Uzman Psikolog Sibel BORA

Call Directions Website Contact the practice

Uzman Psikolog Sibel BORA Sunduğum hizmetler: Çocuk-Ergen-Yetişkin Danışmanlığı

💫Kızım okula alışma sürecinde okulda yaşadıklarını oyuna döküyor. “Sen çocuk ol, mavi kapıya gitmek iste, annemi özledim...
14/09/2026

💫Kızım okula alışma sürecinde okulda yaşadıklarını oyuna döküyor. “Sen çocuk ol, mavi kapıya gitmek iste, annemi özledim diye ağla” diyerek bana rol veriyor. Dediklerini yapıyorum. Kendisi de öğretmen oluyor, “Bebeğim gel bak” deyip elimi tutuyor, beni oturtuyor, telefondan translate açıp kulağıma tutuyor, “Annenle baban yolda geliyorlar” diyor, sonra ben de rahatlıyorum. Bu oyunu üst üste hiç durmadan on kereden fazla oynuyoruz.
💫Bu aslında bir çocuğun kaygısıyla baş etme yollarından biri. Bu tür gücün çocukta olduğu oyunlarda yetişkinler daha zayıf, korkak, beceriksiz konumda olup çocuğun verdiği direktifi uygularlar. Bu tür oyunlar oynanırken gülmek, kahkaha atmak, eğlenmek çocuğun kendini güçsüz hissettiğinde ortaya çıkan kaygısını yatıştırmasına yardımcı olur, çocuğu rahatlatır.
💫Çünkü çocuklar her zaman “Bak, ben böyle hissetmiştim” diyemez. Bunun yerine sizi o role sokarak aynısını size yaşatır ve aslında onu daha iyi anlamanız için size bir fırsat da verir.
Bir de oyunun aynı şekilde tekrar tekrar oynanması çok anlamlıdır. Yetişkin için “Bunu on kere oynadık, artık yeter” gibi görünse de çocuk için her tekrar, yaşadığı deneyimi biraz daha sindirmek ve sonunu yeniden yazmak demektir. Gerçek hayatta kontrolün kendisinde olmadığı bir durumda, oyunda kontrol artık ondadır. Siz ağlarsınız, o sizi sakinleştirir. Siz annenizi özlersiniz, o size “annenle baban yolda geliyor” der. Yani gerçek hayatta ihtiyaç duyduğu güveni bu kez kendisi size verir.
💫Çocuklar oyunla sadece yaşadığını anlatmaz, aynı zamanda yaşadığı duygunun üzerinde yeniden kontrol kurar. Bu yüzden bazen çocukların aynı oyunu neden tekrar tekrar oynadığını anlamaya çalışmak çok kıymetlidir.
💫Oyun, çocukların kelimelerinden önce gelen dilidir.
O dili anlamak için eşlik bazen sadece eşlik etmemiz yeterlidir.

Bugün kızımın kreşteki ikinci günü. Bu sabah gittiğimizde binanın kapısını henüz açmamışlardı ve diğer velilerle birlikt...
09/09/2026

Bugün kızımın kreşteki ikinci günü. Bu sabah gittiğimizde binanın kapısını henüz açmamışlardı ve diğer velilerle birlikte bahçede bekliyorduk. Sonra kapı açıldı, içeri girerken “Anne elimden tut çünkü korkuyorum biraz” dedi. Korkusuna belki biraz utanma, çekinme, kaygı, gerginlik de eşlik ediyordu. Ama mesele korkusuna veya diğer zor duygularına rağmen devam edebilmesiydi. Korkusuna rağmen okula yürümesiydi. Yetişkinler için de böyle değil mi? Pek çok başlangıcımız, yeniliğimiz, kararlarımız saf iyi duygularla gelmiyor bize. İçinde nahoş duygular da olabiliyor. Bunları söze dökmek, bunların varlığını kabul edip ona rağmen devam edebildiğimizde büyüyoruz. Hatırlattığın için teşekkürler kızım.
Çocuklardan öğrenecek ne çok şeyimiz var!

Altını çizdiğim bazı satırlar…
06/09/2026

Altını çizdiğim bazı satırlar…

Çocukken, ebeveynlerimizden ya da bizim için önemli olan büyüklerden “Bu ilişkide her türlü duyguyu hissetmeye hakkın va...
02/09/2026

Çocukken, ebeveynlerimizden ya da bizim için önemli olan büyüklerden “Bu ilişkide her türlü duyguyu hissetmeye hakkın var” mesajını alamadıysak, yetişkin olduğumuzda işler biraz karışabiliyor.
Ebeveynlerimize dair farkındalığımız arttıkça, özellikle de terapi sürecinde, onlara karşı öfke hissettiğimizde çoğu zaman öfkeye suçluluk da eşlik ediyor. Onları eleştirmek vicdanımızı rahatsız ediyor. Sanki eleştirimizle yıkılacaklarmış, bunu taşıyamayacaklarmış gibi geliyor. Hatta bazen, “Onları yıkan ben olurum” korkusuyla birlikte “hayırsız bir evlat” olduğumuzu da düşünebiliyoruz.
Bilhassa çocukken yalnızca kendi duygularını değil, ebeveynlerinin duygusal dengesini de gözeterek büyüyen çocuklar, kızgınlığını bastırıyor, kırgınlığını söylemiyor, hayal kırıklığını saklıyor.
Eğer çocukken ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişkide bütün duygularımıza yer açılmış olsaydı; öfkemizin de, kırgınlığımızın da, hayal kırıklığımızın da ilişkiyi yok etmediğini deneyimleyebilseydik, bugün kendi duygularımızdan bu kadar çekinmeyebilirdik.
İşte o zaman birine kızmanın onu sevmemek anlamına gelmediğini, kızgınlık ve sevginin yan yana olabileceğini, ebeveynimizi eleştirmenin onun bütünüyle kötü biri olduğu anlamına gelmediğini ve kendi yaşadıklarımızı görmenin bizi “hayırsız bir evlat” yapmayacağını daha zahmetsiz öğrenebilirdik.

Dün akşam “Çocukla Etkili İletişim” konuştuk. Seminerin tamamını izlemek isterseniz Mind Therapy Counselling | Online Th...
29/08/2026

Dün akşam “Çocukla Etkili İletişim” konuştuk. Seminerin tamamını izlemek isterseniz Mind Therapy Counselling | Online Therapy Platform Youtube kanalından izleyebilirsiniz. Başka pek çok konu hakkında da videolar mevcut. Seminerlerimiz devam edecek. 💫

Çocuklar, ebeveynlerinin hiçbir zaman öfkelenmediği evlerde değil; öfkenin ilişkiyi yıkmadığı evlerde daha güvende hisse...
05/06/2026

Çocuklar, ebeveynlerinin hiçbir zaman öfkelenmediği evlerde değil; öfkenin ilişkiyi yıkmadığı evlerde daha güvende hissederler. Çünkü çocukların ihtiyacı olan şey duyguları hiç değişmeyen ebeveynler değildir. Böyle insanlar zaten gerçek hayatta yok. Çocukların ihtiyacı olan şey, duyguları değişse de ilişkiyi sürdürebilen ebeveynlerdir.

Çocukların ruhsal yapısını belirleyen şey çoğunlukla tek tek anılar değildir. Daha çok şu soruların cevabıdır:
-İhtiyacım olduğunda yanımda biri var mıydı?
-Korktuğumda gidebileceğim biri var mıydı?
-Ebeveynlerim duygularımı görüyorlar mıydı?
-Hata yaptığımda tamamen reddediliyor muydum?
-İlişkiler kopuyor muydu, yoksa onarılıyor muydu?

Çocuklarımıza; insan olma paketinde, hata yapmanın ve sonra yeniden ilişki kurabilmenin mümkün olduğunu öğretmemizin, anlatmamızın, göstermemizin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bazı ebeveynler şöyle düşünür: “Çocuğum benim hiç sinirlendiğimi görmemeli.” Ama gerçek hayatta çocukların öğrenmesi gereken şeylerden biri de şudur: Sevdiğim insanlar bazen bana kızabilir. Bazen hayal kırıklığı yaşayabilir. Bazen yorulabilir. Ama ilişkimiz yine de devam eder. Yine de severim, sevilirim. Çocuklarımız için sarsıcı olan şey, zaman zaman yaptığımız hatalarımız değil; her zaman yaptığımız hatalarımızdır.

Ben kızıma, yapmaması gereken bir şeyi yaptığında veya bir şeyi yanlış yaptığında : “Sen çocuksun, bunu bilmemen normal, biz sana öğretiyoruz.” diyorum. O da bu dili içselleştirdi ve bazen bir hata yapınca “ben çocuğum anne öğreniyorum, bazen böyle olabilir” diyor. Çocuğumuzun hatalarına böyle yaklaşmak nispeten kolay pek çok ebeveyn için fakat sıra kendimize gelince en şefkatsiz iç sesimiz belki de orada parmak sallamaya başlıyor bize. O yüzden kendimize de şunu sık sık hatırlatalım isterim. “Ben de insanım, hâlâ anneliği öğreniyorum.” Önce kendimize parmak sallamayan, şefkatli bir içsel ebeveyn olalım ki o şefkati çocuğumuza gösterebilmemiz de daha mümkün olsun.
Sevgiyle 🌸

Sevdiğimiz bir aile dostumuzun sık sık söylediği bir söz var: “Ne yediğim değil, neyin içinde yediğim önemli.” :) Son gü...
03/06/2026

Sevdiğimiz bir aile dostumuzun sık sık söylediği bir söz var: “Ne yediğim değil, neyin içinde yediğim önemli.” :)
Son günlerde bu söz bana iletişimi düşündürüyor. Çünkü bazen ne söylediğimizden çok, onu nasıl ve neyin içinde söylediğimiz belirleyici oluyor. Aynı cümle bir yerde öfke uyandırırken, başka bir yerde “doğru söylüyor” düşüncesi uyandırabiliyor.
İletişim kazaları hepimizin başına geliyor. Kimi zaman yapan, kimi zaman maruz kalan taraf oluyoruz. Ben bazen böyle zamanlarda, Nil Karaibrahimgil’in Sinema şarkısında söylediği gibi davranırken buluyorum kendimi: “Kırıldım ama o tarafı duvara yasladım.” Çünkü bazen yarayı açan kişinin, o yarayı sarabilecek becerisi olmadığını biliyorum. Kişiden veremeyeceği bir şeyi isteyerek beklentiye girmek bazen daha da örseliyor. O zaman da insanın kendine el vermesinden başka çaresi neredeyse kalmıyor. Ama bu, ilişkiyi hemen çöpe atmak gerektiği anlamına da gelmiyor benim için.

Son zamanlarda fark ediyorum ki insanlar bir ilişki, bir dostluk ya da bir iş bir kez tökezlediğinde onu tamamen silmeye daha yatkın. Oysa bir ilişkide gerçekten bir “öteki” varsa, hayal kırıklıkları da kaçınılmazdır. Üzersiniz, üzülürsünüz. Kızarsınız, affedersiniz. Bazen uzaklaşmak ister, bazen onsuz olamayacakmış gibi hissedersiniz.

Belki de gerçek sevgi, tam da burada görünür oluyordur. Kusursuzlukta değil; kırılganlıklara rağmen kalınabildiğinde. Her şey yolundayken değil; zor bir anda kalınarak emek verildiğinde. Yani “-rağmen” devam edildiğinde… Kim bilir belki bazen yaşamak da, sevmek de, ilişki kurmak da “rağmen”lerin içinden geçiyordur. Kim bilir… 🌅

Pek çok hastalıkta olabildiği gibi bazen migren de sadece nörolojik kaynaklı olmayabilir. Psikanalitik açıdan migren, ba...
19/05/2026

Pek çok hastalıkta olabildiği gibi bazen migren de sadece nörolojik kaynaklı olmayabilir. Psikanalitik açıdan migren, bazen söze dökülemeyen duygu ve düşüncelerin bedene yansıması olabilir. Çünkü “dil konuşamadığında beden konuşur.” Başınızı çok da ağrıtmadan bu sorularla biraz baş ağrınız hakkında düşünün isterim. :)

Bugün benim için pek çok açıdan çok özel bir gün. 10 Mayıs Psikologlar Günü ve aynı zamanda benim meslekte 10. yılım. 🎉G...
10/05/2026

Bugün benim için pek çok açıdan çok özel bir gün. 10 Mayıs Psikologlar Günü ve aynı zamanda benim meslekte 10. yılım. 🎉

Geride bıraktığım bu 10 yılda; yaşamına bir şekilde temas ettiğim yetişkinlerden, çocuklardan ve ailelerden çok şey öğrendim. Bazen eşlik ettim, bazen tanıklık ettim, bazen de onlarla birlikte büyüdüm. Öğrenmeye hâlâ devam ediyorum ve sanırım daha uzun yıllar öğrenmeye devam edeceğim. Hayatımda bana pek çok güzel kapı aralayan böyle anlamlı bir mesleğin içinde olmaktan büyük bir şükür ve mutluluk duyuyorum. 🌸

Bu yıl Psikologlar Günü’nü dünyanın pek çok yerinden gelen meslektaşlarımla Freud Museum’da kutlamak benim için ayrıca çok keyifliydi. Psikoterapistlik zaten çoğu zaman yalnız icra edilen bir meslek; buna bir de göçmen olma hâli eklendiğinde, o yalnızlık duygusunu taşımak bazen daha da zorlaşabiliyor. Tam da bu yüzden meslektaş buluşmaları insanın içini besleyen çok kıymetli bir kaynak oluyor. Göçmen Psikologlar Ağımız vesilesiyle hem öğrendiğim hem de çok eğlendiğim iki gün geçirdim.🎈

Öte yandan bugün Türkiye’de Anneler Günü. Kalbimi büyüten küçük bir kıza yaklaşık üç yıldır annelik yapmak; belki on bin kitap okusam öğrenemeyeceğim, anlayamayacağım ve hissedemeyeceğim pek çok deneyimi hayatıma kattı. Annelik, insanın bildiğini sandığı pek çok şeyi yeniden düşündüren, kalbini ve sınırlarını her gün yeniden tanıtan bambaşka bir yolculuk.🌱

Bugün benim için bir sebeple daha özel; İngiltere’ye göç edişimizin 5. yılı. Beş yıl önce bilinmezliklerle dolu görünen bu ülkede artık pek çok şey tanıdık ve bildik geliyorsa; güzel dostluklar kurulmuşsa, dünyanın farklı yerlerinde yaşayan insanlarla çalışabiliyorsam, sanırım bu noktada en büyük teşekkürüm kendime. Pes etmeyen, yeniden başlayan, olumlu ya da olumsuz tüm deneyimlerini kucaklamaya çalışan yanıma… Bugün en çok ona teşekkür ediyorum. 💐

Address

London

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Uzman Psikolog Sibel BORA posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Uzman Psikolog Sibel BORA:

Shortcuts

Sponsored

Share

Category