlemesi yapılması öneriliyor. Bunun yanı sıra Sûzi’nin bugün yalnızca 1795 beyti ulaşabilen Gazavatnâme’sinin kayıp bölümlerinin yurt dışındaki yazma eser koleksiyonlarında araştırılması, muhtemel Sûzi Divanı’nın izinin sürülmesi, eserlerinin günümüz Türkçesiyle yeniden yayımlanması ve sonraki Prizrenli şairler üzerindeki etkisinin araştırılması öneriliyor.

Böylece Güçlütürk’ün çalışması, yalnızca geçmişi belgeleyen bir akademik araştırma olmaktan çıkarak Prizren’in beş asırlık Türk edebiyatı ve kültür mirasının korunması, yeniden araştırılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için somut bir kültürel eylem çağrısına dönüşüyor.

KTYD Haber

Address

Shehi Shadervanit 74
Prizren
20000

Opening Hours

Monday 18:00 - 21:00
Tuesday 18:00 - 21:00
Wednesday 18:00 - 21:00
Thursday 18:00 - 21:00
Friday 18:00 - 21:00
Saturday 18:00 - 21:00
Sunday 18:00 - 21:00

Telephone

+38344242415

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when DOĞRU YOL Türk Kültür Sanat Derneği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share